Viyana seçimlerinin ardından

11 Ekim Pazar günü Viyana’da yapılan seçimlerde Sosyal Demokrat Parti (SPÖ), yüzde 42 oyla birinci olurken, ÖVP oylarını yüzde 19’a çıkardı. Aşırı sağ dışındaki bütün partiler seçimlerden oylarını artırarak çıktı.

Dr. ZEYNEP ARSLAN

Viyana

Covid 19 pandemi sürecinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da 11 Ekim Pazar günü yapılan eyalet ve belediye meclis seçimlerinde seçmenlerin sadece yüzde 65’i sandık başına gitti. (2015’deki seçime katılım oranı yüzde 74.7) Viyana’da toplam seçmen sayısı (AB vatandaşlarının mahallelerde oy hakkı kullanımını da katarsak) 1.362.789. Avusturya ve AB vatandaşı olmayan Viyanalıların (nüfusun yüzde 30’u) seçme hakkından muafken, 400 binden fazla oy hakkı olan genel seçmen oy hakkını kullanmadı. Seçime katılım oranının az olması bir yandan pandemi koşullarıyla açıklanıyor. Diğer yandan önceki hükümetin koalisyon ortağı aşırı-sağ parti FPÖ’nün (Freiheitliche Partei Österreich) önceki lideri H.C. Strache’nin Mayıs 2019’da patlayan ‘İbiza Skandalı’ sebebiyle bu grubun da bu defa seçme hakkını kullanmadığı açıklanıyor. Avusturya kamuoyu, ‘İbiza Skandalı’ başlığı altında Avusturya siyasi tarih hafızasında yerine alan olay, milliyetçi Strache’nin ülkesini Rus zenginlerine peşkeş çekme pazarlıkları videosuyla sarsılmıştı.

Yapılan seçimlerde Sosyal Demokrat Parti (SPÖ), yüzde 42 oyla birinci olurken, ÖVP oylarını yüzde 19’a çıkardı. Aşırı sağ dışındaki bütün partiler seçimlerden oylarını artırarak çıktı.

HALKIN SORUN VE TALEPLERİ GÖRÜLMEDİ

Seçim çalışmaları oldukça sakin geçti. Siyasi partilerin vaat ve söylemlerinde yüzeysel olarak dahi göç, eğitim, sağlık, iş, pandemi gibi konular tartışmaya açılmadı. Bir ara Yunanistan’ın Midilli adasında sığınmacılar kampı Moria’da çıkan yangından ötürü gündeme gelen mülteci konusu oldukça hızlı ve hemen bütün partilerin düşük dozda ele aldığı konulardan oldu. Pandemi süreciyle eşzamanlı olarak giderek artan işsizlik, devam etmekte olan işten çıkarmalar ve geçim sıkıntısı da gündem yapılmadı.

Avusturya genelinde ortalama 350 bin olan işsizlerin sayısı, pandemi süresince iş saatlerinin asgariye düşürülmesiyle birlikte bir milyona yaklaştı. Özellikle orta ölçekli şirket ve kurumlar sırayla iflas ederken, büyük şirketler pandemi döneminde bile kar etmeye devam etti. Kar oranlarını hissedarlarına dağıtan şirketler aynı zamanda çalışanlarının sayısını da düşürdü. Buna paralel olarak metal işçileri sendikası masaya oturdu ve yüzde 1.45 oranında bir zam anlaşmasını imzaladı. Önümüzdeki sene beklenen enflasyon oranı ise 1.6.

Bütün bu ayrıntılar özellikle sosyal medya üzerinden konu edilmiş olsa da seçim kampanyası boyunca siyasi partilerce pek değinilmedi. Pandemi döneminde hükümet tarafından uygulamaya konulan kira ve kredilerini ödeyemeyenler için üç aylık dondurma süresi de Eylül ayı itibariyle tamamlandı. Yeniden kira ödemek zorunda olan insanlar yüzde 4 faiz ile geri ödeme yapacaklar.

