Norveç’te Hiroşima ve Nagazaki kurbanları anıldı

Mahmut Algünerhan / Oslo

Norveç’te 6 Ağustos günü Oslo, Trondheim, Tönsberg, Ås, Nord-Odal, Nesodden gibi il ve yerleşim alanlarında, ABD’nin 6-9 Ağustos 1945’te, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki illerine attığı atom bombasında hayatını kaybedenler için fenerli anma etkinlikleri yapıldı.

Nei til Atomvåpen (Atom silahlarına hayır), ICAN Norge (Nükleer silahları ortadan kaldırmaya yönelik uluslararası kampanya) ve  Nei til Atomvåpen Oslo (Nükleer silahlara hayır)  tarafindan organize edilen Oslo’daki ilk anma etkinliği sabah saat 08.00’de merkez kütüphanesinde yapıldı. Yapılan konuşmada ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki’yi bombalamasının üzerinden 75 yıl geçtiği belirtilerek,  bugün nükleer silahların kasıtlı veya kazara kullanılma tehlikesinin her  zamandan daha büyük olduğu ve nükleer silahların doğurduğu  felaket anlatıldı. Konuşmalar’da nükleer silahların insanlar için büyük bir tehdit olduğu, gerçek silahsızlanmayla bu tehditin ortadan kaldırılabileceği ve yeni Hiroşimaların yaşanmaması için nükleer silahların yasaklanması istendi.

Saat 21.00 -24.00 arasında ise Spikersuppa alanında fenerli bir anma etkinliği yapıldı. Burada toplanan yaklaşık yüz kişi, 1945’te atom bombası sonucu hayatlarını kaybedenleri anmak için her yıl Hiroşima ve Nagazaki’de nehir boylarına kişisel mesajlar yazılarak sulara bırakılan kağıtlı fenerler Tōrō Nagashi geleneği doğrultusunda küşük plastik poşetler içine küçük alüminyum içindeki mumlar yakılarak etkinliğin yapıldığı alandaki havuza bırakıldı.

Etkinliğine katılanların çoğunluğunu gençler oluşturuyordu.

Amerika’nın, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine 1945’te attığı atom bombası ile yanan ve kaşınan insanların bir çoğu kendilerini nehir sularına atmış ve daha sonra bu insanların ölü bedenleri sulardan çıkartılmıştı. Bunun sonucu olarak her yıl Tōrō Nagashi geleneği adı verilen bu gelenekle Hiroşima ve Nagazaki kurbanları anmak için sullara bu kağıtlı fenerler bırakılıyor.


Nükleer Silahlara Hayır (NTA): Nükleer tehdit her zamankinden büyük

Amaçlarının, nükleer silahların geliştirilmesini, test edilmesini, üretilmesini, konuşlandırılmasını, yayılmasını ve kullanılmasını önlemek, uluslararası kontrollü nükleer silahsızlanma yoluyla tüm nükleer silahları imha etmek, nükleer santralleri sökmek ve yeni nükleer santrallerin kurulmasını önlemek olduğunu söyleyen Nükleer Silahlara Hayır (NTA), internet sayfasında şu açıklamayı yayınladı: “Bugün yaklaşık 14.000 atom silah var. Bunlardan 1800 tanesi yüksek alarmda ve her an fırlatılmaya hazır. 9 nükleer silah devleti küresel güvenliği tehdit ediyor.

Hiroşima ve Nagazaki’den 75 yıl sonra, nükleer tehdit her zamankinden daha büyük. Hindistan ile Pakistan arasında Keşmir konusunda çıkan çatışmalar, çatışmanın nükleer bir savaşa dönüşeceği korkusuna yol açtı. ABD ile Rusya arasında kara tabanlı orta menzilli füzeleri yasaklayan INF anlaşması geçen yıl çöktü. Amerikan füze kalkanı iki büyük güç arasında gerilim yaratmaya devam ediyor ve Rusya da bir dizi acımasız yeni silah duyurdu. Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri arasında geniş kapsamlı stratejik nükleer silahlara ilişkin yeni START anlaşmasının (Stratejik Silahları Azaltma Anlaşması) da belirsiz bir geleceği var. Anlaşma 2021’de sona eriyor ve şu ana kadar yeni bir anlaşma üzerinde herhangi bir gelişme yok. Kuzey Kore ile müzakereler bozuldu ve onlar yeni stratejik silahlar uyarısında nulundular. Son haftalarda Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında artan çatışma düzeyi, İran’ın nükleer programını düzenleyen 2015 nükleer anlaşmasıyla ilgili büyük bir belirsizlik yarattı. Küresel olarak bir insanlık felaketine her zamankinden daha yakınız…

Nükleer silahlı devletler cephaneliklerini modernize ediyor ve nükleer silahlarını geliştirmek için büyük meblağlar harcıyorlar. Amerika Birleşik Devletleri tek başına 412 milyar Norveç kronunu karşılığı mevcut nükleer silahlarını güncellemek, geliştirmek ve korumak için harcıyor.

