Samuel Paty’nin anısına: Bilim ve bilgiyi her zamankinden daha fazla savunmak

Deniz UZTOPAL
Paris

Bir terör saldırısı daha… Son yıllarda Fransa terör saldırılarının temel hedeflerinden birisi.

Sadece 2020 yılında radikal İslamcı oldukları açıklanan kişiler tarafından 5 saldırı gerçekleşti. 3 Ocak’ta Paris’in güneyinde Villejuif kentinde, 2017 yılında Müslüman olan Fransız bir genç elinde mutfak bıçağıyla parkta gezenlere tekbir getirerek saldırır. İlk saldırdığı kişi kendisinin de Müslüman olduğunu söyleyince durur ve başkasına saldırır. Bu ikinci kişi de Müslüman olduğunu söyler, ama bu sefer ondan Arapça bir dua okumasını ister. İsteğini yerine getiren kişi kurtulur, ama illa can almaya karar vermiştir. Bu sefer de parkta oturan bir çifte saldırır. Önce kadına hamle yapar, kocası önüne geçinde onu bıçaklayarak öldürür ve kaçar. Polis müdahale eder ve öldürülür.

4 Nisan günü, ülkede Kovid-19 salgının her gün yüzlerce insanını canını aldığı koşullarda, Grenoble kentine yakın küçük bir kent olan Romans sur Isère’de Suudi kökenli bir kişi yine elinde bir bıçakla sokakta genç insanlara saldırır, iki kişiyi öldürür 5 kişiyi de yararlar. Aynı şekilde tekbir getirir ve polis geldiğinde diz çökerek dua etmeye başlar.

Üç hafta sonra 27 Nisan günü Fransa doğumlu Arap kökenli bir genç, arabasıyla polisleri ezmeye çalışarak kaçar. Daha sonra gencin arabasında bir mutfak bıçağı ve IŞİD’e bağlılığını beyan eden bir mektup bulunur. Üç polisi yararlamış ama kimseyi öldürme fırsatı bulamamıştır.

25 Eylül’de Pakistan kökenli bir kişi, 2015’de saldırıya uğrayan Charlie Hebdo mizah dergisinin eski binasının önüne gider. Derginin taşındığından haberdar değildir ve kapının önünde sigara molası veren iki gazeteciye saldırır, onları, elindeki mutfak bıçağıyla bıçaklayarak kaçar. Daha sonra yakalanan gencin Pakistan’da Charlie Hebdo’ya karşı yapılan gösterilerden ve çağrılardan etkilendiği ortaya çıkar.

Ve 16 Ekim’de Çeçen kökenli ve Suriye’deki IŞİD’lilerle irtibatı tespit edilen bir genç, bir tarih-coğrafya öğretmenini bıçaklayarak öldürdükten sonra kafasını keser ve yaptığının resmini çekerek sosyal medyada övünerek yayınlar.

ÖĞRETMENE, VERDİĞİ DERSTEN DOLAYI SALDIRMA

Son yıllardaki bu saldırılara bakıldığında birçok ortak noktanın olduğu görülecektir. IŞİD, yenilmesi ve askeri gücünü kaybetmesiyle daha birkaç yıl önce yapabildiği organize terör saldırılarını artık gerçekleştiremiyor; ama sözünü duyan, ondan etkilenen herkese bireysel eylemler yapma çağrısında bulunuyor. Yukardaki eylemlerin tümü aynı şekilde gerçekleşti. Saldırganların tümü son bir-iki yıl içinde radikalleşmiş, IŞİD veya el Kaide gibi terör örgütleriyle organik bir bağı olmayan ama onların çağrılarına kulak vermiş insanlar. Hepsi de en kolay bulunabilir silahla, mutfak bıçağıyla saldırıları gerçekleştirilmiştir.

Son saldırı hariç diğerleri sokaktan tesadüfen geçen kişilere yönelik yapılmıştır. Fransa’ya zarar verme adı altında; parkta dinlenen, şehir merkezine alışveriş yapmaya giden ya da sokakta dolaşan insanlar katledilmiştir.

16 Ekim saldırısıyla artık yeni bir aşamaya geçilmiştir. Sıradan “kurban” seçilmemiş, bilinçli ve planlı bir şekilde bir öğretmen, verdiği Yurttaşlık ve Ahlak dersinden dolayı, yani mesleğinden dolayı katledilmiştir.

ÖĞRETMEN SAMUEL PATY NE YAPTI?

