Eski halimize gelmemiz uzun sürecek

Semra Çelik / KÖLN

Korona salgını döneminde kültür kurumları da tamamen kapandı. Hiçbir etkinlik yapılamadı. Bu dönemde neler yaşandığı, önlemlerin esnekleştirilmesi ve sonrasına dair planları üzerine Köln’de kültürel çalışmaların yapıldığı bir merkez olan Kulturbunker’in yönetim kurulu üyesi ve program yapımcısı olan Sevgi Demirkaya ile görüştük.

Kulturbunker olarak korona dönemini nasıl yaşadınız?

Bütün kurumlarda olduğu gibi bizde de 3. ayın ortasından itibaren tüm etkinlikler dondu. Başlangıçta ‚bir iki hafta sonra herşey geçer, tamamen histerik davranıyorlar‘ diye düşündük. Ama öyle olmadı, var olan etkinliklerimizi biraz beklettik. Daha sonra baktık olacak gibi değil onları da iptal etmek zorunda kaldık. Belediyeden de hiçbir etkinlik yapamayacağımızı, tamamen kapatmamız gerektiğini bildirdiler. Kapandık, hiç kimse içeriye giremedi. İki üç hafta iyi geçti, dinlendik, zamanımızın olmadığı şeylerle ilgilendik. Ama sonra uzayınca her taraftan sorular, sorunlar gelmeye başladı. ‚Ne yapacağız, nasıl yapacağız, tamamen kapalı olursak olmaz‘ diye düşünerek değişik formatlar aramaya başladık. Ama dijitalliğin bizim etkinliklerimiz için çok iyi olmayacağını, uygun olmayacağını düşündük. Tiyatro, konser, okumalar insanların biraraya gelmesiyle güzel olan bir şey. Bir de biz dijitalleşmeye hazırlıklı değildik, şimdiye kadar dijital hiçbir şey yapmamıştık, o nedenle çok kötü kalitede bir şeyler de üretmek istemedik. İleriye yöneldik, ileride daha çok dijital olacağını düşünerek hazırlık yapmaya başladık. Ufaktan bir şeyler hazırlamayı hedefledik.

Personel açısından durum nasıldı?

Kulturbunker’de kadrolu olarak üç kişi çalışıyor. İzolasyon döneminde kısa çalışmaya geçmedik. Kadroluyduk ama tam gün çalışmıyorduk, elimize geçen para düşüktü, kısa çalışmaya geçip durumumuzu daha kötü hale getirmedik. Ben haftada 30 saat çalışıyorum, iki arkadaş haftada 20 saat çalışıyor. Bunu haftayı aramızda bölerek çözümledik. Her gün bir arkadaş büroda çalıştı, diğerleri ev ofisi yaptı. Bir de sözleşmeli değil de çalıştığı saat başına para alan elemanlarımız vardı. Örneğin kafeteryada yemeklerimizi yapan kişi ve diğer elemanlar maddi açıdan çok zorluk çekti. Onlar tamamen mağdur oldu.

Bu dönemde hayata geçirdiğiniz etkinlikler oldu mu?

Geçen hafta Metin Mirza ve Hicran Demir’in Min’s Monolog performanslarını dijital olarak yayınladık. Bi de bir sergimiz vardı, onu virtüelleştirdik. Onu daha sunmadık. Sergi bizim üç yıllık projemizle ilgili. Mülheimer Heimatministerium adında eyalet yönetimi tarafından teşvik edilen üç yıllık kültürel bir konsept. Buna bağlı olarak Mülheimli genç sanatçıların birbirini tanıması, aralarında net kurulması, eserlerini sergilemesi esas alınıyordu. Böyle bir şey planlamıştık, korona nedeniyle iptal oldu ama dijitalliği iyi bilen çok genç sanatçılar vardı, onlar ‚bunu virtüel sergi yapabiliriz‘ dediler. Önerimizi virtüel sergiye çevirdik, önümüzdeki ayın başında sergiyi sunacağız. Güzel olan bu formatı sadece bu sergi için değil önümüzdeki dönemde de kullanacak olmamız.

