Sağlıktan kesip güvenliğe veriyorlar!

Federal hükümet tarafından onaylanarak tartışmaya açılan 2021 bütçesi aslan payının askeri harcamalara ayrıldığı gösteriyor. Sağlık alanında ayrılan bütçede yüzde 41,1 kesintiye giden hükümet içişleri ve savunma bütçelerini ise arttırdı. Sadece bu veriler bile Almanya’da koronavirüsün hızlandırdığı sosyal sorunların büyümeye devam edeceğini gösteriyor. Bu nedenle çalışma ve yaşam koşullarının iyileşebilmesi için toplumsal mücadeleler büyük bir önem kazandı.

YÜCEL ÖZDEMİR

CDU/CSU-SPD “büyük koalisyon” hükümetinin 2021 yılı için hazırlamış olduğu ve büyük bir olasılıkla olduğu gibi kabul edilecek federal bütçede en çok dikkat çeken noktaların başında, çalışma ve sosyal alanlar ile sağlık alanında ayrılan bütçede önemli bir kesintinin yapılması geliyor. Buna karşın 2020 yılına göre önemli oranda arttırılan bütçe kalemlerinin başında ise savunma, içişleri, maliye ve beslenme-tarım yer alıyor.

Toplam açısından 413,4 milyar Euro olarak planlanan önümüzdeki yılın bütçesi genel olarak bu yılın bütçesinden yüzde 19 daha az. 2020’de toplam bütçe 508,5 milyar Euro olarak karar altına alınmış ve 217,8 milyar Euro yeni borçlanma olarak kaydedilmişti. Uzun yıllardır sıfır borç hedefiyle çalışan hükümet yaptığı kısıtlamalar ve aldığı ek vergilerle bu hedefine varmıştı. Bu politikasının sonucu olarak bütçe açığı yerine bütçe fazlalığı vermişti. 2019 yılında toplam 49,8 milyar Euro’luk bütçe fazlalığı verilmişti.

Devlet kasasında yeteri kadar para olduğu için koronavirüs nedeniyle toplamda 1,3 trilyon Eur’oluk bir paket hazırlayan ve bunun büyük dilimini tekeller ve şirketlere dağıtan hükümet, aşamalı olarak tekrar borçlanmayı frenlemeyi hedefliyor. Bu çerçevede 2021’de öngörülen borçlanma 96,2 milyar Euro iken, 2022’de bu rakamın 10,5 milyar, 2023’de de 6,7 milyar Euro’ya düşürülmesi planlanıyor.

Borçlanmanın sert ve radikal şekilde düşürülmesi, aynı zamanda pek çok temel alana ayrılan bütçenin kısıtlanacağı ve yatırımların düşürüleceği anlamına geliyor.

SAĞLIKTAN, SOSYAL ALANLARDAN KESİLİYOR, İÇ GÜVENLİK VE SİLAHLANMAYA VERİLİYOR

2021 yılı bütçesi için Federal Maliye Bakanı Olaf Scholz tarafından hazırlanan ve kabine tarafından da kabul edilen bütçe taslağı, başta sağlık olmak üzere temel sosyal alanlardan kesintiler yapılarak iç güvenlik ve savunmaya bütçenin ayrıldığını çok somut olarak gösteriyor. Her ne kadar Scholz, bütçeyi sunduğu meclis konuşmasında, “Federal hükümet koronavirüsün etkilerini azaltmak için çok fazla para kullanmaya karar verdi. Bir şeyler yapmak için para gerekiyor. Bir şeyler yapmamak daha fazla paraya mal olabilir” dese de ayrılan devasa bütçenin büyük çoğunluğunun koronanın etkisini azaltmak için kullanılmayacağı da ortada.

413,4 milyar Euro’luk bütçede bir önceki yıl ile kıyaslandığında en büyük kesinti sağlık alanında görülüyor. Sağlık Bakanlığı bütçesi, koronavirüsün etkisini sürdürmeye devam ettiği bir dönemde tam yüzde 41,1 azaltıldı. Böylece 2021’de sağlığa sadece 24,3 milyar Euro’luk bütçe ayrılmış oldu. Bu azaltmaya gerekçe olarak, bu yıl içinde koronavirüs nedeniyle açıklanan paketlerde sağlığa epey paranın ayrıldığı gösteriliyor. Ancak, ayrılan bütçe belki geçmişteki eksikliklerin tamamlanması açısından bir anlam ifade edebilir. Önümüzdeki dönemde ise bu alana fazla yatırım yapılmayacağını gösteriyor.

