Spor ve cinsel taciz

ZAHİDE YENTÜR

Sporun çocuk ve gençlere yönelik cinsel tacizin en fazla yaşandığı bir alan olduğu bilgisine 2016 yılında yapılan bir araştırmada ulaşıldı. Bu araştırmanın sonuçlarına göre sporda üst ligler için yarışan çocuk ve gençlerden yüzde 37’si cinsel tacize maruz kalmış durumda. Cinsel tacize maruz kalan çocuk ve gençlerin büyük çoğunluğunu kız çocukları ve genç kadınlar oluştururken, zanlıların önemli kesimi erkek. Bütün bunlar sporda cinsel taciz ve şiddetin neredeyse doğal karşılanan bir olgu olduğunu gösteriyor.

Sporda çocuk ve gençlerin karşılaştıkları diğer bir güçlük, başarı baskısı oluyor. Hatta üst liglere çıkmak ve başarmak için çocuk ve gençler, antrenörlerin arasında yaygın olan bir deyişle ^kusuncuya kadar bir çok şeye katlanmak“ zorunda bırakılıyorlar. Sporu sadece hobi olarak değil de profesyonel olarak yapan sporcuların bildiği bir gerçek: Başarmaya odaklanmak!

Çocuk yaştaki sporcular, antrenörleriyle yakın bir ilişki geliştiriyorlar. Karşılaşmalara, kamplara giderken yapılan yolculuklarda çocuk yaştaki sporcuları teselli eden antrenörlerin bir kısmı bu yakınlığı kötüye kullanıyor. Tabi ki, antrenörlerin üstlendiği sorumluluk çok fazla ve ailelerinden uzak kalan çocukların teselli edilmesi gibi bazı şeylerden kaçınmak olanaksız.

Yapılan araştırmanın ortaya koyduğu spor alanında yaşanan cinsel taciz ve şiddetin önemli nedenlerinden birisi de sporun süper imajı. Kimse, spor ve cinsel tacizi biraraya getiremediği için bu alandaki çocuk ve gençlerin yaşamak zorunda kaldığı olumsuzluklar görmezden geliyor. Şayet spor derneklerine inanılacak olsa sporda dayanışma, empati, grubun ortak çıkarları gibi değerler çocuk ve gençlere aşılanıyor „Spor bir uyum makinesidir, spor sağlıklıdır“ imajı. Elbette spor böyle de olmak zorunda. Ancak tam da bu olumlu imaj, çocuk ve gençleri istismar eden kişilerin gizlenmesine hizmet ediyor, saldırıya maruz kalan çocuk ve gençlerin ise bu konuda konuşmalarını güçleştiriyor.

Bu konuda ciddi bilgilerin olmaması cinsel şiddetin gizli kalmasına neden oluyor. Mağdurlar yaşlarının küçüklüğünden dolayı ancak yetişkin olduklarında başlarına gelenin ne olduğunu anlayabiliyorlar. Utançtan ve yaşanan travmadan ötürü mağdur olan çocuk ve gençlerin yaşananları bastırması ya da yok sayması bu tür olayların üzerine gidilmesini zorlaştırıyor. Ayrıca spor kulüblerinde yapısal hiyerarşi, dernek yönetim kurullarında yaşlı erkeklerin olması ve onların çocuk ve gençlerin spor kariyerine karar vermesi, mağdurların durumunu oldukça kötüleştiriyor.

Her kim ki, spordan söz ediyorsa, bu alanda çocuk ve gençlere yönelik gerçekleşen cinsel içerikli şiddeti göz ardı etmemeli , bu konuda susmamalı.