Savaşın ortasında bir mucize: Franja Partizan Hastanesi

Ali Çarman

İnsanlık, faşizmle karşı karşıya geldiği andan itibaren ölüm pahasına bir yaşam ve özgürlük mücadelesine girdi. İnsanlığın faşizm belasından nasıl kurtulduğunun, nasıl fedakarlıkta bulunduğunun hatırlanmasına neden olan ve faşizme karşı direnişi işaret eden, anıt, levha, heykel, toplama kampları, sokaklara adı verilen direnişçiler, Avrupa’nın bu konuda derslerle dolu tarihine de ışık tutuyor. Unutulmaması için bu türden anıt ve tarihsel mirasların anlamı büyük.

Bir grup arkadaşla Avusturya/Graz’da sabahın erken saatlerinde mucizevi bir yer olan Slovenya/Franja Partizan Hastanesi’ne doğru yola çıktık. Bu gezi bizlerin eski Yugoslavya üzerine birşeyler okumamızı zorunlu kıldı. Zira az çok bilgi sahibi olmalıydık ki, göreceklerimizi bilince çıkarabilelim. Yol boyunca yaptığımız sohbette bir yandan en ağır koşullarda dahi insan yaşamına verilen önem diğer yandan nasıl bir manzara ile karşılaşacağımız konuları üzerine sohbet ettik.

Doğanın kuytuluğundaki güzellik

Yüksek dağlar ve koyu bir yeşilliğin içindeki daracık ve kavisli bir yoldan sonra nihayet hastane yakınında kurulan konaklama parkına vardık. İkinci paylaşım savaşının en kızgın yıllarında Cernkno yakınlarındaki Dolenji Novaki’de yer alan Pasice vadisine olağanüstü bir titizlilik ve gizlilik koşullarında büyük bir dayanışma ve fedakarlıkla inşa edilen partizan hastanesine gelenlerin sayısının giderek arttığını giriş kapısındaki görevli söyledi. Bizler gibi, ormanların derinliklerinde saklı bu ‚insan yaşatma anıtını‘ görmek için gelen epeyce ziyaretçi vardı. Ailece gelenler çocuklarını da beraberlerinde getirmişler. Yaşanan tarihsel gerçeklikleri çocukların da öğrenmesine yardımcı olmak istemeleri doğal olarak bizleri sevindirdi.

Kayalıklar içindeki savunma hattı

Vadide ağır ağır hastaneye doğru yol alırken Alplerin doruklarından süzülüp gelen suyu avuçlayarak kana kana içtik. Yol üzerindeki panolar sayesinde faşizme karşı direnişe geçenlerin kararlı tutumlarını ve yaşamlarının son anlarında söyledikleri sözleri okuduk. Yükseklerde kurulu ve içinde üç kişilik koruma ekibinin yer aldığı savunma hattına hayranlıkla bakıyoruz. Hastane ve yaralıların korunması dahil en ince ayrıntıya kadar her şey düşünülmüş. Üç beş adım attıktan sonra bir partizanın yaşama elveda demeden çok kısa bir süre önce kaleme aldığı mektuptaki sözlerini nutkumuz tutulurcasına tercümanımızdan dinledik: “Anneme, hayatta kalmak güzeldir. Ama bilesiniz ki uğruna öldüğüm dava için bir daha ölmek isterdim. Mektup bulunduğunda kalbim durmuş olacaktır. Faşizmden nefret eden bir partizanım. Sizlere saatimi bırakıyorum. Son dileğim benim için ağlamayın”.

Dere üzerine kurulu barakalar

Kopkoyu yeşillikteki orman, kayalıklar ve gürül gürül akan dere, iki ayrı noktadaki küçük şelaleler insanı kendine hayran bıraktırıyor. Sarp kayalıklarla kaplı bir alana ve daha çok da akan derenin üzerine kurulan tahtalardan dört dörtlük denebilinecek kadar bir hastanenin bütün bölümlerinin çalışacağı 16 baraka büyük bir mühendislik harikası. Barakaların elektrik ihtiyacını karşılamak için suyun gücünden yararlanılmış. En uç noktaya kurulan hidroelektirik santrali bizlere bir başka gerçekliği hatırlatıyor: Doktor, hemşire, mühendis, fizikçi, müzisyen, ayakabıcı ve hastaları koruyan partizanlar, faşizme karşı mücadelede birleşmenin pratiğini yansıtıyor.

