“Ev bizim sanıyorduk meğer sığıntıymışız!”

Almanya’nın en büyük alışveriş merkezlerinden Galerie Karstadt Kaufhof, 62 mağazasını kapatıyor. 28 bin çalışanın şimdilik en az 5 bin’i işsiz kalacak. Emekliliğine az kalanlar veya tazminat alarak gönüllü istifa edenlerle başlayacak işten çıkarmalar, daha sonra çalışanların yaşları, çalışma süreleri, ailevi durumları dikkate alınarak genişletilecek. Kapanmadan etkilenmeyen mağazalardan birinde çalışan 26 yıllık Galerie Karstadt Kaufhof çalışanı Meltem, gelişmeler karşısındaki düşünce ve duygularını gazetemiz için kaleme aldı.

“1980’li yıllarda annem Horten’da temizlikte çalışıyordu. Bazı akşamlar beni de götürürdü, annemin bölümünden ayrılmamam gerekse de bazen diğer teyzelerle kat kat dolaşır, hayranlıkla oyuncakları, mutfak aletlerini, giysileri, yürüyen merdivenleri seyrederdim.

16 yaşındayken Horten’da çıraklık eğitimime başladım. Tanıdığım bir evde gibiydim. Terzilik öğrendim, başlangıçta müşterilerin ihtiyacına göre giysilerde yapılacak değişikliklerde çalışmaya başladım.

Karşımızda Hertie vardı, şimdi yok. Horten da yok, Kaufhof olduk, Galerie Karstadt Kaufhof olduk. Yıllar geçti, terzilikten satıcılığa geçtim. Her sabah siyah giysilerimi giyerek, yakama, fazla göze batmayacak bir iğne, fular vb. takarak işe başladım.

Yıllar önce sayımız çoktu, stressiz çalışıyorduk, molalarda kafeteryada rahat rahat oturabileceğimiz zamana sahiptik. Paramızın azlığı çokluğu ancak sendika temsilcileri gelip de TİS döneminin başladığını söylediklerinde, bazı sendikalı arkadaşlarımız uyarı grevlerine katıldığında aklımıza geliyordu. Aslında bu arkadaşlarımızı nankörlükle suçlamadım değil; gül gibi bir iş bulmuştuk, elimizdekini korumaktan başka ne isteyebilirdik ki?

Sonra patronlarımız değişti, sayımız azaldı, işimiz yoğunlaştı, noel ve tatil paralarımız azaltıldı, işyerimizi korumak için bazı başka haklarımızdan da vazgeçtik.

Yine de burası bizim evimiz gibiydi, evde kiracı, hatta sığıntı olduğumuz aklımıza bile gelmiyordu. Her ailede olurdu böyle şeyler, birbirimize yardımcı olmalıydık. Personele uygulanan indirimler, zaman zaman verilen bonuslar sayesinde çocuklarımızın, kendimizin ihtiyaçlarının çoğunu buradan, içimiz rahat olarak karşılıyorduk.

Yıllardan beri ise „kapandı, kapanacak, personel azaltılacak“ stresi içinde çalışıyoruz. Öyle bir alıştık ki kapanacak denip az ya da çok zararla kurtulmamıza, kısa süre öncesine kadar ‚bu seferki de geçer‘ diye düşünüyorduk.

Ama geçmedi, kapatılacak 62 mağazanın adı açıklandı. Benim çalıştığım mağaza kapanacakların arasında değil, ‚bu sefer de kurtuldum!‘. Kurtuldum mu yoksa beklemede miyim? İşyerini kaybeden, belli bir süre oyalanıp sonra işsizler arasına katılacak olan meslektaşlarım ne yapacak?

Yıllarımızı harcadığımız, işimizi korumak için kazançlarımızdan feragat ettiğimiz, çalışma sürelerimizi azalttığımız, evimiz bildiğimiz bir yerde atılmak için sırada beklemek acı veriyor. Eskiden ücretlerin arttırılması için TİS döneminde iş bırakan arkadaşlara kızardım, şimdi bizi kapı dışarı etmek için planlar hazırlayanlara öfkeleniyorum.”