Güneşi patentleyebilir misiniz?

ABD, 50’li yıllar: Çocuk felci yıllardır çok sayıda can almaktadır. Bir önceki yıl ABD’de çocuk felci vaka sayısı 50 binin üzerindedir ve bu vakaların 3 bin 145’i hayatını kaybetmiştir. Ulusal bir radyo programında Medikal Araştırmacı Dr. Jonas Salk çocuk felcine karşı bir aşıyı başarıyla test ettiğini duyurur. Bu duyurunun ardından çıktığı bir televizyon programında sunucu ile Dr. Salk arasında o efsanevi diyalog geçer.

Sunucu: Bu aşının patenti kimde?

Salk: Halktadır diyebilirim. Patent falan yok. Güneşi patentleyebilir misiniz?

Jonas Salk, 1954 yılında geliştirdiği çocuk felci aşısı sayesinde, milyonlarca çocuğun hayatının kurtarılmasında pay sahibi bir bilim insanı. Salk’ı bu kadar özel yapan nedenlerden biri de geliştirdiği aşıyı patentlememiş olması. Kendisine ‘neden patentlemediği’ sorusu yöneltildiğinde Salk şu cevabı verir: “Aşımın insanlığa ait, patenti yok diyebilirim. Güneşi patentleyebilir misiniz?” Salk, aşı için patent çıkarmış olsaydı 7 milyar dolar kazanç sağlayabilecekken, insanları kurtarmayı seçti. 23 Haziran 1995 yılında hayatını kaybeden çocuk felci aşısının mucidi, ABD’li hekim ve bakteriyolog Jonas Salk, çığır açan çalışmasıyla, Covid 19 aşısı tartışmalarının yaşandığı bu gün bir başka anlam taşıyor.

O DA YOKSUL VE GÖÇ KÖKENLİ

Eğer tüm böcekler dünyadan yok olacak olsaydı, 50 yıl içinde dünyadaki hayat sona ererdi.
Eğer insanoğlu dünyadan yok olacak olsaydı, 50 yıl içinde bütün yaşam formları kendini yeniler ve gelişirdi” sözlerinin sahibi Jonas Edward Salk, ABD’ye göç etmiş fakir Rus-Yahudi bir ailenin çocuğuydu, ancak yetenekli bir öğrenci olarak burs aldı. 15 yaşında üniversiteye gitti ve ardından tıp okudu.

28 Ekim 1914’te, çocuk felcinin hala korku ve dehşet yaydığı bir dönemde New York’ta doğdu: daha önce sadece tek tek vakalardan bilinen hastalık, 19. yüzyılın sonundan beri Avrupa ve ABD’de büyük salgınlarda defalarca ortaya çıktı. On binlerce kişi tipik ani felç geçirdi, bir çoğu öldü, bazıları yalnızca çok güçlü bir akciğere sahip olduğu için hayatta kalabildi veya çoğu hasta yaşam boyu proteze, çelikten yapılmış kemiğe, koltuk değneğine veya tekerlekli sandalyeye bağımlı kaldı.

Çocuk felci, Amerika’da en önemli sağlık sorunlarından birini oluşturuyordu. Çocuk felci salgının endişe verici boyutlara ulaşmasıyla birlikte, 57 bin 628 çocuk felci vakası yaşandı. Büyük bir çoğunluğunu çocukların oluşturduğu salgında bu ürkütücü manzara, o dönemler için Amerika’nın en büyük korkusu halini aldı.

Bilim insanları, hastalığı önlemek ya da tedavi etmek için çalışmalar başlattı, Amerika Başkanı Franklin Delano Roosevelt’in çocuk felcine yakalanması ve hastalığı yenmesine karşın bir daha yürüyememesi ise salgın için bir şeyler yapılması ihtiyacını daha da artırdı.

AŞIYI KENDİ ÜZERİNDE DE DENEDİ

1947 sonbaharında Jonas Salk, virolojik araştırma laboratuvarının yöneticisi olarak Pittsburgh Üniversitesi’nde çalışmaya başladı. Tamamen öldürülmüş patojenlerden aşı üretmeyi başardı. O dönemin görüşü,virüsün sadece canlı olması durumunda vücudun bağışıklık kazanmasının mümkün olduğu şeklindeydi. Ancak Salk bu görüşe karşı çıkıyordu. 1952 yılında formaldehid kullanarak virüsü etkisizleştirmeyi ve geliştirdiği aşı sayesinde virüs taşıyan kişilerin çocuk felcine karşı bağışıklık kazanmasını sağladı. Dr. J. Salk, çalışmaları sırasında maymun böbreği dokularında polyo (çocuk felci) virüslerini üretmeyi başardı sonra Felçli Çocuklar İçin D.T. Watson Evi’nde yatan hastalar üzerinde uygulanmaya başlandı. Şüphecileri ikna etmek için serumu önce kendisi ve ailesi üzerinde test etti. 1954 yılında neredeyse iki milyon çocukla büyük bir aşı alanı denemesine başladı.

PATENTİ HALKA AİTTİR

Ve 12 Nisan 1955’te bir radyo istasyonu, Salk’ın çocuk felci (Polio) aşısının başarılı olduğunu bildirdi. Amerikan Sağlık Dairesi ulusal bir aşı programı başlattı ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çocuk felci vakalarının sayısı yüzde 80’in üzerinde düştü. Bu dönemde aşının patenti tartışmaları başladı. Dr. Salk, aşının patentini alırsa en az 7 milyar dolarlık bir servet sahibi olacaktı. Çıktığı bir televizyon programında, beraber çalıştığı araştırmacılara cömert davranmadığını düşünen sunucunun; “Aşının patenti kime ait?” sorusuna,”Halka aittir diyebilirim. Güneşi patentleyebilir misiniz?” cevabını vererek namuslu bir bilim insanının nasıl olacağını da gösterdi.

Amerikalı bakteriyolog Albert Sabin, Salk ile hemen hemen aynı zamanda, bu kez zayıflatılmış, canlı poliovirüslerden bir aşı geliştirdi. Bu daha etkili, daha ucuz ve kullanımı daha kolay olan bir aşıydı, bir şeker parçası üzerine damlatılıyor ve ağızdan uygulanabiliyordu. Bu aşının sloganı; “Çocuk felci korkunç aşısı ise tatlı!” şeklinde belirlenmişti.

Çocuk felci aşısının bulunması bu hastalığın neredeyse kökünün kurutulmasını sağladı.

YA COVİD 19 AŞISI?

Şimdi umutla Covid 19 aşısının uygulanmaya başlamasını bekliyoruz. Aşının kısa süre içinde pandemiyle mücadelede devreye gireceği açıklandıktan sonra zengin ülkeler ilaç firmalarıyla sözleşme yapmaya başladılar. Patent kime ait olacak, aşı öncelikli olarak nerede ve kimler için kullanılacak bu soruların cevabını kapitalist sistemde iktidar sahipleri belirliyor. Yoksul ülkelerin ve nerede yaşarlarsa yaşasınlar yoksulların aşıya erişimi oldukça zor. Hele de ülkelerinden kaçan, hâlâ yollarda olan mültecilerin veya ülkelerinde savaş olanların aşıya erişmesi imkansız. Sistemin işleyişini kırmaya yetmese de yumruğunu masaya vurarak, “Güneşi patentleyebilir misiniz?” diyebilecek bilim insanlarına ne kadar da ihtiyacımız var!

Hazırlayan: Semra Çelik