Kültür emekçilerinden korona yaptırımlarına tepki

Kültür emekçileri de korona krizinin üzerlerindeki etkisini gözler önüne sermek ve protesto etmek için bir araya geldi. Berlin, Hamburg gibi şehirlerde sokak eylemleri yapan kültür ve sanat emekçileri sosyal medyada da “sanat ve kültür susarsa hayat da susar” mesajıyla bir kampanya başlattı.

Hükümetin açıkladığı son korona kısıtlamalarının en ço etkilediği alanlardan biri de kültür ve sanat oldu. Bu durum, kültür sanat alanındaki sanatçı ve emekçiler arasında hoşnutsuzluğa yol açarken, birçok kentte sanatçılar ve bu alanda çalışan emekçiler tepkilerini göstermek için çeşitli eylem ve etkinlikler yapıyorlar.

Berlin’de AlarmStufeRot tarafından yapılan eylemde konuşan dünya çapında tanınmış trompet sanatçısı Till Brönner, otomotiv sektörüne milyarlık paketler hazırlarken sanatçıları tesellü etmekle yetinen politikaları eleştirdi.

Kültür alanında sahne önünde yer alanlar yanında etkinlikleri düzenleyen, teknik işlerini ve bilet satışını yapan firmalar da SangUndKlanglos #AlarmstufeRot (Sessiz ve Sedasız Kırmızı Alarm) adında bir kampanya başlattılar.

İlk eylemini Berlin’de yapan inisiyatife, her alandan Almanya’nın en tanınmış sanatçıları destek verdi. İkinci eylem Hamburg’da “Elbe Yanıyor” adıyla yapıldı.

Kampanya hükümetin ve halkın dikkatini branşta çalışanların üzerine çekmeyi amaçlıyor.

#SangUndKlanglos #AlarmstufeRot çağrısında özetle şu görüşlere yer verildi:

‚HÜKÜMET SESİMİZE KULAK VERSİN‘!

“Almanya’daki kültür ve kültürel etkinlik endüstrisi sesini yükseltiyor. Ülkemizde etkinlik sistemi renkli ve çok yönlüdür: Serbest meslek sahibiyiz, sözde serbest meslek sahibi olarak çalışıyoruz, orta ölçekli girişimciyiz ve halka açık şirketleriz. Almanya’daki tüm etkinliklerin yüzde 80’inden fazlasını oluşturan sosyal ve kültürel etkinlikler ile işle ilgili etkinlikler planlıyor ve uyguluyoruz. Faaliyetlerimizin bir parçası olarak, ekonomimizi güçlendiren ve toplumumuzu zenginleştiren ekonomik, entelektüel ve kültürel çeşitliliği garanti ediyoruz. Bu çeşitlilik kurtarılmalıdır. 130 milyar euro ciro ve 1 milyonu aşkın çalışanımızla Almanya’nın altıncı büyük sanayi koluyuz. Hükümet harekete geçmelidir. Etkinlik endüstrisindeki durum oldukça dramatik olarak tanımlanabilir. Etkinlik endüstrisi, korona kilitlenmesinden en uzun süre ve en fazla etkilendi ve şu anda yedi aydır iş yapmıyoruz. COVID-19 krizinin başlangıcından bu yana herhangi bir çalışma temelinden mahrum kaldı. Hükümeti sözünü tutmaya çağırıyoruz!”

SOSYAL MEDYADA BÜYÜK İLGİ

Sosyal medyada başlatılan ’sanat susarsa herşey susar‘ kampanyası büyük ilgi gördü. Kampanyayı başlatan sanatçılar adına yapılan açıklamada; „Sanat ve kültür sahnesi şu anda boşta. Binlerce insan mesleğini sürdüremiyor ve geçim kaynakları tehdit altında, ancak kültürel çeşitlilik de risk altında. Bu, toplumda entelektüel yoksulluğa yol açar. Herkes bu krizden etkilendi, ancak başka hiçbir endüstri sanat ve kültür kadar sert darbe almadı. Her şeyi bir kenara bırakan ilk biz olduk ve şu anda bir perspektif olmadan ve çok az destekle – kısıtlama olmaksızın tekrar çalışabilecek son alan olacağız. Kampanyamızla sanat ve kültür sahamızdaki mevcut durum için toplumda farkındalık yaratmak istiyoruz. Etkilenen insanları ve kültür emekçilerini anlamayı sağlayacağımızı umuyoruz, onları görünür kılmak ve değerlerini göstermek istiyoruz. Fikir oluşturma süreci olumlu yönde güçlendirilmeli, sanatın ve kültürün toplumumuz için önemi yeniden pekiştirilmelidir. Sanat ve kültür susarsa toplum da susar, kültürel çeşitlilik sona erer, dayatılan ‚kültür’le yetinilir.” denildi.

DÜNYACA ÜNLÜ SANATÇIDAN ÖFKELİ ÇAĞRI

“Benim adım Till Brönner, 49 yaşındayım, müzisyen ve fotoğrafçıyım. Daha önce hiç böyle bir şey yapmadım, protestoya katılmadım. Çok sinirli olduğum için olmalı artık yeter diyorum. Aylardır sadece korona tarafından tüm bir endüstrinin nasıl felç edildiğine bakmakla kalmadım, aynı zamanda, varoluşları tehlikede olmasına rağmen, sekiz ay sonra bile sahne sanatçılarının bu sefalet hakkında ne kadar ölçülü ve neredeyse aşırı tedbirli olduklarını deneyimledim. Kendi saflarımızdan gelen bu isteksizliğin ölümcül olduğunu düşünüyorum. Çünkü mesleğimizin şu anda içinde bulunduğu dramatik durumun tamamen yanlış bir tablosunu gösteriyor. Neden bahsettiğimizi açıklama zamanı geldi diye düşünüyorum.

Müzisyenler, ses mühendisleri, aydınlatma teknisyenleri, yemek tedarikçileri, sahne yapımcıları, otobüs şoförleri, ses güçlendirme şirketleri, kulüp sahipleri, ajanslar ve yerel salon sahiplerinden bahsediyorum. Ve tahmin edilenin üstünde sayımız çok. 1,5 milyondan fazlayız. Pandeminin birinci gününde geçim kaynakları anlaşılır bir şekilde yok edilen insanlar.

Toplam cirosu 130 milyar euronun üzerinde olan bir sektör. Kültür lüks bir sorun değil, temel bir sorundur. Ve burada yanlış anlaşılma olmaması için hepimiz kendimizi korumak ve bu lanet virüsten korunmak istiyoruz. Ancak, eğer bir meslek dalının tamamı kanunen halkı korumak için çalışmalarını durdurmaya zorlanırsa, o zaman yönetenler ve halk da bu insanların koronadan sonra hala orada olmalarını sağlamalıdır. Milyarlık paketleri otomotiv sektörüne sundunuz, ya bize?

Ama mesele adalet. Ekonomi, çalışma ve maliye bakanlığına sesleniyoruz. Almanya’da 83 milyon insan yaşıyor, ancak asıl vergi yükü sadece 16,5 milyon kişi taşıyor, bunun 1,5 milyonu da biziz. Bu gerçeği ciddiye alan bir yardım programı yok. Kültür biterse hayat da biter unutulmasın!” (YH)