Stuttgart’ta neler oluyor?

21 Haziran sabahı Stuttgart’ta 500 kadar gencin iki saat boyunca polisle çatışması ülke genelinde yoğun tartışmalara yol açtı. Federal hükümet ve eyalet hükümeti gençlerin neden polise tepki duyduğunu ve polisin olaylardaki rolünü sorgulama yerine gençlere tehditler savurdu. Stuttgart adeta “polis kentine” çevrildi.

Ali Çarman / Stuttgart

Baden-Württemberg eyaletinin başkenti Stuttgart’ta 21 Haziran Pazar sabaha karşı bir grup genç ile uyuşturucu kontrolü yapmak isteyen polis arasında saatler süren sert çatışmalar yaşandı. Kontrolden çıkan ve uzun süre devam eden çatışmada çok sayıda genç yaralanırken, çok sayıda dükkanın da camları kırıldı.

Görgü tanıklarının sosyal medya üzerinden paylaştıkları bilgilere göre, polisin uyuşturucu kontrolü yapmak istediği sırada, gençlere ayrım yapmadan hakaret etmesi, tehditlerle yaklaşması gençlerde öfke patlamasına neden oldu.

500 kadar genç şehrin en işlek caddesinde ne bulduysa eline alıp aralarında bankalar, lüx mağazalar, kuyumculaı, polis arabaları ve McDonald şubesinin olduğu 40 işyerinin camlarını kırdı. Yüzlerce polis olay yerine gönderilirken, helikopterler sabaha kadar havada uçuştu. Gerek göstericilerden gerekse polisten hafif yaralanmalar oldu. 24 genç gözaltına alındı ve bunların bir bölümü daha sonra mahkeme tarafından tutuklandı. Polisin yaptığı açıklamaya göre gözaltına alınanlardan 12 kişi göçmen iken diğer yarısı da Alman genci.

ŞİDDET ŞİDDETİ DOĞRURDU

Stuttgart tarihinde savaş yıllarından bu yana ilk kez böylesine görüntülerin ortaya çıkması bir anda ülke gündemine oturdu. Sabah saatlerinde çatışmaların olduğu bölgede kalabalık bir gün tablosuyla karşılaştık. Sokak boydan boya insanlarla doluydu. Camları kırılan mağazalara tek elden “Yarat, yok etme” yazıları yazılmıştı. Yaşananların kabul edilemez olduğunu ileri sürenler, şehirde bir şeylerin yanlış gittiğini ve Stuttgart polisinin agresif tutumunu eleştiriyordu.

Eyalet Başbakanı Winfried Kretschmann (Yeşiller) yaptığı açıklamada, “İnsanlara ve dükkanlara yönelik yapılan saldırı kabul edilemez ve en ağır şekilde cezalandırılmalıdır” dedi. Eyalet İçişleri Bakanı Thomas Strobl (CDU) ise yaptığı açıklamada yasalar çerçevesinde olay çıkaranlara karşı en sert cezaların verileceğini söyledi. Strobl olayları araştırmak için 40 kişilik bir komisyon kurulduğunu da bildirdi.

PROTESTOLARIN MERKEZİ: STUTTGART

Polisle gençler arasında çıkan çatışmalarla ülke gündemine bir kez daha giren Stuttgart, koronavirüs ile birlikte adeta protesto gösterilerinin merkezi haline gelmişti. Kısa bir süre önce onbinlerce yerli ve göçmen hep birlikte ırkçılığa karşı gösteriler yapmıştı.

Koronavirüs nedeniyle alınan önlemleri protesto eden ve aralarında ırkçı-sağ grupların da bulunduğu kesimler de en kitlesel gösterileri Stuttgart’ta yaptı. Gelinen yerde bu hareketin eylemlerine katılım ancak yüzlerle sınırlı kalsa da halen de devam ediyor.

Kendilerini partisizler olarak ilan eden bu kesimler yeni bir parti kurarak oluşturmak istedikleri yeni sağ hareket için bu eylemleri sürdürmeye çalışıyorlar.

Bu eylemleri gerçekleştirenlere polis her türlü yardımı yapmaktan geri durmamıştı. Şehirde iki ayı aşkın bir süredir gerginlik söz konusu. Stuttgart polis teşkilatında sağ-milliyetçi AfD yanlıların olduğu gençler tarafında zaman zaman dile getirildi. Ayrıca bir grup ırkçı-faşist, Alman Sendikalar Birliği (DGB) şubesini iki kez işgal etmeye kalkışmış, polis ise bu saldırganları güleç yüzle karşılarken, saldırıyı protesto edenleri tehdit etmişti.