Peki nedir sorun?

Fransa’da ortaöğrenimde genelde tarih hocalarının verdiği Yurttaşlık ve Ahlak dersleri var. Bu derslerin müfredatı “Özgürlükler”, “Demokrasi”, “Toplum ve Birey”, “Laiklik ve sorunları” gibi temel konular etrafında yürütülen tartışmaları içeriyor. Yılda ortalama 15-18 saat bu derslere ayrılıyor ve öğretmen bu konuları istediği materyal ve biçim üzerinden yapma pedagojik özgürlüğüne sahip.

4 Ekim günü Öğretmen Samuel Paty, ortaokul 3. sınıfı öğrencileriyle “ifade özgürlüğü” konusunu işledi ve öğrencileriyle tartışma yürütmek için başka şeylerin yanı sıra Charlie Hebdo’nun yayınladığı Muhammed karikatürlerini de gösterdi. Amacı kimseyi rencide etmek değildir ve Müslüman kökenli öğrencilerine isterlerse bu karikatür tabloya yansıtıldığında yüzlerini çevirebileceklerini belirtir. Öğretmen sınıfta dersini yapar ve hayat devam eder, fakat bir veli ertesi gün okul yönetimine öğretmeni şikâyet eder.

Veliye göre Samuel Paty sınıfta “Hz. Muhammed’in çıplak karikatürlerini” göstermiştir. Bu iddia yalandır, daha sonra ailesinden birisinin IŞİD’e katıldığı öğrenilen velinin asıl sorunu Yurttaşlık ve Ahlak dersinde gösterilen Charlie Hebdo karikatürüdür. Fakat suçlama ağırdır, okul idaresi, veli ve ona eşlik eden bir radikal İslamcıyla görüşmüş, şikayetlerini dinlemiştir. Suçlamalarının yersiz olduğunu görülünce okul müdürü, öğretmeni savunmuştur. Üstelik söz konusu velinin kızı, dersin olduğu gün okulda bile değildir.

FACEBOOK’TA BİR VİDEO İLE HEDEF GÖSTERİLDİ

Bununla da sınırlı kalınmamış veli öğretmeni polise şikayet etmiştir. Bu vesileyle öğretmeni teşhir eden, ismini vererek tüm Müslümanlardan tepki göstermelerini isteyen bir videoyu da Facebook’ta yayınlar. İşte bu video kısa bir süre içinde birçok defa paylaşılır ve çevredeki radikal İslamcıların örgütlenmesi ve öğretmenin görevden alınmasını istemesine neden olur.

Polis, yapılan şikayetten dolayı öğretmeni ifadesini almak için çağırır, Samuel Paty de, veli hakkında şikayette bulunur. Olayı takip etmek amaçlı okula bir de müfettiş gönderilir. Tüm bunlar iki haftada yaşanan olaylar.

16 Ekim cuma günü okullar 2 hafta tatile girecektir. Öğretmen ve okul idaresi bu vesileyle olayların sakinleşeceğini umar. Fakat sosyal medyada yayınlanan videolardan etkilenen ve son bir yıl içinde radikalleştiği öğrenilen, Afrin’de Rus kökenli bir cihatçıyla irtibata geçen, Suriye’ye gitmek istediğini söyleyen 18 yaşındaki Abdouallakh Anzorov, öğretmene “ders” vermeye karar verir.

Öğretmenin ve ortaokulun ismini videolardan duymuştur, kim olduğunu bile bilmediği halde aldığı bir mutfak bıçağıyla evine yaklaşık 100 km uzaklıkta olan okulun önüne gelir. Okulun önünde bulunan 13-14 yaşındaki çocuklardan para karşılığında kendisine Samuel Paty’yi göstermelerini ister. Öğrencilere ona bir ders vereceğini, Müslümanlara hakaret ettiğinden dolayı hırpalayacağını söyler. Birçok öğrenci reddeder ama 14 ve 15 yaşlarındaki iki öğrenci 350 avro karşılında gizlenerek Samule Paty’nin okuldan çıkmasını beklerler. Saat 17.00’ye doğru çıkan öğretmeni gösterirler ve paralarını alıp giderler.

Saldırgan öğretmeni takip eder ve sessiz bir mahalleye girdiğinde saldırır. Elindeki bıçakla defalarca vurduktan sonra öğretmenin kafasını keser, cansız bedenin birçok resmini çeker ve yaptıklarını överek Twitter hesabında paylaşır.

