Continental’in Nazi geçmişi: Silah endüstrisinin bel kemiği

Dünyanın en büyük ikinci otomobil tedarikçisi Continental’in kökenleri 150 yıl öncesine dayanıyor. Şirket, Asya, Afrika ve Güney Amerika’da kauçuk çıkarmak için insanları ve tüm ülkeleri sömürdü. Continental’in Nazi diktatörlüğü altında güçlü bir şekilde kar elde etmesi şaşırtıcı değil ancak Hitler’e açık destek veren ilk tekelerden oluşu, işletmelerde Nazi rejiminin örgütlenmesini desteklemesi, utanmazca köle işçi çalıştırmasıyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Ağustos ayının son haftasında siparişi tekel yönetimi tarafından verilen ve Continental’in Nazi geçmişiyle yüzleşmesini amaçladığı iddia edilen 868 sayfalık „Hitler’in savaşı için tedarikçiler. Nazi Döneminde Continental tekeli“ adlı kitap kamuoyuna sunuldu.

NAZİLERLE ELELE ÖRNEK ŞİRKET

Continental, ‚örnek‘ bir şirket olma yoluna erken girdi. Şirketin yönetim kurulu, Nazilerin 1933’te iktidarı ele geçirmesini coşkuyla karşıladı. Continental Gummi-Werke AG’nin Genel Müdürü Willy Tischbein, Adolf Hitler’in yeni hükümetine şüpheyle yaklaşan diğer birçok girişimcinin aksine, Nasyonal Sosyalistlerin politikalarına desteğini birkaç kez kamuoyuna açıkladı. Tischbein, Weimar Cumhuriyeti’nin Alman ekonomi şefleri arasında ağır bir sikletti, Otomotiv Endüstrisi Derneği’nin kurucu üyelerindendi ve Dresdner Bank’ın Denetim Kurulu’nda da üyeydi.

Continental, uzun süre Nazi dönemindeki rolünün gerçek bir analizinden kaçındı. Tarihçi Paul Erker, şirket için yürüttüğü „Hitler’in Savaşı için Tedarikçiler“ adlı kapsamlı çalışmasında, Continental’in Nazi döneminde geçmişiyle yüzleşmesini sağladı.

Continental ve ayrıca gruba 1933’ten 1945’e kadar VDO, Teves, Semperit veya “Phoenix” gibi daha sonra katılan şirketler, en azından kısmen tek bir amaç için üretim yaptılar: İktidara tüketim malları ve silah yedek parçaları sağlama!

Bu, askeri araçlar için lastikler veya ordu botları için ayakkabı topukları yanındai tank fren sistemleri için hortumlar veya uçak parçaları, pil kutuları ve “V1” seyir füzesi için kontrol birimlerini de kapsamaktaydı. Continental, „Nasyonal Sosyalist silahlanmanın ve savaş ekonomisinin gerçek omurgasını“ oluşturan bir endüstride önemli bir figürdü. Zorla çalıştırılan köle işçiler ve savaşın son yıllarında toplama kamplarındaki esirler bir dizi temel ürünü imal etmek ve test etmek için kullanıldı.

HİTLERLE SIKI İLİŞKİ

Erker, kapsamlı araştırması için sadece Hannover’deki ana firma yönetimi arşivlerini araştırmakla kalmadı, yolu onu Frankfurt, Berlin, Babenhausen ve Hamburg’un yanı sıra Polonya’nın Poznan şehrine de götürdü. Beklentilerinin aksine, daha önce keşfedilmemiş çok sayıda kaynak gün ışığına çıkarıldı.

Araştırması sadece bu isimle bilinen ana şirket Continental’e değil, aynı zamanda daha sonra devralınan dört şirkete, VDO, Teves, Phoenix ve Semperit’e de yayıldığı için, kapsamlı bir endüstri analizi oluşturuldu. Erker bu nedenle „sanal bir şirket“ten söz ediyor.

Continental vakası, tekel yönetiminin tutumunun önemini göstermesi açısından da örnek. Genel Müdür Tischbein, yalnızca Hitler rejimine tam desteğini dış dünyaya ilan etmekle kalmadı, „aynı zamanda tüm yönetim kurulu üyelerini ve imza yetkisi olanları veya alt düzeydeki yöneticileri derhal NSDAP’ye katılmaya ve iyi bir örnek olmaya mecbur etti. Yönetim kurulu NSDAP’yi şirket içinde açıkça destekledi, Continental işçileri arasında NSDAP’ye üye olma kampanyası başlatıldı.

Hannover’deki Nazi görevlileriyle karşılıklı yardımlaşma sağlandı. Bu tür ağ, „siyasi ve askeri birliklere bağışlarla“ pekiştirildi. 1933 ve 1934’te toplam bir milyon Reichsmark bağış yapıldı. Hitler’in Mayıs 1934’te Berlin’de düzenlenen Uluslararası Otomobil Fuarı vesilesiyle Continental standını ziyareti, Tischbein’in Continental’i Nazi rejimine uyarlamasının en önemli noktası olarak görülüyor.

