ThyssenKrupp çelik işçileri sokağa çıktı

SUAT DOĞAN/İZLENİM

ThyssenKrupp Çelik (TKS) işçileri yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek ve taleplerini dile getirmek için 16 ekimde Düsseldorf’ta bir eylem yaptılar. Ren nehri sahilinde toplanan yaklaşık 3 bin işçi, TKS’nin kapatılması veya satılma planlarını protesto etti. IG Metall sendikası ve TKS işyeri temsilciliği tarafından düzenlenen eyleme SPD, Sol Parti ve bazı sosyalist grupların yanı sıra DİDF Duisburg üyeleri de destek verdiler.

Eyleme daha çok şirket bünyesinde geçici sözleşmeyle çalışan işçilerin ve meslek eğitimi gören çırakların katılması dikkat çekti. Çünkü her iki kesim de yoğun bir gelecek korkusu ve belirsizlik içinde bulunuyor.

IG Metall yöneticilerinin yaptığı konuşmalarda ise özetle şu görüşler öne çıktı: “Artık devlet harekete geçmeli. Çelik işçileri, TKS grubunu desteklemek için yıllar boyunca her şeyi yaptılar. Yeniden yapılanmaya katıldılar, vazgeçtiler ve her zaman çok çalıştılar. Ama artık işçinin elinde değil. Korona krizi şirketi çok etkiledi. Bu yüzden IG Metall, iş konseyi ve çalışanlar şimdi devletin dahil olmasını talep ediyor. Bu şekilde 27 bin çalışanın geleceğini, iklim korumanın geleceğini ve üretim yeri olarak Almanya’yı güvence altına alabilir”.

IG Metall Yürütme Kurulu üyesi ve TKS AG’de Denetleme Kurulu üyesi olan Jürgen Kerner de konuşmasında şuna dikkat çekti: “Yurt dışından devralmayı hâlâ reddediyoruz. Çeşitli sorunları çözmek için TKS’in yeni bir mal sahibine değil sermayeye ihtiyacı var.” Genel İş Konseyi Başkanı Tekin Nasıkkol da konuşmasında benzer açıklamalarda bulunarak, TKS’nin ‚yerli ve milli‘ bir nitelikte kalmasının önemini vurguladı.

Sonuçta sendika ve parlamenter sol devlete yeni bir proje dayatmaya çalışmakta olduğu görülüyor. Kömür yerine hidrojene dayalı çelik üretimi, yani doğaya zarar vermeyen sıfır atıklı bir üretim.

Bu tip bir üretime geçmek için gerekli görülen devlet desteği ise 10 milyar Euro olarak belirtiliyor.

UMUT DEVLET DESTEĞİNDE!

Sendika ve TKS sermayesinin hedefi Lufthansa da olduğu gibi devletin mali katkısını sağlamak.

Sermaye ve sendika bu konuda aynı cephede yer almaktalar: “Ya devlet ya iflas! Başka alternatif olamaz!”

Bu taleplerin dile getirilmesine bizzat NRW eyalet başbakanı Laschet de şahit oldu. CDU’lu başbakan konuşmasında ‚elinden gelen her şeyi yaparak‘, TKS için kaynak arayacağını bildirdi.

Eyleme katılan işçiler ne sendikanın ne de siyasi iktidarın açıklamaları karşısında bir heyecan duymadılar. Hakim olan daha çok karamsarlık, korku ve güvensizlik haliydi. İşçilerin güvensizliği sendikayı da kapsıyor. Çünkü işçiler için sendikanın işçiden mi yoksa işverenden mi yana olduğunu net değil. Kendilerinin iktidar, işveren ve sendika arasında sıkışıp kaldığını, malzeme edildiklerini düşünüyor önemli bir kesimi.

TKS’deki sorunlar, sendikacıların iddia ettiği gibi korona ile ağırlaşmadı. Zaten çeşitli sermaye gruplarının çıkar hesapları yıkıcı bir rol oynadı. TKS’in en karlı bölümü olan asansör üretimi ve servisi, şirketten koparıldı ve borsada 17 milyar Euro’ya pazarlandı.

Dolayısıyla şu sorular hala yanıt bekliyor: “Bu mali olanaklar neden demir çelik için kullanılmadı da sermaye gruplarının cebine gitti? Sendika bu konuda hesap soruyor mu? TKS işçisi neden bu konuda sendikadan bihaber kaldı?”

Evet işçiler özellikle de sınıf bilinçli işçiler bu sorulara yanıt arayıp, kendi öz çıkarları ve taleplerini daha güçlü ortaya koymalılar ki, her defasında ‚kaybeden‘ durumunda kalmasınlar.