Ekim Devrimi’nin belgesel anlatısı: 1917 Sovyet Devrimi

TONGUÇ KARAHAN

25 Ekim 1917, dünyanın en önemli devriminin gerçekleştiği gün olarak tarihe geçti. İnsanlık tarihinde ezilen sömürülen emekçi sınıf ilk kez iktidarı eline alıyor ve eşitliğe, barışa, özgürlüğe dayana yeni bir rejimin kapısını açıyordu. “1917 Sovyet Devrimi” adlı iki ciltlik kitap, bazen film bazen roman tadında devrimin perde arkasını, insan hikayelerini, politik boyutlarını ve bolşeviklerin dişi tırnağı ile kazandıkları zaferin bütün detaylarını ortaya koyuyor. Ekim Devrimi’ni her yönüyle anlamak ve az bilinen detayları öğrenmek için mutlaka okunması gereken bir başucu kitabı.

Sovyet tarihçilerin kaleme aldığı ve 1936’da basılan kitabın önemli bir özelliği de, editörlerinin bizzat devrimin örgütleyicisi usta devrimciler olması: Gorki, Molotov, Voroşilov, Kirov, Jdanov ve Stalin.

Rus çarının Almanya’ya savaş ilan ederek 1. Dünya Savaşı’na katıldığını ilan edişiyle başlayan kitap, yaklaşık üç yıl sonra iktidarı alan işçi-köylü ve asker sovyetleri temsilcilerinin savaşa son verildiğini açıkladığı Ekim Devrimi’nin nasıl hazırlandığını ve Sovyet iktidarının ilk aylarında verilen ayakta kalma mücadelesine ilişkin ayrıntılı bir anlatı içeriyor.

1916-17 yıllarını kapsayan ilk bölümde, çarlığın çözülüş sürecinin detaylarını ve savaşın emekçi halk içerisinde adım adım nasıl yıkım ve öfke selini biriktirdiğinin ayrıntılarını öğreniyoruz.

Yine bu bölümde, savaşın başlamasıyla Bolşevik partinin, işçiler başta olmak üzere emekçi halk ve askerler arasında nasıl yoğun, zahmetli bir örgütlenmeye koyulduğunu görüyoruz.

EKİMİN İLK ADIMI: ŞUBAT DEVRİMİ

Sovyet Devrimi’ne giden yolda ilk durak, Şubat 1917 çarlık rejiminin yıkılmasıyla sonuçlanan ve burjuva partilerin iktidara geldiği Şubat Devrimi olur. Başkent Petograd’da Şubat ayı boyunca devam eden gösteriler, grevler sonunda asıl gövdesini işçilerin oluşturduğu bir ayaklanmaya dönüşür ve çarlık rejimi tarihin sayfalarına gömülür.

“Bolşevik Partisi, örgütlenme bakımından Şubat Devrimi sırasında zayıftı. Örgütlerinden pek çoğu polis tarafından imha edilmişti. En seçkin ve faal üyeleri ya sürgünde ya hapisanede ya da zorunlu olarak dış ülkelerde yaşıyordu… Ancak otokrasi Bolşevik Partisi’ni çökertmede başarılı olamamıştı. Halk kitleleri ile olan ilişkisini kesememişti… Otokrasinin devrilmesinde en önemli rolü, yarım milyonun üzerindeki proletaryası ile Petrograd kenti oynadı.”

Çarlık iktidarının nasıl çöküşe sürüklendiği, çarlık rejiminin yıkılmasını isteyen ama bakşa bir sömürücü sınıfın burjuvaların iktidarını kurmaya yönelen partilerin ve siyasi bocalama içinde köylü partilerinin ve küçük burjuva sol grupların durumunun anlatıldığı bu bölümde, Bolşeviklerin canla başla işçileri ve askerleri kazanma çabasına yer verilir. Başkentte 26 Şubatta başlayan ayaklanmalar hızla büyüyüp güçlenir ve alternatif bir iktidar odağı olarak oluşan Petrograd İşçi ve Asker Vekilleri Sovyeti’nin ilk oturumu yapılır.

Çarlık hükümetinin yıkılışının ardından Şubat ayının son günleri ve Mart ayının ilk günleri, iki iktidar odağı ortaya çıkar; eski rejimle uzlaşarak kendi iktidarını kurmaya yönelen burjuvazi ile işçi, köylü ve asker yığınların iradelerini yansıtan halk meclisleri olan Sovyetler.