GERİCİLER BİRBİRLERİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Terörist, Twitter’de yayınladığı mesajda Macron’a seslenerek “Muhammed’i ayaklar altına alma cüretinde bulunduğundan dolayı cehennemlik köpeklerinden birini katlettim, ona benzerleri sakinleştir yoksa daha sert bir ceza veririz..” diye yazmış. Samuel Paty’yi, verdiği dersten dolayı; toplumsal olaylara eleştirel yaklaşan, her duyduğuna inanmayan, fikirlerini kelimelerle savunmasını bilen, demokrasi ve insan haklarını, insanlığın tüm olumlu değerlerini savunan yurttaşlar yetiştirme çabalarından dolayı katlettiği apaçık ortada.  Karikatürler işin bahanesi.

Başta tüm öğretmenler olmak üzere tüm toplumda bu katliama elbette tepki verildi, fakat barbarlığın bu boyutu insanların tüylerini diken diken etti. Hükümet ama özellikle de en gerici kanadı temsil eden İçişleri Bakanı Gérard Darmanin ile Milli Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer, fırsatın üzerine atlamaktan geri durmadılar.

2 Ekim’de Macron “İslamcı ayrılıkçılık” üzerine bir konuşma yapmış ve siyasi İslama karşı mücadele eden bir yasanın 9 Aralık’ta gündeme geleceğini belirtmişti. Ona göre 1905 Laiklik Yasasını birçok açıdan güncelleştirmek gerekiyordu zira o dönem Fransa’nın siyasi İslam diye bir sorunu yoktu. Fransa Cumhurbaşkanı alınacak birçok önlemin genel hatlarını çizmiş ama konuşmasında Müslüman inancından olan vatandaşların hedef gösterilmemesine dikkat etmek gerektiğini belirtmişti. Elbette bunun söylenmesi yeterli değil, zira İçişleri Bakanı ve Eğitim Bakanının açıktan Müslüman inancında olan insanları hedef aldığı ortada.

Eski Sarkozy’ci olan İçişleri Bakanı Darmanin’in, özellikle banliyö gençliği başta olmak üzere siyasi İslam’dan öte Müslüman inancından olan insanlara yönelik “vahşileşme” türü söylemleri bilinmez değil. Ya da Eğitim Bakanı’nın laikliği savunma adı altında Müslüman kadınları, öğrencileri rencide eden sözleri de öyle. Fakat Samuel Paty cinayetinden sonra iki bakan bir üst aşamaya geçmeye karar vermişler. Darmanin, mağazalarda “helal ürünlerin” satıldığı bölümleri yasaklamayı savundu. Blanquer ise üniversitelere “büyük zarar veren” “solcu-İslamcı aydınları” ve UNEF gibi öğrenci sendikası ya da Boyun Eğmeyen Fransa (FI) gibi ilerici bir siyasi partiyi açıktan hedef almakdan geri kalmadı. Ona göre Müslümanların yaşadığı ırkçılık ya da ayrımcılığı teşhir eden bu örgüt ve aydınlar, “teröristlerin savundukları fikirlerle ellerinin silahlandırılmasına katkıda bulunuyor.”

Bu tür tartışmaları yaygınlaştırarak Müslüman inancında olan vatandaşlara yönelik ön yargılar hızla artıyor, son günlerde başı örtülü ya da Arap kökenli olan insanlara yönelik saldırıların artması hiç tesadüf değil. Irkçı, aşırı sağcı partilerin yıllardır savunduğu düşünceler birdenbire ülkenin ana gündemi oldu: televizyon kanallarına çıkan “uzmanlar” aynı yönde tahliller yapmaya başladı. Siyasi İslam gericiliği, Fransız gericiliğinin hortlamasına vesile oldu, ama bu ise tersinden birincisinin etkisinin daha fazla artmasına yol açacaktır.

Samuel Paty, bir tarih hocası olarak hümanist ve aydınlanmacı fikirleri savunuyordu. Gerici karanlığı savunan güçler tarafından katledildi ve bu eylem Fransız gerici güçlerinin ekmeğine yağ sürdü.

Görülüyor ki birbirine karşı gibi görünen iki gericilik birbirlerini simetrik bir şekilde güçlendiriyor ve karanlık giderek toplum üzerine çöküyor. Samuel Paty elinde bir mumla bu karanlığa karşı çıkıyordu. Bilgi ve bilim bu mum ateşini güçlendirecek ve karanlığı geriletecektir.