Bunlar sabit olan şaşıtıcı meblağlardır. Bu rakamlarla, hastanelerde 300 bin yoğun bakım ünitesi, 35 bin solunum cihazı, 150 bin hemşire ve 75 bin doktor karşılayabilirlerdi.

2017’de, BM’deki dünya ülkelerinin çoğu tarafından nükleer silahlara yönelik tarihi bir yasak kabul edildi. Şimdiye kadar 82 devlet yasağı imzaladı ve 40’ı onay verdi. 50 devlet onay verdiğinde, yasak uluslararası hukukta yürürlüğe girecek.

Nükleer silah yasağı, nükleer silahlara karşı normu belirler ve dünya devletlerinin çoğunun sivillerin toplu katliamını tehdit etmeyi modası geçmiş, kabul edilemez ve gayri meşru bulmasının bir ifadesidir. Nükleer Silah Yasağı, nükleer silahlı devletlere karşılıklı silahsızlanmada daha çok çalışmaları için baskı yapan bir araçtır.

NORVEÇ VE NÜKLEER SİLAHLAR

Norveç yasağı imzalamadı, nükleer silah sahibi devletlerin yanında yer aldı ve yasak müzakerelerini boykot etti. Dolayısıyla Norveç, sivillerin katledilmesini tehdit etmenin meşru bir savunma stratejisi olduğuna inanan dünyanın az ülkeleri içinde yer aldı. Bu durum, 2017’de Norveç Halk Yardımı için yapılan bir ankete göre, her 5 Norveçliden 4’ünün Norveç’in BM’nin nükleer silah yasağına katılmasını istemesine rağmen.

Norveç’in BM yasağına uyması konusundaki tartışmalar bir dizi yanlış anlamaya işaret ediyor. Norveç’ın yasağı eleştirenler, yasağın nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasına (NPT) zarar vereceğine, Norveç’in NATO üyeliğiyle uyumsuz olacağına ve tek taraflı silahsızlanma önerdiğine inanıyorlar. Bu doğru değil.

Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşmasının özü, nükleer silah sahibi devletleri nükleer silahları silahsızlandırmaya ve ortadan kaldırmaya ve nükleer silahların tamamen silahsızlandırılmasına ilişkin bir anlaşmayı müzakere etmeye mecbur etmesidir. Nükleer silaha sahip olmayan Üye Devletlerin de bunları geliştirmemeyi ve herhangi bir nükleer kaynağı sadece barışçıl amaçlarla kullanmayı taahhüt etmeleri gerçeğine karşı.

Ne yazık ki nükleer silahlı devletler anlaşmanın kendi paylarına düşen kısmını takip etmediler. Silahsızlanma çalışmaları duruyor. Bu nedenle BM yasağı, silahsızlanma yükümlülüğünü ele alıyor ve nükleer güçler üzerindeki yükümlülüklerini yerine getirmeleri için baskıyı artırarak nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasının gerçekleştirilmesine katkıda bulunuyor.

Silahsızlanma, NPT’yi korumak için kesinlikle gereklidir.

Ancak NPT ile TPNW arasındaki temel bir fark: NPT, birinin nükleer silahlarını suçluyor ve diğerlerini yasallaştırıyor. Yasak Antlaşması nükleer silahları herkes için suç sayıyor.

Norveç’in NATO üyeliği, nükleer caydırıcılığı destekleme yükümlülüğü getirmez ve otomatik olarak nükleer silahların ittifaktaki askeri işbirliğinin bir parçası olması gerekli değildir. Norveç’in bir NATO ülkesi olarak Yasaklama Antlaşması’na katılmasının önünde yasal bir engel yok. Bu, hem hükümetin 2018’de nükleer yasağa ilişkin kendi raporunda ve hem de birkaç uzman tarafınfan görübüyor. Norveç nükleer caydırıcılığı desteklemek zorunda değil. Norveç, nükleer silah suçlusu bir devleti olmayı seçiyor ve sivillerin toplu katliam tehdidine dayalı bir güvenlik stratejisi seçiyor.”