Kurumun ayakta kalabilmesi için ne gibi girişimlerde bulundunuz?

Şimdilerde Kulturbunker’de kültürel etkinlikler yapmamamıza rağmen çok yoğunuz. Belediyeyle iletişim kuruyoruz, korona ile ilgili fonlar var, onlar hakkında bilgi alıp yararlanmaya çalışıyoruz. Üye olduğumuz çatı örgütleriyle görüşmelerimiz oluyor. Sanatçıların durumunu öğrenip onların geçimi için yardımcı olmaya çalışıyoruz. Acayip bir yoğunluk içindeyiz. Ancak beni şimdiye kadar en fazla rahatsız eden Köln belediyesinden destek alamamamız. Köln Belediyesi hiç ilgilenmedi, yardımı eyalet yönetiminden aldık. Acil maddi yardım, uyulması gereken kurallar, nasıl uyulacağı konusunda yardımı eyaletten aldık. Yapacağımız hazırlıklar vardı ve bunlar masraflıydı. Eyaletin genel yardımlarından yararlandık ama belediyeden hiçir tepki gelmedi. Bu nedenle 15 Haziran Pazartesi günü bizimle birlikte 14 tane Bürgerhaus’la birlikte Köln Belediyesi ile görüşeceğiz. Bizim konumumuz Bürgerhauslardan farklı olmasına rağmen aynı bütçeden finanse ediliyoruz. Ayrılan bir bütçe var ama korona nedeniyle hiçbir ek yardım olmadı. Ne olacağını bilmiyoruz ama yakında yerel seçimler var biraz sempatik yaklaşacaklarını umuyoruz. Biz yine bir kültür merkeziyiz ama Mütze, Büze gibi Bürgerhauslar sosyal yardımlar da yapıyor, onların durumu daha kötü. Onlara da ek bir yardım yapılmadı.

Pandemiye bağlı alınan kısıtlayıcı önlemler az da olsa esnekleştirildi, sonrasına ilişkin planlarınız neler?

Şimdi yavaş yavaş açılmaya başlıyoruz ama onu da nasıl yapacağımızı tam bilmiyoruz. Örneğin bizim büyük salon 400 kişilik ama oraya azami 58 kişi alabileceğiz. 58 kişilik bir konser veya tiyatro da yapamayız, masraflarını çıkaramayız. Hem de o atmosfer olmaz. Bu nedenle büyük salondan çok, küçük konser ve okumalar yaptığımız aşağıdaki kafeyi veya bahçeyi kullanmayı düşünüyoruz. Buralarda ufak tefek bir şeyler yapmaya başlayacağız. Bu etkinlikleri hemen başlatabiliriz ama var olan etkinlikler, en az 50 tane, iptal edildi, yeni etkinlikler yapılacak ama katılım düşük olacağından masrafları da düşük tutmak zorundayız. İptal ettiğimiz etkinlikler bize mali yük olmadı. Korona nedeniyle kendileri iptal edenler oldu, bizim irademiz dışındaki gelişmeler nedeniyle etkinlikler yapılamadı, bu nedenle tazminat falan isteyen çıkmadı. Köln ve çevresindeki sanatçılarla etkinlikler düzenleyeceğiz. Uzak yerlerden kimseyi getiremeyiz. Kafede de azami 40 kişiyle etkinlik yapabileceğiz.

Gelecekten umutlu musunuz? Eski durumunuza geçebilecek misiniz?

Açılsak da bu yılın sonuna kadar bizi ayakta tutabilecek etkinlikler yapamayacağımız kesin. Ayrıca belediyenin finanse edeceği bir tadilat yapılacaktı ama korona nedeniyle yapılamadı. Şimdiden sonra yapılırsa o da faaliyetlerimizi olumsuz etkileyecek. Bu nedenle belediye başkanıyla yapacağımız görüşmeye tüm kültür kurumları ve Bürgerhauslar olarak zararlarımızın dökümünü yaparak gideceğiz. Umudumuz zararımızın karşılanması ve yakın gelecekte etkinliklerimizi normal şekilde sürdürebilmek.