AB içindeki çatlaklar derinleşiyor

Jörg Kronauer

„Sonu iyi biten herşey iyidir!“ Her halükarda, AB zirvesine katılanların çoğu, toplantının beşinci gününde uzlaşmaya vardıktan sonra halkı bu şekilde ikna etmek istediler.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gururla „Avrupa için tarihi bir gün“den bahsetti. AB Konseyi Başkanı Charles Michel: „Avrupa projesinin büyüsünün yaşadığını gösterdik.“ dedi. Birliğin devlet ve hükümet başkanlarının her şeyden önce gösterdikleri başka bir şey vardı: AB’deki çatlaklar derinleşmiş durumda ve Fransız-Alman hakimiyeti artık her koşulda işlemiyor.

Çatlaklar sadece batı ve bazı doğu AB devletleri arasında, hukukun üstünlüğü konusundaki yanlış uzlaşma ile belirginleşmiş değil. Her şeyden önce, ekonomisi farklı bir şekilde ilerleyen ve euronun kuzeyde, özellikle Almanya’da satış pazarları olarak etkili bir şekilde şekillendiği tasarruf önlemleri lehine kuzey ve güney AB ülkeleri arasındaki sürtüşmede kendini gösteriyor.

Ortak para birimi, Almanya’da devlet finansal dengelemesi ile yapıldığı gibi, ekonomik olarak daha güçlü olanlardan daha zayıf bölgelere transferi gerektirir. Macron dün „AB İyileştirme Fonu“ na verilen sübvansiyonları alkışladı: İlk kez „gerçek transfer ödemeleri“ kararlaştırılmıştı. Bu kendi kendini aldatma olmalı: Kuzey AB ülkeleri, son birkaç gün içinde, en derin krizde ve istisnai olarak, benzeri görülmemiş savaşlardan sonra bile „gerçek bir transferi“ engelleyebildiklerini açıkça ortaya koydu. Bu, kuzey ve güney arasındaki çatlağı doğrulayarak kalıcılaşmasını güçlendirdi ve çatlak yakındaki krizde daha da derinleşecek. Bunu Alman dönem başkanlığı da değiştiremeyecek. Almanya genelde güneydeki ekonomik bakımdan güçsüz AB ülkelerine „gerçek transfer ödemelerini“ en kararlı biçimde reddeden ülkelerden biriydi. Berlin şimdiye kadar çoğunlukla Paris’i kendi yanında yer almaya zorlayarak zirvelerde uzlaşmaya varılmasını sağladı.

Bu kez, krizin ciddiyeti nedeniyle, güneye tek seferlik de olsa transferin engellenemeyeceği sonucuna varıldı. Federal Hükümet bu nedenle -tercihli olarak- tasarruf politikasından uzaklaştı. Kuzey AB üyelerinin dünya kamuoyunun gözü önünde kutladığı gösteri, kemer sıkmadan çok az da olsa uzaklaşma ve Fransız-Alman Paktı’na küçük bir geri adım attırmaydı. Özünde, bu neredeyse iki hafta önce, güney euro ülkelerinin euro grubunun yeni başkanı seçiminde Berlin ve Paris’in tercih ettiği İspanyol adayını seçmemelerinde gözlemlenmişti. Bu nedenle kuzey ve güney arasındaki çatlakların ciddi şekilde kapatılması ihtimali görünürde yok. Bu ise AB’nin kalıcı varlığının destekçileri için hiç de iyi bir alamet değil.

(Junge Welt’ten çeviren: Semra Çelik)