Almanya AB Dönem Başkanı: Hedefte neler var?

YÜCEL ÖZDEMİR

Almanya 1 Temmuz’dan itibaren altı aylığına AB Dönem Başkanlığını Hırvatistan’dan devraldı. Geçen yıl AB Komisyonu Başkanlığına da Ursula von der Leyen’in getirilmesiyle birlikte, önümüzdeki altı ay boyunca AB’nin politikalarına Başbakan Angela Merkel ve eski çalışma arkadaşı von der Leyen yön verecek.

Almanya’nın AB üzerinde etkisini artırdığı bir süreçte gerçekleşen dönem başkanlığı hiç şüphesiz bunun perçinlenmesi için kullanılacak. Almanya’nın altı aylık hedeflerini açıklayan Merkel, bu denemde bütün çalışmalarda “Birlikte. Avrupa’yı yeniden güçlü hale getirelim” sloganını kullanacaklarını ilan etti.

GÖRÜNÜRDEKİ ÜÇ HEDEF

Merkel’in AB dönem başkanlı için öngördüğü ve federal hükümet tarafından da kabul edilen ajandasında şu üç başlık bulunuyor.

Birincisi: Koronavirüs nedeniyle AB genelinde ortaya çıkan ekonomik sorunları gidermek için birlikte hareket edilecek. Bu çerçevede AB Komisyonu tarafından daha önce önerilen 750 milyar euroluk “kalkındırma planı” merkezde olacak. Plan 17-18 Temmuz’da yapılacak AB Zirvesi’nde karara bağlanacak.

İkincisi: 2021-2027 yılları arasında planlanan 1,1 trilyon euroluk bütçe üzerinde değişik ülkeler arasında süren tartışmalar giderilecek ve bir uzlaşma sağlanacak. Hedef üye ülkeler arasında yeni bir bölünmenin olmasını engellemek.

Üçüncüsü: Bu yılın sonunda kadar devam edecek İngiltere’nin AB’den ayrılmasının geçiş sürecinde yapılacak pazarlıkları yönlendirmek. İngiltere 1 Ocak 2021’den itibaren AB’den her bakımdan kesin olarak ayrılıyor. Bu çerçevede İngiltere ile AB arasında yeni anlaşmaların imzalanması gerekiyor. Serbest ticaret ve gümrük birliği konusunda anlaşmalar ve Kuzey İrlanda ile İrlanda arasındaki kontrollerin nasıl olacağı konusunda çetin pazarlıkların yaşanması bekleniyor. AB’yi İngiltere’ye karşı pazarlıklarda temsil edecek Almanya’nın ağırlığını koyarak, Alman sermayesinin adadaki çıkarlarını koruma konusunda ağırlığını koyması bekleniyor. Bu pazarlıklarda İngiltere’ye karşı avantajlı çıkmak, aynı zamanda kıta Avrupa’sında avantajlı duruma geçmesi Almanya’nın öncelikleri arasında yer alıyor.

Bütün bunlar görünürdeki hedefler ve daha çok AB içine yönelik hamleler. Ancak, özellikle 2008 ekonomik krizinden bu yana AB içerisinde gücünü artıran Almanya hem üye ülkeler hem de dünya çağında kendi çıkarlarını AB şemsiyesi altında hayata geçirmeye devam edecek.

ÖRTÜLÜ HEDEFLER

Öncelikle 750 milyar euroluk kalkınma fonu konusunda Avusturya, Hollanda, Finlandiya gibi ülkelerin başını çektiği ülkelerle güney Avrupa ülkeleri İtalya, Fransa, İspanya arasında bir denge sağlanmaya çalışılacak. Zira, çelişkilerin derinleşmesi, AB’nin olduğu gibi yoluna devam etmesini güçleştiriyor. Bu nedenle bir denge politikası izleyen Almanya, “lider” olarak diğer ülkelerin kendi etrafında hareket etmesini dayatma tutumunu, bu dönem daha etkili sürdürmeye çalışacak. En büyük rakip Fransa’ya birliğin devamı için belli tavizler verilecek. Askeri ve nükleer gücü bakımından diğer ülkelerden farklı bir yerde duran Fransa’nın özellikle ekonomi açısından Almanya karşısında epey açık verdiği biliniyor.