SAĞ MUHAFAZAKAR TÜRKİYELİ SEÇMENLERİN OY POTANSİYELİ

Partilerin içindeki göçmen adaylarının sayısına baktığımızda özellikle Sosyal Demokrat Parti’nin (SPÖ) adaylarının üçte birinin göçmen kökenli olduğunu görüyoruz. Viyana’da her iki kişiden biri göçmen ve bu kesimin önemli bir kısımı SPÖ’ye oy veriyor. Göçmen kökenli adaylar mahalle, belediye ve eyalet meclislerinde görev alacaklar. Özellikle “Siyahi hayatlar önemlidir” (Black Lives Matter) kampanyasından da kaynaklı Kongo kökenli Doktor Mireille Ngosso, SPÖ tarafından aday gösterildi. Ngosso’nun, pandemiden kısa bir süre önce Viyana birinci bölgede ırkçı tacizlere de maruz kalarak üstlendiği mahalle muhtarlığı vekili görevine yine olaylı bir şekilde son verilmişti.

Yine SPÖ listesinde, henüz mektupla kullanılan oyların dışında, 3 bin civarında tercihli oyu ile Aslıhan Bozatemur en yüksek tercihli oy oranına sahip oldu. Avusturya’da AKP’nin Avrupa yapılanması olan UİD (Uluslararası Demokratlar Birliği) tarafından desteklendiği iddia edilen Bozatemur, geçtiğimiz yıllarda bir Türkiye ziyaretinde kendisini yanlışlıkla belediye ve eyalet başkan vekili olarak tanıtarak gazetelere manşet olmuştu. Avusturya siyasetine Türkiye’nin müdahalesinin tartışıldığı bir başka önemli ayrıntı ise, yeni bir oluşum olan ve aşırı sağ ve merkez sağ Türkiyeli göçmenleri ağırlıklı olarak kapsayan ve hedefleyen, SÖZ (Sosyal Avusturya Gelecek) partisi oldu. Lideri, Hakan Gördü UİD’nin kurucularından olmakla birlikte AKP hükümetine yakınlığı ile tanınıyor. SÖZ göçmen kökenli seçmenin içinde de tartışmalara sebep olurken, katıldığı ilk seçimlerde 12 bin oyu toplayabildi. Böylelikle, Bozatemur’un da hitap ettiği sağ muhafazakar göçmen kitlesinin oy potansiyeli bir kez daha ortaya çıkmış oldu.

Kapalı kapılar ardında, Türkiye etkisi ve siyasi anlaşmaları tartışmaktan sakınan SPÖ, özellikle çoğunluğu sağlayacağının garantili olmasından kaynaklı, gayet sakin ve kimseyle herhangi bir tartışmaya girmeyen bir seçim kampanyası yürüttü.

Oyların yüzde 42’sini alan Michael Ludwig’in hangi partiyle koalisyon ortaklığına karar vereceği ise önümüzdeki günlerde belli olacak.

HIRİSTİYAN HALKÇI PARTİ OYLARINI ARTIRDI

Federal düzeyde hükümetin büyük ortağı olan Hıristiyan Halkçı Parti (ÖVP) Maliye Bakanı Gernot Blümel’i belediye başkanlığına aday gösterdi. Avusturya seçim tarihinde bir ilk olarak, Başbakan Sebastian Kurz, Blümel için desteğini açık beyan etti. İbiza Skandalı’ndan dolayı büyük sarsıntı yaşayan aşırı-sağ partinin seçmenlerine hitap eden ÖVP, federal siyasette olduğu gibi, başkentte de ırkçılığı aşırı-sağdan merkez-sağa çekmeyi başararak oylarını yüzde 9.25 yükseltti ve Viyana tarihinde ilk defa yüzde 18.49’a ulaştı.

ÖVP’nin genç yüzü olan NEOS da oylarını arttıranlar arasında. NEOS bu seçimlerde daha çok Yeşillerin seçmen kitlesine hitap etti. Federal parti sözcüsü kadın vekil Beate Meinl-Reisinger, iki çocuk annesi olarak, Moria adasında çıkan yangın sonucunda mağdur olan 100 kimsesiz göçmen çocuğu almak konusunda gösterdiği duyarlılık ile beğeni kazandı. Böylelikle, Sebastian Kurz liderliğindeki ÖVP ile federal yönetimde yedek teker görevini gören Yeşiller Partisi’ne karşın daha popüler çıkışlarda bulunabildi. Diğer sağcı partilere nazaran, göçmen çocukların çok-dilli olma durumlarını da problemden çok piyasa için yararlı ve faydalanılması gereken unsurlar olarak değerlendiren NEOS, bariz biçimde neoliberal olsa da daha popüler-sosyal bir imaj çizmek konusunda başarılı oldu. Böylelikle, oylarını yükselterek (yüzde 6.92) yüzde 5 barajını yeniden geçebildi.

