Homeoffice için yasal düzenleme

Pandemi döneminde birçok kişi evden çalışmak zorunda kaldı. Bu durum bir yandan işverenlerin verdiği bir taviz, diğer yandan ise ev işleri, çocuk bakımı ve para kazandıkları işlerini birarada sürdürmek zorunda kalan çalışanların durumlarının daha da zorlaştırılması olarak değerlendirildi. Çalışma saatleri esnekleştirildi, yapılması gereken işin bitirilmesi için gece çalışması ve ayrı bir büro olmadığı için mutfakta çalışmak normal hale getirildi.

Şimdi Federal Çalışma Bakanı Heil, kısmen de olsa evden çalışma (Homeoffice) hakkını yasal olarak düzenlemek istiyor. Ancak yasa tasarısına eleştiri tek bir yönden gelmiyor. Sendikalar çalışanların haklarının yeterli korunmaması ve 24 günle sınırlandırılan yıllık homeoffice hakkının yetersizliğini eleştirirken, Hür Demokrat Parti (FDP), çalışma yasasının tümüyle esnekleştirilmesini savunup Heil’in düzenlemesini yeterli bulmuyor. İşverenlerse kendilerine getirilecek bürokrasi ve haklarının kısıtlanmasından endişe duyuyor.

Federal Çalışma Bakanı Hubertus Heil ilk kez (SPD) „evden çalışma hakkını“ düzenlenmesini gündeme getirdi. Ancak uzun zaman hiçbir şey yapılmadı. Ama şimdi Heil, „Mobil Çalışma Yasası“ tasarısını sundu. Buna göre çalışanlar yılda en az 24 gün -en azından „mümkün olan her yerde“- yasal olarak evden çalışma hakkına sahip olacaklar. Şirketler ancak kabul edilebilecek organizasyonel veya işletmeye bağlı nedenler gösterdiklerinde mobil çalışma isteğini, yani ev ofisini reddedebilecekler. Çalışma Bakanı, „Her iki ebeveynin de mobil çalışmanın mümkün olduğu bir işi varsa, bir ebeveyn her hafta bir gün evden sırayla çalışabilir. Bu, aile hayatını çok daha kolay hale getirir“ görüşünde.

PANDEMİ EVDE ÇALIŞMAYI NORMALLEŞTİRİYOR

Pandemi, evden çalışmaya daha fazla dikkat çekti. Milyonlarca çalışan, artık her gün büroya gitmek zorunda olmadığı gerçeğini kabul etmeye ve eskiden eleştirilen bu tür çalışma normal görülmeye başladı.

Federal Çalışma Bakanlığı tarafından yaptırılan bir araştırmaya göre, pandemi sırasında evde çalışanların yüzde 87’si bundan „çok memnun“ ya da „memnun“ olduğunu belirtti. Aynı zamanda, birçok işveren, binaları kiralamak ve bakımını yapma konusunda tasarruf yapabilmek için büro kapasitelerini azaltmayı düşündüklerinden homeoffice onların da yararına.

„Virüs bize düşündüğümüzden çok daha fazla mobil çalışmanın mümkün olduğunu öğretti“ diyen Heil, mobil çalışmanın henüz pek çok çalışan için mümkün olmaması ve çalışma yasaları içinde yer almamasından dolayı yasanın gerekli olduğunu söyledi.

Bunun dışında çalışanlar ve işverenlerin anlaşması halinde homeoffice’in toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleriyle düzenlenmesi de mümkün. Bu nedenle, işyeri temsilciliklerinin mobil çalışma konusunda patronla „eşit düzeyde“ müzakere etme hakkı güvence altına alınacak.

Heil ayrıca yasaya iki köşe taşı daha eklemek istiyor: Birincisi, ilgili kişilerin ev ofisinde çalışma saatlerini dijital olarak belgelemeleri gerekiyor. Ev ofisinde de işin başlama ve bitme saati olmak zorunda. İkincisi, yasal kaza sigortası uygulanmaya devam edecek, örneğin çocuğun kreşe veya okula götürülüp getirilmesi sırasında çalışan sigortalı olacak.

Buna rağmen Heil’in planları tartışmalı. FDP işgücü piyasası sözcüsü Johannes Vogel, mobil çalışma için „gecikmiş, ama yetersiz modern bir yasal çerçeve“ diyor. Bakanın ‚modası geçmiş çalışma süresi yasasına‘ hiç dokunmak istememesini eleştiriyor, nerede ve ne zaman çalışılacağına özgürce karar verilmesini istiyor. Kısacası çalışanların eşit olmayan koşullarda bireysel olarak işverenle pazarlığından yana tavır alıyor.

Alman Sendikalar Birliği (DGB) de, Heil’in planlarının yetersiz olduğunu düşünüyor. DGB genel başkanı Reiner Hoffmann, „Yalnızca 24 günle sınırlanan yasal hak açıkça yeterli değil. Bu, her iki haftada bir yalnızca bir günlük mobil çalışma anlamına geliyor“ diyor. Ayrıca DGB homeoffice çalışmasının kontrolünün çalışanların katılımıyla düzenlenmesini, işverenin evde oluşturulan büronun donanımının iş hastalıklarını ve kazaları engelleyecek şekilde üstlenmesini istiyor. İşverenler ise yasayla girişimci özgürlüklerine müdahale edileceğinden endişe ettiklerini belirttiyorlar. İşverenler birliği BDA tarafından yayınlanan pozisyon raporunda, „çalışma yeri ve zamanının belirlenmesi“nde işverenin karar yetkisi olması gerektiği kaydediliyor. Mobil çalışmanın neden mümkün olmadığını gerekçelendirme yükümlülüğü ise işverenler için anlamsız bürokrasi olarak nitelendiriliyor. (YH)