“Devrimi yapanlar, askeri üniformaları içindeki işçiler ve köylülerdi. Ama ihtilalin meyvelerinden yararlanamadılar. Sovyetlerle yan yana, burjuvazinin bir hükümeti ortaya çıktı.”

EZİLEN HALKIN İRADESİ VE İKİTİDAR ORGANLARI: SOVYETLER

Şubat Devrimi sonucunda çarlık rejimi yıkılmış ama toprak beyleri ve gericilikle işbirliği halinde burjuvaların denetiminde geçici bir hükümet kurulmuştu. Ama bu dönemin karakteristiği, işçi, köylü ve asker yığınlarının talep ve iradesini yansıtan meclislerin (Sovyetler) siyasi sahneye çıkışı olur.

Başkent Petrograd’ta başlayan Sovyet örgütlenmesi kısa zamanda sanayi merkezleri başta olmak üzere tü ülkeye yayılacak, fabrikalarda, köylerde ve askeri birliklerde onbinlerce emekçinin vekillerini seçerek oluşturdukları meclisler kurulacaktır.

Ancak bu ilk dönemlerinde Sovyetlerin içindeki bolşeviklerin oranı henüz düşüktür; giderek artan bir panik, bocalama ve devrimi burjuvaziye terketme eğilimindeki menşevik-küçük burjuva solcuları ve köylü devrimcilerinin temsilcileri ağırlıktadır. Ama her geçen gün, bolşevik partinin temsilcilerini, başta Petrograd olmak üzere tüm ülkedeki Sovyetlerin yönlendirici gücü olmaya yaklaştıracaktır.

Kitabın bu bölümü, ülkedeki ikili iktidar halini ve burjuvazinin, devrimin derinleşmemesi ve kendi iktidarını kabul ettirmek için giriştiği hamleleleri ve sovyetletlerin durumunu konu alır. Bolşeviklerin sovyetler aracılığıyla ısrarla yaygınlaştırmaya çalıştığı ve gelecek büyük devrimi de hazırlayan talepleri ‚barış-toprak ve özgürlük’tür. Çarlığı yıkan devrimin ardından ilk haftalar, aylar burjuva hükümetin geçici üstünlüğüne sahne olur ama bu talepler giderek genişleyen halk yığınları arasında yankı bulacak, yeni ve daha köklü bir devrimin başlıca dinamiği olacaktı.

BOLŞEVİKLERİN MUAZZAM ÖRGÜTÇÜLÜĞÜ

Şubat Devrimi’yle ülkede oluşan siyasi ortam, Bolşevikleri hızla ve yoğun bir biçimde işçiler, köylüler ve askerler içinde örgütlenme seferberliğine yöneltir. Bu seferberliğin başını Lenin’in liderliğindeki Bolşevik Parti merkez komitesi çeker ve Ekim Devrimi’ni adeta ilmik ilmik örecek bolşevik kadrolar başkentte toplanmaya başlarlar.. Stalin 14 martta sürgünden döner, 3 nisanda da yurt dışında yaşayan Lenin, devrime yakın olmak ve bu seferberliğin liderliğini doğrudan üstlenmek üzere Petrograd’a gelir. Ancak bolşevikler hala ağır gizlilik koşulları altında faaliyet yürütmektedirler.

Lenin’in Rusya’ya gelişinin ardından ilk işi, ünlü Nisan Tezleri’ni hazırlayıp, Ekim Devrimi’me gidecek siyasi yol haritasını bolşevik örgüte ve emekçi yığınlara sunması olur.

Ekim ayına kadar olağanüstü bir enerji sarfeden Bolşevik kadrolar, başta sanayi proletaryası olmak üzere emekçi yığınlar ve askerler içinde tarihin görebileceği en yoğun örgütlenme seferberliğine girişecek ve bunun sonucu olarak işçi, asker ve köylü meclislerinin hemen hemen tamamında çoğunluğu elde edeceklerdir.

