Belarus-Rusya geriliminin perde arkasında neler var?

YÜCEL ÖZDEMİR

Önümüzdeki pazar başkanlık seçimlerinin yapılacağı Beyaz Rusya (Belarus) ile Rusya arasında bir haftadır ilginç bir gerilim yaşanıyor. Alman basınında yer alan haberlere göre, geçen hafta çarşamba günü Kremlin’e yakınlığıyla bilinen özel güvenlik firması “Wagner” hesabına çalışan 33 asker, Belarus’ta güvenlik güçleri tarafından, “Ülkede kaos çıkarma” gerekçesiyle gözaltına alındı.

Rusya yönetimi buna sert tepki gösterdi ve askerlerin derhal serbest bırakılmasını istedi. Belarus’tan buna henüz verilmiş olumlu bir yanıt yok.

Bir süredir yabancı güçlerin kendisine karşı darbe yapmaya çalıştığını söyleyerek seçim kampanyası yürüten 65 yaşındaki Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, ekonomik-sosyal sorunların üstünü örtmek için olayın üzerine atladı. SSCB’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını ilan eden cumhuriyetlerde iktidarda kalmayı başaran tek lider olan Lukaşenko için bu seçimleri kazanmak öncekilere göre daha zor görünüyordu. Zira ülkede sorunlar arttıkça hoşnutsuzluk da büyüyor.

NATO ve AB ile Rusya arasında, Rusya’dan yana son durak olan Belarus’un da Batılı emperyalistler tarafından kontrol edilmesi durumunda, Rusya, batıdan tamamen kuşatılmış olacak. Bu nedenle de batılı güçler her fırsatta Lukaşenko’nun altını oymaya çalışıyor. Başta AB olmak üzere batılı güçler tarafından desteklenen örgütler ve siyasetçiler zaman zaman ülkede protesto gösterileri düzenleyerek, Ukrayna’dakine benzer “Turuncu Devrim” provası yapıyorlar. Ancak bugüne kadar hedeflerine ulaşmış değiller. Bu seçimlerde de Batı tarafından desteklenen rakiplerin şansı yok. Lukaşenko’ya karşı aday olan Svetlana Tişanovskaya, seçimlere birkaç gün kala “Bild” gazetesi üzerinden Almanya Başbakanı Merkel’den yardım istedi.

Batı cephesinde bunlar olurken Lukaşenko ile “yakın dostu” Putin arasında da soğuk rüzgarlar esiyor. Belarus’daki yerel basına dayanarak bir haber yayımlayan Spiegel Online, seçim sürecinde Wagner’e ait 200 paralı askerin ülkeye giriş yaptığını yazdı. Lukaşenko da grubun sayısının 180-200 arasında olduğunu belirterek, “Bundan sonra önemli olan grubun hedefinin ne olduğunu ortaya çıkarmak” dedi.

Belarus’un “darbe hazırlığı” suçlamaları konusunda sessizliğini bozan Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, gözaltına alınan 33 Wagner askerinin Belarus’tan İstanbul’a geçmek üzere bilet aldığını açıkladı. Yani, Wagner askerlerinin asıl varmak istediği ülke Türkiye. Ancak, Lukaşenko, “Hedefte İstanbul yoktu” diyerek Kremlin’in açıklamasını yalanladı.

Kimin doğru söylediği belki önümüzdeki günlerde ortaya çıkar. Ancak, Kremlin sözcüsünün hiç gizleme gereği duymadan Wagner askerlerinin asıl hedefinin İstanbul olduğunu açıklaması kendi başına önem taşıyor. Basındaki haberlere göre Wagner askerleri daha önce Belarus’u sorunsuz şekilde geçiş güzergahı kullanmış.

Listeye bakıldığında özel güvenlik şirketi Wagner hesabına çalışan askerlerin Suriye, Ukrayna, Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti başta olmak üzere pek çok ülkede görev yapmış olduğu görülüyor. Özellikle Libya’da dengelerin değişmesine neden oldular. Eğer Peskov’un açıklaması doğruysa, Türkiye de bu operasyonlar sırasında Wagner’e ev sahipliği yapmış. Bu durumda Rusya’nın yakın müttefiki Belarus’u karıştıran ve endişelendiren Wagner askerlerinden Türkiye hükümetini rahatsız etmemesi dikkat çekici.

Türkiye gerçekten fark mı etmedi, yoksa pazarlıklar sonucu bilinçli olarak mı yol verdi? Açıklamaya muhtaç, araştırılması, sorgulanması gereken bir durum.

Tekrar Rusya-Belarus gerilimine dönecek olursak…

Bugünkü koşullarda Lukaşenko’nun devrilmesinin Rusya’nın pek işine yaramayacağı ortada. Ancak, Putin’in Lukaşenko’ya bir gözdağı vererek hizaya getirmek istediği de açık. Askeri ve ekonomik olarak yıllardır Rusya’nın yakın müttefiki olan Lukaşenko’nun 1990’lı yıllarda imzalanan, her iki ülkenin ekonomik, siyasi ve askeri açıdan birleşmesi, tek devlete dönülmesi anlaşmasını rafa kaldırması Misk-Moskova ilişkilerini türbülansa sokmuştu. Anlaşma imzalandığında Lukaşenko’nun hayali “Birleşik Rusya”nın lideri olmaktı. Ancak gelinen aşamada lider değil, çırak olabileceği için geri adım atarak sık sık ulusal bağımsızlıktan söz etmeye başladı. Seçim kampanyasının merkezine de bunu yerleştirdi.

Rusya’nın Belarus’u işgal etmeye dahi hazırlandığını ileri sürdü ve bu temelde Rusya’ya mesafe koymaya başladı. Son olay da adeta bu gelişmelerin sosu oldu. Eski çarlık yıllarının hayalini kuran Putin’in hedefi eskiden Rusya’nın kontrol altında tuttuğu bütün bölgelerde etkili olmak. Bu açıdan Erdoğan’ın Neoosmanlı politikasına benziyor.

Kırım’ın Rusya’ya dahil edilmesi bu açıdan bir dönüm noktası. Belarus Kırım’a müdahale konusunda da tarafsız kalmıştı. Öyle görünüyor ki; Putin çarlaştıkça Belarus’u yutma isteği kabarıyor. Bu nedenle Wagner askerlerinin Belarus’a gönderilmesinin arkasında Lukaşenko’ya ayar vermek olabilir.

Pazar günü sandıktan çıkacak sonuca bağlı olarak Rusya-Belarus hattında yeni sarsılmalar olabilir. Rusya’nın emperyalist emelleri ve Putin’in kabaran iştahı bölgede kısa zamanda pek çok yeni gelişmeyi tetikleyebilir.