SPD’den bir sağ bir sol açılım

Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD), partide neoliberal politikaların temsilcisi Maliye Bakanı Olaf Scholz’u 2021’de yapılacak genel seçimlerde başbakan adayı göstermeye karar verdi. Aynı SPD, bir gün önce ise neoliberal politikalara karşı çıkan Sol Parti’ye koalisyon ortaklığı için yıllardır kapalı olan kapıyı araladı.

 

YÜCEL ÖZDEMİR

Köln

Almanya’da önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimler öncesinde partiler hükümet planlarını şimdiden belirlemeye başladılar. 2005’ten bu yana başbakanlık koltuğunda oturan Angela Merkel’in bir daha aday olmayacağını açıklaması üzerine partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU/CDU) adına kimin başbakan adayı olacağı henüz belli değilken, koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Maliye Bakanı Olaf Scholz’u başkan adayı ilan etti. SPD yönetimi tarafından alınan karar çerçevesinde Scholz’un 2021’deki genel seçimlerde partisinin başbakan adayı olacak. Son seçimlerde Avrupa Parlamentosu (AP) eski Başkanı Martin Schulz SPD’nin başbakan adayı olmuş ve Merkel karşısında ağır bir yenilgi almıştı.

Parti içinde neoliberal kanadın temsilcisi olarak bilinen Scholz’un, eski Başbakan Gerhard Schröder tarafından hayata geçirilen neoliberal politikalarda payı bulunuyor. Bu nedenle SPD’nin yeni eşbaşkanları Saskia Esken ve Norbert Walter-Borjans’ın Scholz’u “en iyi aday” olarak göstermeleri, eski politikaları sürdürmeye kararlı olduklarını gösteriyor.

Son birkaç yıldır sürekli oy kaybeden SPD’nin oyu son anketlere göre yüzde 15’e kadar düşmüş görünüyor. Bu nedenle Scholz’un başbakanlık koltuğuna oturması oldukça zor görünüyor. Parti içinde sol kanattan bir siyasetçi yerine Scholz’un aday gösterilmesi izlenen politikalarda bir değişikliğin olmayacağı şeklinde değerlendirildi.

SPD yönetiminin Scholz’u başbakan adayı göstermesine en çok memnun olanların başında eski Başbakan Gerhard Schröder geliyor. Handelsblatt gazetesine konuşan Schröder, “Doğru zamanda verilmiş doğru bir karar” diyerek memnuniyetini dile getirdi. Yine Federal Dışişleri Bakanı Haiko Maas da Scholz’un adaylığına tam destek verdi.

CDU’da Merkel’in yerine kimin geçeceği konusunda yapılan değerlendirmelerde Kuzey Ren Vestfalya Başbakanı Armin Laschet ve Bavyera Başbakanı Markus Söder öne çıkıyor. Laschet’in, Federal Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer’in boşalttığı CDU başkanlına seçilmesi durumunda başbakan adaylığı şansının da yükseleceği şeklinde değerlendirmeler yapılıyor.

“SOL KOALİSYON” MESAJI SOL PARTİ’Yİ HEYECANLANDIRDI

SPD’nin partinin neoliberal kanadının temsilcisi Scholz’u başbakan adayı göstermeden bir gün önce ise parti yöneticileri Sol Parti ile koalisyon ortaklığı yapabileceklerini ilan ettiler. SPD’nin direksiyonu sola çevirmesi” olarak değerlendirilen bu açılım, “ilerici bir hükümet modelinden” söz ediliyordu. Eşbaşkan Norbert Walter-Borjans bir gazeteye yaptığı açıklamada, “SPD, toplumun çıkarlarını merkezine koyan bir hükümete öncülük yapmak istiyor. Eğer Sol Parti’yi bıraktığımda bugüne kadar olan politikaların olduğu gibi devam etmesi anlamına gelecek” diyordu. Yeşiller Partisi’nin de bu modelin parçası olması planlanıyor. Yapılan son anketlerde Yeşiller’in oyu birkaç puan SPD’nin üzerinde. Bu nedenle eğer muhtemel bir “sol koalisyon” kurulacaksa bunun Yeşiller’in liderliğinde olması daha yüksel bir olasılık.

SPD’nin Sol Parti’nin de içinde olduğu bir koalisyon olasılığına kapıyı aralaması en çok da Sol Parti’yi memnun etti. Eşbaşkan Katja Kipping yaptığı açıklamada, “Sosyal-ekonomik değilim için hükümet ortağı olmaya hazırız. CDU’nun solunda bir sol çoğunluğa ihtiyacımız var” dedi. Sol Parti içerisinde yıllardır neoliberal politikaların savunucusu ve hayata geçiricisi olan SPD ile koalisyon ortaklığının kurulup kurulmayacağı tartışması var. Gelinen yerde ortaklığa karşı çıkanların sayısının azaldığı söylenebilir. Zira izlenen politikalar Sol Parti’yi de kısmen SPD çizgisine çekti.

Seçimlere bir yıl kala partilerin koalisyon ortaklığı için şimdiden planlar yapması, adaylar belirlemesi işlerinin hiç de kolay olmadığını gösteriyor.