Sağlık alanındaki bütçenin rekor düzeyde azaltılması, hükümetin insan sağlığına gerekli yatırımları yapma niyetinde olmadığını gösteriyor. Yine koronavirüs ile birlikle kısa çalışmanın yaygınlaştığı, işsizliğin arttığı ve önümüzdeki yıl içinde daha da artacağı bilinmesine rağmen bu alana ayrılan bütçe de 2020’ye göre yüzde 3,9 oranında azaltıldı. Scholz da meclisteki konuşmasında bunu kabul ederken, buna rağmen sosyal sigorta pirimlerinin artmayacağını söyleyerek, sanki “iyilik” yaptıkları mesajını veriyordu. 2021’de bütçesi en fazla düşürülen diğer alanlar ise yüzde 22,8 ile başbakanlık, yüzde 11,4 ile çevre, yüzde 10,2 ile aile oldu.

SİLAHLANMA HARCAMALARI ARTMAYA DEVAM EDİYOR

Buna karşın 2021 bütçesinde 2020’ye göre yüzde 16,8 artırılan en fazla içişleri bakanlığının bütçesi oldu. Daha önce imar bakanlığının da birleştirildiği bu bütçeden konut yapımına ne kadar ayrıldığı beli değil. Ancak aslan payının güvenlik bölümüne gittiği sır değil. Dolayısıyla, artan sosyal sorunlara devletin mali açıdan bulduğu çözümün güvenliği arttırmak olduğu anlaşılıyor.

Yine 2021 bütçesine borçlanmaya rağmen azalma bir yana yüzde 2,6 ile artmaya devam eden bir diğer kalem ise savunma harcamaları. Bir başka deyişle savunma bütçesi 43,2 milyar Euro’dan 46,8 milyar Euro’ya çıkarılıyor. Almanya’nın askeri harcamaları son yıllarda özellikle barış hareketi tarafından sık sık gündeme getiriliyor. Özellikle NATO’nun belirlemiş olduğu yüzde 2 şartını yerine getirmek için hükümetin her yıl istikrarlı olarak artırdığı alanların başında silahlanma geliyor. 2019’da da, iki yıl öncesinde göre yüzde 16 artırılmıştı. Hükümetin hedefi 2024 yılında askeri harcamaları 60 milyar Euro’ya çıkarmak. Böylece önümüzdeki yıllarda da diğer alanlarda kısıtlama yapılarak, askeri alandaki harcamaların artırılmaya devam edeceğinin işareti veriliyor.

MÜCADE İÇİN ÇOK NEDEN VAR

Sadece 2021 bütçe taslağı dahi, mevcut hükümetin önümüzdeki yıllarda Almanya için nasıl bir gelecek tasavvur ettiğini yeterince özetliyor. Üstelik önümüzdeki yılın eylül ayında yapılacak genel seçimler de gözönünde bulundurulduğunda, nasıl bir hükümetin kurulacağından bağımsız olarak, bugünkü hükümetin 2022 için yaptığı planlarında da aynen devam edeceği görülüyor.

Koronavirüsün de etkisiyle sınıflar arası çelişkilerde derinleşme hız kazanırken, hükümet emekçi sınıfların ihtiyaç duyduğu sosyal alanlara daha fazla bütçe ayırma yerine, ortaya çıkabilecek toplumsal hareketi iç güvenlik bağlamında zorla kontrol altına almayı öncelikli politika haline getirmiş görünüyor.

Gerek pandeminin göstermiş olduğu gibi sağlık alanındaki acil hale gelen ihtiyaçlar, gerekse ekonomik alandaki sorunların çoğalttığı işsizlik ve yoksullaşma, halkın emeği ve ürettiği değerlere dayalı kamu bütçesinin silaha ve güvenliğe değil toplumsal ihtiyaçlara harcanmasının ne kadar önemli ve acil olduğunu açık olarak gösteriyor.

Ancak büyük sermaye gruplarının ülke içi ve Uluslar arası alandaki kollektif beklentilerini esas alan bir hükümet politikasının hakim olduğu Almanya’da, bütçenin halkın ihtiyaçları temelinde kullanılabilmesinin tek yolu, yine halkın bu yönde oluşturacağı baskı ve vereceği mücadele ile doğru orantılı olacaktır.

Bu yüzden sağlık, konut, eğitim, ulaşım gibi alanlarda çeşitli inisiyatiflerin birçok kentte başlattığı mücadelenin büyütülmesi bugün oldukça büyük önem kazanmış durumda.