Almanya en yoksulları virüsten koruyamıyor

Apartmanlar, mezbahalar, sığınma evleri: Son salgınlar, Almanya’nın kriz sırasında en yoksulları koruyamadığını gösteriyor.

Sabine Rennefanz/Berliner Zeitung

Mevcut korona salgınlarının nerede gerçekleştiğine bakarsanız, hemen bir şablona uyduğunu görürsünüz: Göttingen’deki çoğunlukla yurtdışından getirilen kiralık işçilerin, mültecilerin barındırıldığı semtlerdeki apartmanlar.

Kadın sığınma evlerinin yönetimleri, yüksek politik baskı nedeniyle, evlerde hijyen ve temizlik yönetmeliklerine uyamayacaklarını açıkladılar. Göründüğü üzere bu zengin ülke en fakir ve en savunmasız olanları virüsten koruyamıyor.

Düsseldorf Üniversite Kliniği yoksulların korona nedeniyle ağır hastalanma riskinin çok büyük olduğunu belirledi. Krizle mücadeleye yönelik tüm tedbirler, bazukalar ve kurtarma paketleri, işverenlere milyarlık yardım tamamen yanlış yöne gidiyor gibi görünüyor.

Kuzey Ren Vestfalya Başbakanı Arnim Laschet (CDU), Almanya’nın en büyük et şirketi Tönnies’teki skandal koşulları eleştirmek yerine, ZDF’nin röportajında yabancıları suçladı: Rumen ve Bulgarlar virüsü birlikte getirmişlerdi. Romenler? Bulgarlar? Bu, 90’ların ırkçılığını anımsatıyor. Ve bu adam Almanya başbakanı olmak mı istiyor?
Bu arada, et fabrikalarındaki geçici işçilerin kötü çalışma ve yaşam koşulları yıllardır bilinmekte. Taşeronlar, buz gibi ortamda ağır fiziksel işler yapan ve sıkışık toplu konutlarda yatıp kalkan geçici işçiler işe alıyorlar. Bazıları birkaç ay, diğerleri yıllarca çalışıyor.

SPD şimdi et endüstrisini düzenleme, iş güvenliğini artırma, kiralık iş sözleşmelerini yasaklama ve sıkı kontroller uygulama sözü verdi. Bu tür iş sözleşmeleri 2021’den itibaren yasaklanacak. Bu, birçok hasta için çok geç.

Çeviren: Semra Çelik