Bütün bunlar elbette AB’nin uluslararası politika çerçevesinde ortak bir duruş göstermesine yöneliktir. Dünya çapında en büyük rakipler olan ABD, Rusya ve Çin gibi ülkelerle nasıl ilişki sürdürüleceği, aynı zamanda Almanya’nın dünya üzerindeki paylaşım planlarıyla yakından ilgili. Özellikle ABD’nin Çin ve Rusya’ya karşı izlemiş olduğu politikalar bugüne kadar genel olarak AB tarafından kabul görmedi. Ülkeler arasında farklı görüşler olmakla birlikte Rusya ve Çin ile ilişkilerin devam etmesini isteyenlerin sayısı çoğunlukta. Hatta, örneğin İtalya AB’yi bir yana bırakarak Çin ile özel anlaşmalar imzaladı. Yine, Almanya, ABD’nin pek çok kez itiraz etmesine rağmen, Rusya ile özellikle doğal gaz alanında birlikte çalışmaya devam ediyor.

Almanya’nın öncelikleri arasında yer alan Çin ile ticaret hacmini geliştirme aslında dönem başkanlığının en önemli hedefleri arasında yer alıyordu.

Bu temelde eylül ayında Leipzig’de büyük bir AB-Çin Zirvesi için uzun zamandan beri hazırlıklar yapılıyordu. Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’in bizzat zirveye katılması da kesinleşmişti. AB ile Çin arasında pek çok anlaşmanın imzalanmasının planlandığı zirve pandemi nedeniyle ileriki bir tarihe iptal edildi. Ancak bu, hedeflerden vazgeçildiği anlamına gelmiyor.

ABD-AB ilişkileri ise Almanya’nın dönem başkanlığı döneminde daha da gerilecek. Zira, Almanya AB ülkelerini de arkasına alarak ABD’nin dayatmalarına karşı durmaya çalışacak. Bunların başında ise “Kuzey Akımı 2” geliyor. Yine birçok AB ülkesinin Amazon, Google gibi büyük tekelere getirilmek istediği dijital verginin hayata geçirilmesi kuvvetle muhtemel. Fransa daha önce AB’yi beklemeden ABD’li tekellerden vergi almaya başlamıştı.

Özetle, Almanya önümüzdeki altı ay içinde AB’yi pek çok alanda ortak hareket eden bir birlik haline getirmek için çaba harcarken, kendi çıkarlarını da merkeze koymaya devam edecek. Ancak bunun öyle kolay olmadığı bugünden söylenebilir. Dış politika açısından Libya’daki cepheleşmeye bakıldığında her AB ülkesinin kendi çıkarlarına göre hareket ettiği görülüyor. Sadece bu durum bile AB’nin her alanda “birlik” halinde hareket etmesinin mümkün olmadığını somut olarak gösteriyor. Almanya’nın birlik olarak davranma yönünde yapacağı baskıların ise çelişkileri derinleştirme ihtimali hiç de az değil.


IG BAU: Öncelik çalışma koşullarının iyileştirilmesinde olmalı

Sermaye örgütleri, AB dönem başkanlığının Alman tekellerinin serbest ticaretini geliştirmek için kullanılması çağrısında bulunurken İnşaat İşçileri Sendikası (IG Bau) ise çalışma koşullarının iyileştirilmesini gündeme getirdi. IG Bau Genel Başkanı Robert Feiger yaptığı açıklamada, “Korona pandemisi, tarihsel sorumlulukları ve Avrupa’nın zayıf yönlerini ortaya çıkardı. Her şeyden önce bütün çalışanlar sosyal sigortalı olup olmadığı kontrol edilmeli. Sosyal güvenlik sisteminde yapılan yolsuzluklara ve kaçak çalıştırmaya artık bir son verilmeli. Sosyal sigortalı olan insanların hasta olması durumunda bu durum onlara yardımcı olacaktır. Bu nedenle federal hükümet Avrupa çapında bütün çalışanların sosyal sigortalı olması için çaba harcamalıdır” dedi. (YH)