“ARAMIZDA YAHUDİ YOK”

O sırada Continental yönetimi, siyasi önderliğe olan bağlılığını alenen belgelemeye çalıştı. Bir açıklamada; “Bildiğimiz kadarıyla sermayemizin tamamı Almanların elinde. İş gücümüz sadece çok küçük bir Yahudi veya Yahudi asıllı çalışanları içeriyor (yaklaşık 10.000 kişiden maksimum 10’u). Şirketimizin yönetiminde Yahudi yok. “Yönetim kurulundaki tüm efendiler” Aryanlar ve yeni seçilen denetim kurulu ile ilgili olarak da “efendilerin hiçbiri Yahudi değil” denmekteydi.

Nazi rejimi, yeni Nasyonal Sosyalist Şirket Hücre Örgütü (NSBO) işyerinde işçilerin temsilciliğini ele geçirmesi ve sendika konseyinin dağıtılmasıyla işyerine yerleşti. Klasik Continental işçisinin solda olduğu düşünülüyordu, bu yüzden Nazi fabrika hücresi öncelikle çalışanlara odaklandı. 1933’teki iş konseyi seçimlerinden sonra, NSBO’nun Continental işgücü içinde iktidarı ele geçirmesi sorunu olmamasına rağmen, iki NSBO temsilcisi Hermann Haase ve Hans Müller, iki SPD’li işyeri konseyinin yerine toplantıya katıldılar. Sadece işçilere dağıtılacak ikramiyelerde artış talep etmekle kalmadılar, aynı zamanda Continental yönetim kuruluna iki NSDAP parti üyesinin dahil edilmesini de talep ettiler.

10 BİN KÖLE İŞÇİ

Continental, hem kendi fabrikalarında hem de bağlı fabrikalarında köle işçi gücünden yararlandı. Kaynaklara göre zorunlu işçi olarak kölece çalıştırılanların toplam sayısı 10.000 civarındaydı. Zorla çalıştırılan işçiler, herhangi bir ırksal veya ulusal farklılaşma olmaksızın şirket topluluğunun bir parçası olarak görüldü. Ancak Sovyet işçilerine farklı muamele edildi ve işçiler Nazi yetkililerinin ve Gestapo’nun kurallarına göre tasnif edildiler. Ağustos 1942’de ilk Fransız savaş esirleri kullanıldı.

Buna karşılık, en ağır ve en kirli işin yürütüldüğü ve köle işçi ve savaş esirlerinin kullanımının özellikle yüksek olduğu sözde ham işletmelerde felaket koşulları hüküm sürdü. Ham işletmelerden sorumlu yönetim kurulu üyesi Hans Odenwald’dı. Kötü koşullarla ilgili ifadeler daha sonra Alman işçiler tarafından kaydedildi: “Yabancı işçiler, pazar günleri de dahil olmak üzere günde on iki saat çalışmak zorundaydı. Yabancılar, özellikle Ruslar gerçekten çalışamaz hale geldiğinde usta başları Dr. Odenwald ve asistanı Thierry’den daha iyi yemek istediler. Aldıkları cevap: Bolşevikleri o kadar düşünmeyin. Öldüklerinde yenileri gelecek.“ şeklindeydi.

1944 baharından itibaren, toplama kampı tutukluları nihayet ana firmada da görevlendirildi. Yaklaşık 500 kadın mahkum, Limmer fabrikasında çok tehlikeli koşullar altında gaz maskesi üretmek zorunda kaldı: Aşırı sıcaklık ve boğucu duman altında montaj hattında on iki saatlik vardiyalarda çalıştılar. İşlerini yapamadıklarında gardiyanlar tarafından dövüldüler, taciz edildiler. Toplama kamplarıyla Continental arasındaki ilişkiyi gösteren çok sayıda başka örnek de yaşandı.

Toplama kampı mahkumları, şirketin kauçuk ürünlerinden yapılan ayakkabı tabanlarını test etmek zorunda bırakıldılar. Saatlerce, ara vermeden düzinelerce kilometre, genellikle çorapsız ve hatta soğuk havada, milli marşlarla yürüdüler ve kauçuk tabanların dayanıklılığını test ettiler. Çoğu dayak ve aç bırakılma cezaları aldı, kimisi de dayanamadı öldü.

Continental de birçok Alman tekeli gibi kirli geçmişiyle yüzleşerek şimdisini aklama yoluna girdi. Bunun bugüne, bugünkü iş ilişkilerine nasıl yansıyacağı soru işaretli.

(Hazırlayan: Semra Çelik)