2. DALGA EMEKÇİLERİ VURUYOR

Foto: Pixabay

Yaklaşık bir yıl önce Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyaya yayılan koronavirüste ikinci dalga büyüyerek yayılıyor. Birçok ülkede vaka sayısı birinci dalganın yaşandığı yaz tatili öncesinin kat be kat üzerine çıktı. Bu durum birinci dalgada alınan önlemlerden fazla bir şey öğrenilmediğini gösteriyor. Birinci dalgada Avrupa’da vaka ve ölüm sayısının görece az olduğu ülkeler arasında yer alan Almanya’da günlük vaka ekim ayı sonunda 20 bine ulaştı. Çok sayıda kent ve kasaba, daha önce başlıca kriter ilan edilen ’son bir hafta içinde 100 bin kişiye en fazla 50 vaka sınırı’nı aştı.

İLAN EDİLEN ÖNLEMLER İŞE YARAMIYOR

Avrupa genelinde vaka sayısı 10 milyonu, Almanya’da ise 550 bini geçti. Almanya’daki ölü sayısı ise ekim ayı sonu itibariyle 10 bin 500’ü aştı. Vaka sayısının özellikle dinamik şekilde artması, bugüne kadar alınan önlemlerin çok fazla işe yaramadığını gösteriyor. Daha doğrusu ilk dalgada pek çok bilinmezlikten ötürü hızlı bir şekilde kapanmaya dair kararlar alınırken, bu sefer daha hafif ve gecikmeli önlemlerin alındığı anlaşılıyor. Siyasiler virüsün yayılmasını engellemek için sürekli “sosyal mesafe”, “maske” ve “hijyen” kurallarına uyma çağrısında bulunurken, bunun maddi koşullarını ortadan kaldırmak için ise gerekli adımları atmıyorlar.

NEDEN FABRİKALARI VE OKULLARI KAPATMAYA YANAŞMIYORLAR?

Yaz tatili öncesindeki birinci dalgada lokantalar, barlar ve kafelerin yanı sıra zorunlu ihtiyaçların karşılandığı işletmelerin dışındaki fabrikalar da kapatılmış, işçiler kısa çalışmaya gönderilmişti. Kısa çalışma parasının devlet tarafından karşılanması için ise fonlar hazırlanmıştı. Ancak bu sefer kitlesel üretimin yapıldığı fabrikalar ile okulların kapatılması gündeme alınmadı. 2 Kasım’dan itibaren yürürlüğe giren yeni kısıtlama paketi asıl olarak eğlence, lokanta ve otel sektörüyle ilgili. Virüsün fabrikalarda ve okullarda bulaşma ihtimali ise neredeyse plan dışında tutulmuş! Yani, okullar ve büyük fabrikalarda da virüsün bulaşma riski çok yüksek olduğu bilindiği halde hükümet bu seçeneği gündemine almadı.

Kısa bir süre önce hükümet tarafından yaptırılan “Okul-Kreş Araştırması”nda, çocukların virüs taşıdığı ve bulaştırdığı ifade edilmesine rağmen, hükümet ısrarla okulları ve kreşleri kapatmaya yanaşmıyor. Bunun başlıca nedeni ise evde kalacak çocuklara kimin bakacağı organize edilmediği için, ekonominin olumsuz etkilenmesi.

Okulların altyapısı koronavirüsün yayılmasını azaltmaya yönelik hazırlanmadığı halde okullar açık tutulmaya devam ediliyor. Tek öneri sınıfların havalandırılması. Kış aylarında ne kadar yapılacaksa! ‚Koronavirüsün yayılmasını engelleyelim‘ derken bu kez çocukların grip ya da diğer hastalıklara yakalanması söz konusu olabilir.

Bunun başlıca nedeni elbette, öncelikle ekonominin birinci dalgada olduğu gibi küçülmesinin önüne geçmek. Hükümet ve sermaye yetkilileri her fırsatta bunu dile getiriyorlar. Bu nedenle ekonomideki küçülmenin önüne geçmek için her şart altında fabrikaların açık tutulması gerektiğinden söz ediliyor. Sadece bu bile Almanya başta olmak üzere Avrupa genelinde sermayenin insanların hayatını kurtarmak için birinci dalgadan fazla bir şey öğrenmediği anlamına geliyor. Öğrendikleri tek şey varsa o da üretimin her şeye rağmen devam etmesi…

ÇOK ŞEY YAPILMIYOR

Bu yaklaşım, hem insan hayatını hiçe saymak hem de virüsün yayılmasının önüne geçmek için birçok adımın atılmaması anlamına geliyor. Dolayısıyla virüste en iyi şekilde korunan sermaye kesimleri, zenginler emekçi sınıflarının üretime devam etmesi için olanca gücüyle baskı yapıyor. Sermayenin hizmetindeki hükümetler de bu temelde kararlar almaya devam ediyorlar. Son kararlar da halkın sağlığının korunması için adım atmaya niyetli olmadığını gösteriyor.