SİLAHLI HALK AYAKLANMASI VE EKİM DEVRİMİ

Eylül ayına gelindiğinde Lenin liderliğindeki Bolşevik parti, işçi sınıfı ve emekçi halkın enerjisini arkasına almanın güveniyle artık silahlı bir ayaklanma ile “Bütün iktidar sovyetlere” sloganını hayata geçirmeye kitlenir. Bütün planlar artık buna endekslidir: Fabrikalarda silahlı müfrezeler ve işçilerin oluşturduğu Kızıl Muhafızlar hızla örgütlenmeye başlarlar. Ordu depolarından el konulan silahlar fabrika ve işçi semtlerine taşınır. Ordu içinde bolşevikelere sempati ve destek çığ gibi büyür; daha önce çarlığa ve burjuva hükümete hizmet etmiş birlikler ve asker meclisleri hızla bolşevik saflara geçmeye başlar.

Devrim için bütün objektif koşullar mevcuttur, sorun devrimi yönetecek genel kurmayın iradi hamlelerine, performansına, doğru zamanda doğru adımları atmasına kalmıştır.

İşte devrimin ayak seslerinin tüm ülkeyi sarstığı tam da bu noktada, devrimin en büyük engeli, parti ve sovyetler içindeki uzlaşmacı, sınıf düşmanı partiler ve unsurlar olur.

Öyle ki Bolşevik Parti merkez komitesi içinde bile ufak bir azınlık silahlanma ayaklanma planına karşı çıkar, bir kaç gün kala Lenin ve yoldaşlarının planladığı ayaklanma gününü menşeviklerin gazetesinde ifşa ederek devrime ihanet ederler (Zinovyev ve Kamenev). İlerleyen zamanda açıktan devrim düşmanı faaliyetleriyle ün salacak Troçki de, ayaklanma tarihini Sovyetlerin kongresi sonrasına ertelemeye çalışmakta, karşı devrimci burjuvaların ve ordunun silahlı ayaklanmayı bastırmak için günlere, saatlere ihtiyaç duyduğu bu kritik anda devrimi baltalamaya çalışmaktadır.

Kitabın bu bölümleri Ekim Devrimi’nin en kritik ve en heyecanlı anlarını detaylarıyla ve her yönüyle okurun önüne serer. Ayaklanma günü ve saatini Lenin ve yoldaşlarının nasıl belirlediği; her türülü engele rağmen işçilerin ve emekçi yığınların nasıl devrim için seferber edilebildiğini; karşı devrimci faaliyet ve girişimlere rağmen nasıl olup da askerlerin ve ordu birliklerinin devrim saflarına kazanıldığı ve burjuva iktidarın merkez üssü olan Kışlık Saray’ın 24 ekimden itibaren nasıl kuşatılıp ele geçirildiğini anlatan satırlar okurun nefesi kesilerek bir solukta okuduğu bölümler olur.

24 ekimde başlayıp 25 ekimde zaferle sonuçlanan ayaklanma, burjuva hükümetin bütün kilit kurumlarını alaşağı eder ve ayaklamayı yöneten Askeri Devrim Konseyi bir gün sonra bütün yetkiyi 26 ekimde toplanan Bütün Rusya Sovyetleri Kongresine devrede. Kongrenin ilk aldığı karar savaşın sona erdirildiğinin ilanı ve toprak ağalarının elindeki tüm toprak ve araçların yoksul köylülere verileceği olur.

Kitabın ilerleyen bölümleri, iktidarı almak kadar onu korumanın ne kadar zahmetli olduğunu gösteren gelişmeleri ve eski iktidar sahiplerinin karşı devrimci saldırıları karşısında Sovyet iktidarının nasıl ayakta kaldığını anlatır. Karşı devrimci faaliyetler ilerleyen aylar ve yıllar boyunca da bir iç savaş biçiminde sürecek ancak hiçbir güç ve hiç bir zorluk işçilerin ve ezilenlerin kendi düzenlerini kurmasını engelleyemeyecektir.

Kitap bize Ekim Devrimi’nin arkasında tarihte eşine rastlanmadık bir devrimci liderlik, çalışkanlık ve örgütçülük olduğunu detaylarıyla ve sürükleyici anlatımla gösteriyor. Ve işçilerin, köylülerin tarihte kalıcı olarak ilk kez kez nasıl sömürücü sınıfları süpürüp attığının o görkemli hikayesini sunuyor.

“1917 Sovyet Devrimi”

Çeviren: Alaattin Bilgi/Özlem Koşar

Kor Kitap