Ameliyathane, röntgen odası, hastane mutfağı, muayenehane odası, karantina barakası, morg, banyo, çamaşırhane… bütün barakaları tek tek gezdik. Mutfak odasında duvara asılı tablolar insanın savaş ortamında, ölümle yaşam arasındaki kısa zaman aralığında dahi sanata ve güzelliğe olan bağlılığı yansıtmakta. Bazı barakalarda ise Stalin ve Tito fotoğrafları, faşizme karşı direniş ve zafere olan inancı müjdeleyen afişler asılı. Belirtmek gerekir. Hitler orduları Nisan 1941’de Yugoslavya’yı işgal ettiği andan itibaren partizanlar ve halklar direnişe geçerek büyük kahramanlıklar örneği sergilediler. Yugoslavya Halk Kurtuluş Savaşı’nda partizan birliklerinin başında Tito bulunuyordu. Nazi ordusu insan katletmek için akıl almaz yöntemler kullanmaktan geri durmuyordu. 1941 Ağustos’unda faşist saldırılar had safhaya vardı. 21 Ekim’de Kragujevac’da 700 sivil (bunların arasında ilkokul öğrencileri ve öğretmenleri de bulunuyordu) katledildi. Kraljevo’de 2 bin işçi yanında binden fazla insan kilisede vaftiz töreni esnasında hunharca katledildiler.

Gözleri bağlanarak getirilen yaralılar

Bizlerin bugün dahi yürürken dikkat ettiğimiz daracık ve kayalarla kaplı yolda bir zamanlar en küçük bir sesin, bir iniltinin dahi tehlikeli olabileceği dikkate alınarak gözleri bağlanmış insanlar sedyelerle hastaneye taşınmış. Hastaların ve görevlilerin güvenliğini sağlamak için tek yönlü ve sarp bir yol üzerine kurulu hastahane çevre halkın her türden yardımı ve gözetimi olmasaydı, uzun bir süre hizmet veremezdi. Nitekim bölge faşistler tarafında birkaç kez rastgele bombalanır, ancak faşistlerin partizan hastanesini bulma hevesleri kursaklarında kalır.

Hastanenin kurulmasında büyük rol oynayan Dr. Viktor Volcjak, hastaları iyileştirme sorumluluğunu üstlenen Dr. Janez Peternelj ve partizan hastanesine adını veren kadın doktor Franja Bojc Bidovec bugün anıtlaşan çalışmanın mimarlarıdır. Franja Partizan Hastanesi’nde kurulduğu günden (1943) savaş sonuna kadar farklı uluslardan yüzlerce ağır ve hafif yaralı tedavi gördü. Tedavi gören hastaların morallerini üstün tutmak için müzik/koro çalışmaları ve santraç oyunları dahi düzenlendi.

Slovenya direniş geleneği ve partizanların zaferi

Slovenya’nın değişik bölgelerinde faşizm koşullarında gizlice kurulan ve direnişçilere, halka hizmet sunan 120 gizli hastane olduğu söylenmekte. 15 binden fazla kişi bu yeraltı hastanelerinde tedavi görmüş.

Partizan hareketinin bir başka geleneği ise yeraltı basını. Partizan matbaaları faşizme karşı direnişte, özgürlüğü elde etme mücadelesinde büyük rol oynadı. Kızılordu ve partizan hareketinin birlikte sürdürdüğü ölüm kalım savaşında faşistler yenilgiye uğratılmasının ardından, adeta bir halklar hapishanesi olan Yugoslavya 15 Mayıs 1945’te özgürlüğüne kavuştu.

Faşizme karşı direniş hareketinin bir parçası olan Franja Partizan Hastanesi 2015 yılında Avrupa Mirası etiketi aldı. Koruma altına alınan anıt, aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası aday listesinde yer almakta.

Partizanska Bolnica Franja gezimiz, en karanlık dönemde dahi umudunu kaybetmeyenlerin tarihteki yerlerini bizlere hatırlatıyor. Anı defterine birkaç satır yazı karalayıp, ‚Faşizme Ölüm, Halka Hürriyet‘ notu düşerek, biraz hüzünlü ama daha çok da gururla dönerken kayalıklar içine kazılmış isimlerin önünde bir kez daha saygıyla eğildik.