AŞIRI SAĞA KARŞI YEŞİL TAMPON

Avusturya Ticaret Odasıyla (WKO) sıkı bağlar kuran ve anlaşmalar imzalayan, ayrıca SPÖ’nün sağ kanadına yakınlığıyla bilinen, belediye ve eyalet başkanı Ludwig’in ÖVP ile koalisyon hükümetini kurma ihtimali kaygısı Viyanalı seçmeni yine, kendisinin yegane görevinin aşırı sağı önlemek adına bir tampon olmak olduğunu deklare eden, Yeşillere yöneltti. Federal hükümette ÖVP’nin neoliberal ve ırkçı siyasetine yedeklenen Yeşillere karşı giderek artan hayalkırıklığı ve eleştiriler, Viyana seçimlerinde yeniden rafa kaldırıldı. Yeşiller yüzde 0.38 bir artış sağlayarak oyların yüzde 12.22’sini aldı.

Beklenti ve istatistik okumalarına göre Viyana seçmeni statükonun korunması ve pandemiden dolayı da zorlaşan sürecin daha fazla girdaba girmeden, daha büyük sarsıntılardan korunmasını ve SPÖ-Yeşiller koalisyonunun kötünün iyisi olarak devam etmesini istedi.

EN YÜKSEK OYU “SEÇİME KATILMAYANLAR PARTİSİ” ALDI

En büyük kazanan partinin ‘seçime katılmayanlar grubu’ olduğu düşünülürse ve bu grubun içinde siyasetten umudunu yitirmiş, seçimlerin bir anlam ifade etmediği ve hiçbir partinin seçilmeye değer olmadığını düşünenlerin yanında, 100 bin civarında aşırı-sağcının olduğu da unutulmamalı. Aşırı sağcıların bir kesiminin ÖVP’den yana tercihlerini bu kez kullansa da önemli bir oran yeni bir lider sahneye çıkana dek, şimdilik pusuda beklemeye geçtiği anlaşılıyor.

Gerçek bir sol partinin oluşması özleminde olan seçmen ise mahallelerde yeni bir oluşum olan LİNKS (SOL) partisinden yana oylarını kullandı. Avusturya Komünist Partisi (KPÖ) ile ittifak halinde seçime giren, liberal-sol yelpaze dünya görüşüne sahip, üst orta sınıf genç, dinamik ve çoğunlukla ilk defa siyaset deneyimi yapan insanlardan oluşan, LİNKS özellikle Moria adasında çıkan yangından sonra mültecilerle ilgili sokak eylemleriyle renk kattı, etkiledi. Özellikle üst orta sınıf Viyanalıların ikamet ettiği mahallelerde oy toplayan, iklim krizi ve “Black lives matter” hareketlerinin bir devamı olarak okunabilecek bu oluşum, giderek harekete geçen genç nesillerin öncüsü olma iddiasında görünüyor. İlgili seçmen, sempatisini kazanan yeni oluşuma bir şans vermek isterken, seçim süresi boyunca da tartışmalı ve kritik olan ittifak ortaklığının bundan sonraki süreçte nasıl devam edeceğini merak ediyor.

Viyana, toplumun gerçek hayattaki sorunlarını arka plana iten ve statükoyu korumak üzere bir şekilde halledilmek istenen, sessiz ve genel olarak renksiz bir seçim sürecini atlattı. Viyana seçim tarihi boyunca bu denli düşük katılımı ilk defa yaşadı. Katılım oranı partilerin yüzdelerine yansıdı. Aşırı sağ partiler hariç tüm partiler oy oranlarını artırarak seçim sürecini tamamladı.