Almanya ve Libya’daki ‚tehlikeli oyun‘

Son haftalarda Türkiye ile Fransa arasında Akdeniz sahasında yükselen tansiyon hem Almanya hem de NATO sahasına taşınmış bulunuyor. 10 Haziran’da bir Türk savaş gemisinin, Fransız savaş gemisine hedef izleme radarı yönelttiği iddia ediliyor. Askeri terminolojide bu, ateş etmeye hazırlık anlamına geliyor.

Türk-Fransız gerilimin kaynağında elbette Libya sahasındaki farklı çıkarlar yatıyor. Türkiye’nin başını çektiği bir grup ülke, BM tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve Lideri Fayez Serrac’a destek veriyor. Fransa ve Rusya’nın başını çektiği bir grup ülke ise Libya Ulusal Ordusu (LUO) ve Lideri Halife Hafter’e destek veriyor.

Çıkar çatışmalarının her geçen gün biraz daha sertleştiği Libya’da kimi kaynaklara göre asıl oyun kurucular, birbiriyle konuşabilen ancak ayrı güçleri destekleyen Rusya ve Türkiye. Suriye’de belli alanlarda büyük ölçüde ortak hareket eden bu iki ülke, Libya sahasında mümkün olduğu kadar birbirinin ayağına basmamaya özen gösteriyor. Zaten Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da yaptığı bir açıklamada, “Biz Ruslarla karşı tarafta görünüyor gibi olsak da ateşkes için çalışıyoruz” (Deutsche Welle Türkçe, 30.06.2020) diyor. Ama aynı Çavuşoğlu’nun Fransa’yı Libya’da NATO’nun karşısına aldığı Rusya’yla iş birliği yapmakla suçlaması da ilginç bir pragmatizm örneği olsa gerek.

Dikkat edilirse Çavuşoğlu, Libya sahasında Rusya ile karşı karşıya olduklarını söylemiyor. Öyle görünüyor ki Rusya, daha önce Suriye’de olduğu gibi Libya sahasında da Türkiye’nin ilerlemesine göz yumuyor. Dengeyi kaçırmadan, kontrolü kaybetmeden, sınırları aşmadan… Amaç, NATO üyesi emperyalist devletlerin sahadaki etkisini zayıflatmak.

Rusya son yıllarda belli alanlarda kendisine bağımlı hale getirdiği Türkiye ile sorunu bir şekilde çözebileceğine emin görünüyor. Önemli olan, Türkiye ile NATO ittifakı arasındaki çelişkileri derinleştirmek. Gelişmelere bakıldığında Libya’da bu yönde ciddi bir hamle yapılmış görünüyor.

Rusya ile aynı cephede görünen NATO üyesi Fransa, Türkiye’nin Libya’daki faaliyetlerinden pek memnun olmadığını her fırsatta dile getiriyor. Türkiye’nin etkisini sınırlandırmayı ilk hedef olarak belirlemiş durumda. Bu nedenle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron her fırsatta Türkiye’nin Libya’da “Tehlikeli bir oyun oynadığını”, 19 Ocak’ta düzenlenen Berlin Konferansında alınan taraflara silah ambargosu kararını ihlal ettiğini ifade ediyor. Türk savaş gemisinin Fransız savaş gemisini menzile koyduğu yönündeki iddiaları bu tezini güçlendirmek için kullanıyor.

“Tehlikeli oyunu” oynayan ise sadece Türkiye değil, sahada alan kapmaya çalışan bütün ülkeler.

Hafta başında bizzat Berlin’e gelerek AB Dönem Başkanlığını devralan Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yüz yüze görüşen Macron’un çantasında Türkiye’nin Libya’daki faaliyetleri vardı.

Önceki gün Der Spiegel’in internet sitesinde yer alan habere bakılacak olursa, bu görüşmede Merkel’in desteğini almayı başardı. Bu görüşmenin ardından Fransa, NATO’nun Akdeniz’de Libya’ya silah sevkiyatını kontrol etmek için başlattığı “Sea Guardian” operasyonundan geçici olarak çekildiğini açıkladı. Fransa, operasyona “Coubert” adlı savaş gemisi ve bir savaş uçağıyla katılmıştı. Elbette çekilmenin asıl amacı, Türkiye’nin Libya’daki faaliyetlerini daha fazla NATO’nun ve AB’nin gündemine taşımak. Konu kısa bir süre önce NATO savunma bakanları toplantısında da ele alınmıştı.

Merkel, Macron’la yaptığı görüşmeden sonra “durum çok ciddi” açıklaması yaptı ve konunun NATO bünyesinde soruşturulması çağrısında bulundu. Her fırsatta Libya’nın istikrarının Avrupa için önemli olduğunu ifade eden Almanya, geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de bu konuda aktif bir dış politika izleme gayreti içinde olacak. Bu temelde çok zor da olsa AB ülkeleri arasında ortak bir stratejinin sağlanması için çaba sarf edecek. Zira AB de Libya konusunda parçalı. İtalya UMH’yi, Fransa karşısındaki güçleri destekliyor.

Almanya altı aylık AB dönem başkanlığını Libya’da ateşkesin sağlanması için de kullanacak. Özellikle BM düzleminde, silah ambargosu kararını ihlal eden ülkelere karşı bazı yaptırımlar gündeme getirebilir, ancak ciddi bir sonucun çıkması zor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres daha önce Türkiye, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya’nın ambargoyu ihlal eden ülkeler olduğunu söylemişti. Dolayısıyla, Türkiye’nin BM kararlarını ihlal ettiği konusu bundan sonra daha fazla gündeme gelecek. Macron’un getirdiği “Libya dosyası” dün Berlin’i ziyaret eden Çavuşoğlu’nun önüne konuldu. Ortak basın toplantısında Çavuşoğlu’nun sık sık “siyasi çözüm”den yana olduklarını ifade etmesi pazarlıkların sürdüğünü gösteriyor.

Libya’nın Fransa ve İngiltere öncülüğünde bombalanmasının ardından binlerce insan katledildi, on binlercesi yerinden yurdundan edildi. Kaddafi’nin devrilmesi istikrar değil kaos yarattı. Dolayısıyla Libya üzerinde süren emperyalist paylaşımın asıl kaybedeni elbette Libya halkıdır. Bu nedenle, bütün emperyalist devletler ve bölgede güç olan ülkeler Libya’dan çekilmediği sürece ülkeye istikrarın gelmesi boş bir söylemden başka bir şey değildir.