Özetle son 3-4 haftadır Almanya genelinde daha önceleri görülmeyen hareketlilik Stuttgart’ta daha fazla yaşandı ve hala devam ediyor. Bu hareket henüz sadece ırkçılığı temel almış olsa da giderek toplumun yaşadığı diğer sorunları; işten atmaları, kısa süreli çalışmaları, sağlıksız iş koşulları, sağlık ve eğitim alanındaki sorunları da kapsama eğilimi gösteriyor.

Stuttgart olaylarının üzerinde bir haftayı aşkın bir süre geçti ve tartışmalar hala sıcak. Yanlış veya doğru olmasından bağımsız bu hareket gençliğin içinde bulunduğu atmosferi, ruh halini ve eğilimlerini yansıtması bakımından dikkat çekiyor.

POLİSE DAHA FAZLA YETKİ SORUNU ÇÖZER Mİ?

Eyalet başbakanı Kretschmann‎ ve Fedaral İçişleri Bakanı Horst Seehofer (CSU) ağızbirliği etmişçesine olaylara karışanlara en ağır cezaların verilmesi gerektiğine dikkat çektiler. Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier de polisi destekleyen bir açıklamayla hukuk devletinin üstünlüğünden söz etti. Bild gazetesi ise her zaman yaptığı gibi ırkçılara bolca malzeme vererek, tam bir aymazlık ve sorumsuzluk örneği göstererek, propaganda amaçlı haberleri manşete çıkardı. Bild tarafından yapılan manşette, gözaltına alınan gençlerin ellerinden ve ayaklarından kelepçelenerek mahkemeye götürüldüğü öne çıkarıldı. Gençlere, seri katiller ve terör örgütü liderlerine göre alınan önlemler alındı.

Ne var ki, olayların bu denli büyümesinde polisin ve provokatörlerin rolü gündeme getirilmedi. Yapılan tüm açıklamalar ve atılan adımlarda gençlerin tepkilerinin arka planı ve nedenlerini irdeleme yerine, tehditler, polisiye önlemler ve polisin yetkilerinin artırılması yönünde oldu. Toplumsal bir tepkiyi “alkollü olmaya” bağlayacak kadar gerçeklerden uzak bir tutum sergilendi.

Olaylar sonrasında kent adeta polis ablukası altına alındı. Polisin bu gövde gösterisi yeni olayların yaşanmaması için ne kadar caydırıcı olur, orası pek belli değil. Cuma ve Cumartesi akşamları polis sokakta geçenlerin rengine, ismine ve giyimine bakarak; “nerden geliyorsunuz”, “sabıkanız var mı”, “Almanca biliyor musunuz” gibi sorularla kimlik kontrolünde geçirdi. Gazeteler Konigstr ve Schloss’ta polisin konumlanışını övgüyle haber yaptılar.

Burada doğmuş, burada okumuş ve geleceğini burada arayan gençler, “yabancı-göçmen” diyerek küçümsenip,  onurları kırılırken, en küçük bir olayda dahi polise istediği gibi davranma hakkını imkanı tanınması tepkileri arttırmakta ve haliyle sorunu daha da çözülmez hale getirmekte. Stuttgart 21 direnişi ve onlarca demokratik eylemde görülen polisin şiddeti ve saldırıları sorgulanmadığı için bugün benzer bir şiddet gençlere yönelik kullanılıyor.

KAPİTALİZMİN KRİZİNDEN EN ÇOK GENÇLER ETKİLENİYOR

Kapitalist sistemin ekonomik bunalımlarından ve tyarattığı sosyal sorunlardan en fazla etkilenen kesimlerin başında gençliğin geldiği biliniyor. Ve lafa geldiğinde sermaye partileri ve hükümetleri de ‚gençliğin toplumun geleceği olduğunu‘ söylerler. Ancak egemenler hep kendi ihtiyaçları kadar gençliğe ‘fırsat’ tanırlar. Ve sürekli mevcut düzene, kurallara ve uygulamalarabağlı kalıp itiraz etmemelerni isterler. Gençliğin ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan ihtiyaçlarını ve özgürce gelişme hakkını ise görmezden gelirler.

Ancak ne var ki, son yıllarda artan ve korona salgınıyla birlikte daha da büyüyen problemler, gelecek endişesi taşıyan gençlerin hoşnutsuzluğunun, kendine özgü biçimlerde arayışa ve tepkiye dönüştürmekte ve, gençler daha iyi bir dünya talebiyle, kendilerine çizilen sınırlara razı olmayacaklarını göstermekler.