Buna karşı çıkmak, halkın temel ihtiyaçlarını güvence altına alacak şekilde kentlerde uygulanacak iki haftalık tam izolasyon, çok yaygın test, düşük gelirlilere ücretsiz maske ve dezenfekte malzemeleri sağlanması ve acilen sağlık alanına gerekli kaynak arttırımı yapılarak hastane ve sağlık personelinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ile vaka ve ölüm sayısı minimuma düşürülebilir. Yani Almanya, Avrupa ve dünyanın önünde iki seçenek bulunuyor: Ya sermayenin çıkarları ya da halkın sağlığı esas alınacak!

Virüsün ilk ortaya çıktığı ve 1 milyar 450 milyon nüfusu olan Çin’de vaka sayısının 86 binde, ölü sayısının 4 bin 634’te kalmasında ilk başta uygulanan sert yaptırımların rolü olduğu görülüyor. İlaç ve aşı bulunamadığı sürece, insan hayatını güvence altına alacak şeyin, ekonominin-sermayenin çıkarları penceresinden değil, halkın sağlığını temel alan politika ve kararlar olduğu; bunun için de sağlık alanında hızla ve köklü iyileştirmeler yapılması gerektiği görülüyor. (YH)


YENİ KORONA KURALLARI

Günlük vaka sayısının 20 bine kadar çıktığı Almanya’da Başbakan Angela Merkel ile eyalet başbakanlarının 28 Ekim günü katıldığı video konferansta yeni kısıtlama kararları alındı. 2 Kasım’dan itibaren ay sonuna kadar geçerli olacak yeni önlem paketinde fabrikalarda üretim olduğu gibi devam edecek. Ancak lokantalar, barlar, kafeler, eğlence yerleri kapatılacak. Okullar ve kreşler de açık kalmaya devam edecek. Toplantı ve açık hava etkinliklerine katılanların sayısı da iyice azaltıldı. Kısıtlamalardan etkilenecek işletmeler için 10 milyar euroya kadar yeni bir yardım paketi hazırlanacak.

SOSYAL MESAFE: 2 Kasım’dan itibaren iki haneden 10’a kadar kişi açık havada bir araya gelebilecek. Bu kuralı ihlal edenlere yerel daireler sert cezalar verebilecek. Bu da şu anda sürdürülen buluşmaları yüzde 50-75 düzeyinde düşürme anlamına geliyor. Daha önce kamuya açık alanlarda en fazla 25 kişinin bir araya gelebileceği şeklindeki kural ise değiştirilmedi.

OKULLAR VE KREŞLER: Koronavirüs vaka sayısı artmasına rağmen okullar ve kreşler açık kalmaya devam edecek. Sadece virüsün çıktığı sınıflar karantinaya alınabilecek. Kreşlerde özellikle çocukların kendi grupları içinde kalması gerekiyor.

BAKIM YURTLARI: Yaşlı ve özürlü bakım yurtlarında hızlı korona testi yaygınlaştırılacak. Hastaneler, yaşlı yurtları, özürlü bakım yerlerinde tam anlamıyla sosyal izolasyon uygulanacak.

GASTRONOMİ: Yeni önlemlerden en fazla gastronomi sektörü etkilenecek. 2 Kasım’dan itibaren kapalı olacak. Lokanta ve büfelerden sadece evlere servis yapılabilecek. Kantinler ise açık kalacak.

KÜLTÜREL ETKİNLİKLER YASAK: Kasım ayı boyunca tiyatrolar, operalar veya konser salonları, fitnes stüdyoları, yüzme havuzları ve eğlence mekanları kapalı olacak. Amatör spor karşılaşmalarına duruma göre karar verilecek, Bundesliga maçları ise seyircisiz devam edecek. Minimum mesafe korunamadığından kozmetik stüdyoları, masaj yerleri ve dövme stüdyoları kapalı kalacak. Kuaförler yoğun hijyen kuralları çerçevesinde açılabilecek.

MAĞAZALAR: Büyük mağazalar açık kalmaya devam edecek. Ancak 10 metre kare başına bir kişi düşecek şekilde müşteriler içeriye alınacak.

OTELLER: Ülke iç turizmi tamamen duracak. Kasım ayı boyunca otellerde konaklama mümkün olmayacak.

Bütün bu önlemler 11 Kasım’da yapılacak başbakanlar toplantısında değerlendirmeye alınacak.


Türkiye’nin tümü riziko bölgesi ilan edildi

Almanya, 9 Kasım’dan itibaren tüm Türkiye’yi „riskli bölge“ ilan etti. Dışişleri Bakanlığı’nın güncellediği Türkiye seyahat bilgisinde, bu kararla Türkiye’nin tümünü kapsayan seyahat uyarısının yeniden geçerli olacağı belirtilirken, uyarının yeniden Aydın, Antalya, İzmir ve Muğla bölgelerine yönelik olduğu haber verildi. „Riskli bölge“ kararı, bir ülkeye seyahat yasağı değil, seyahat uyarısı anlamına geliyor. Almanya bu şekilde vatandaşlarına açıkça mecburi olmadıkça listede yer alan ülkelere seyahat etmemelerini, etmeleri durumunda ise sorumluluğun tamamen kendilerine ait olduğunu söylüyor.