Fransa’da belediye seçimlerinin ikinci turu: Macron için büyük bir yenilgi

DENİZ UZTOPAL / PARİS

İlk turu 15 Mart’ta gerçekleşen belediye seçimlerin ikinci turu ancak üç ay sonra, 28 Haziran’da yapılabildi. Seçim sonuçlarından çıkartılacak üç büyük sonuç var: Sandığa gitmemenin rekor düzeye ulaşması, Cumhurbaşkanı Macron’un büyük bir yenilgi alması ve Yeşiller’in yükselişi.

Fransa’da tarihsel olarak belediye seçimleri vatandaşının en fazla ilgi duyduğu seçimlerden biri. Fakat bu sefer öyle olmadı. Ülkenin en büyük metropolleri de dahil olmak üzere toplam 4 bin 820 şehirde yaklaşık 16 milyon seçmen ikinci tur için oy kullanacaktı. Fakat bunların yüzde 59’u bu sefer sandığa gitmemeyi tercih etti. 1959’da 5. Cumhuriyetin ilk seçimlerinden bu yana ilk kez bir belediye seçimlerinde en düşük katılım bu seçimlerde gerçekleşti. Seçimlerin ilk turunda zaten yüzde 55 sandığa gitmeme oranıyla rekor kırılmıştı, ikinci turda bu oran daha da artarak 2014’de, bir önceki seçimlerde zaten tarihsel bir rekor olan yüzde 37’yi neredeyse ikiye katlayarak yüzde 59’a çıktı. Yapılan bir ankete göre, oy kullanmayanların yüzde 40’ı koronavirüs salgınından dolayı sandık başına gitmediğini belirtmiş. Fakat sonuç açısından bakılırsa birçok metropolde belediye başkan ve meclisleri seçmenlerin sadece yüzde 30’nun oyuyla seçilmiş olması bir meşruiyet sorununu gündeme getiriyor.

MACRON’UN BÜYÜK YENİLGİSİ

Bu seçimlerde çıkartılacak en büyük ikinci sonuç ise Macron’un partisi LREM’in aldığı önemli yenilgidir. Seçimlerin ilk turunda büyük bir yenilgi alan parti ikinci tura kaldığı şehirlerin yüzde 70’inde sağcı Cumhuriyetçiler ile ittifak yaparak bu yenilgiyi sınırlamaya çalışmıştı. Fakat buna rağmen büyük bir yenilgiyi engelleyemedi. Strasbourg, Aix-en-Provence ve Besançon gibi büyük şehirlerde kazanmayı bile umuyordu fakat üçünde de yenilgi aldı. Paris’te eski Sağlık Bakanı Agnes Buzyn’in ilk turda aldığı kötü sonuçlar daha da geriledi ve Macron’un tüm sağlık politikasını şahsında temsil eden aday bırakın belediye başkanı seçilmeyi, belediye meclisine bile seçilemedi. Yine Paris’in 14. Bölgesinde aday olan Kadın-Erkek Eşitliği ve Dışlanmışlığı Karşı Mücadele Bakanı Marlène Schiappa da seçimleri kazanamamış ve büyükşehir belediye meclisine bile girememiştir.

Ülkenin en büyük ikinci metropolü olan Marsilya’da Macron’un adayı Yvon Berland ilk turda sadece yüzde 1,5 oy almış, ikinci turda 25 yıldır şehri yöneten sağcıları desteklemişti. Fakat ikinci turda birlikte büyük bir yenilgi aldılar. Ülkenin en büyük üçüncü metropolü Lyon’da Macron’un eski İçişleri Bakanı Gerard Colomb ilk turda aldığı büyük yenilgiden sonra ikinci turda sağcı adayı desteklemişti. Marsilya’da olduğu gibi burada da birlikte büyük bir yenilgi aldılar.

Benzer bir durum 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana sağın yönettiği Bordeaux kenti için de söylene bilinir. Örnekler çoğaltıla bilinir, fakat Macron’un partisi bir istisna haricinde tüm büyük metropolde büyük hüsrana uğradı. Bu istisna Le Havre kenti idi. Başbakan Edouard Philippe seçimleri kazanabildi. 2010’da belediye başkanı seçilen Philippe, 2017’den görevinden ayrılarak başbakan olmuştu.

Macron’un bir kabine değişikliğine gideceği haftalardır tartışılıyor, ancak cumhurbaşkanı belediye seçimleri sonuçlarını bekliyordu. LREM’in aldığı bu büyük yenilgi içinde Philippe’in bu başarısından sonra başbakanlık görevine devam edip etmeyeceği önümüzdeki günlerde daha da netleşecek.

YEŞİL DALGA YÜKSELİŞTE

Seçimlerin asıl kazananı Yeşiller Partisi (EELV) oldu. İlk turda oylarını büyük oranda artıran Yeşiller, birçok kente ilk sırada yer alan sol aday olduğundan dolayı diğer sol partilerin desteğini almıştı. Sonuç açısından bakıldığında Lyon, Strasbourg, Bordeaux, Poitiers, Besançon, Tours, Annecy gibi büyük şehirlerin belediye başkanlığını kazandı. 230 bin nüfuslu Lille’de ise Sosyalist Parti’nin adayı Martine Aubry’ye karşı sadece 227 oyla kaybettiler.

Sosyalist Partisi (PS) uzun yıllardır yasadığı erimeyi bu seçimlerde kısmen de olsa durdurabildi. Başkent Paris’i tekrar kazandı ve Anne Hildago belediye başkanlığına bir dönem daha devam edecek. Rennes ve Nantes gibi büyük metropollerde görevlerine devam edecekler. Ayrıca Montpellier, Nancy ve Saint-Denis gibi önemli metropolleri de kazandılar. Saint-Denis’de daha önce Fransız Komünist Partisi (FKP) gibi sol örgütlerin kurduğu ittifak kazanmıştı. FKP bu seçimler de uzun yıllardır yönettiği birçok belediyeyi kaybetti.

Ancak daha önce kaybettikleri Bobigny ve Corbeil-Essonnes kentlerinde ise tekrar kazanmayı başardı. Sonuç olarak FKP’nin hala onlarca belediye başkanı ve yüzlerce encümeni olmaya devam ediyor.

SAĞCI LR VE RN’NİN DURUMU

Sağcı Cumhuriyetçiler (LR) partisi üç yıldır gerçeklesen tüm seçimlerde büyük yenilgi alıyordu. Bu seçimlerde Bordeaux ve Marsilya gibi uzun yıllardır yönettiği büyük metropolleri kaybetti, birçok kentte iktidar partisi ile yaptığı ittifaklara rağmen kazanamadı. Yıllardır yaşadığı kan kaybını bu seçimlerde durdurduğu söylenebilir. Başbakanın ve hükümetin birçok en önemli bakanlıklarının LR’den gelmiş olması ve Macron’un sağcı bir politika yürütmesi seçmen kitlesinin bir kısmını LREM’e çekmişti, fakat bu seçimlerde bu seçmenlerin ezici çoğunluğu tekrar Macron’cu partisinden uzaklaştığı anlaşılıyor. Paris bu açıdan önemli bir örnek. LR adayı Rachida Dati seçimleri kazanamadı, ancak oylarını arttırdı.

Aşırı sağcı Marine Le Pen’in partisi “Ulusal Bir Araya Gelme” (RN) bu seçimlerde ilk defa 120 bin nüfuslu önemli bir şehir olan Perpignan’u LR’in elinden aldı. 2014’deki seçimlerde kazandığı belediyelerin çoğunu seçimlerin ilk turunda kazanan aşırı sağcı parti daha büyük bir zafer elde etmeyi umuyordu. Marine Le Pen’in yıllardır partisini “normalleştirme”, yani babasının kendisine bıraktığı kötü imaj mirasını “terk ederek” merkez sağa çekme, sağla ittifaklar yapma stratejisi ise başarılı olmadı. Le Pen bu seçimlerde söz konusu stratejini test edip, esas olarak iki yıl sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hayata geçirmek istiyordu. Bu açıdan bakıldığında RN’in başarısız olduğu görülüyor.