Çalışmaya rağmen yoksul

SEMRA ÇELİK

Perakende satış alanında çalışanların çalışma koşulları kötü, ücretleri düşük, çalışma süreleri esnek. Korona döneminde işler arttı ama ücretler artmadı, koşullar düzelmedi. Bir süpermarkette çalışan 33 yaşındaki Suna ile mart ayından itibaren işte, ve evde neler yaşadığını konuştuk.

“Sabah en geç 6.30’da işe başlıyorum. 8.15’te müşteriler gelmeye başlıyor. O zamana kadar yeni ürünleri raflara yerleştirmemiz, etiketlerini yapıştırmamız, dezenfekte maddelerini doldurmamız gerekiyor. Sonra bir kahve içecek zamanımız var. Kasalara oturuyor müşterileri bekliyoruz. Başlangıçta yoktu ama epeydir fleksiglas korumalarımız var. Yine de hasta olmamak için çaba harcıyoruz. Hasta olmak, kalıcı bir sözleşmemiz yoksa parasız kalmamız demek. Sabah saatleri biraz sakin oluyor. Kasayı kapatıp yine raflara, meyve, sebze reyonuna dönüyoruz. ‘Torbalar hazır mı?’, ‘Boşalan yerlere yeni ürünler konulacak mı?, ‘Yerler temiz mi?’ bakıyoruz. Zaten açık kasalarda kuyruk oluşuyor ve tekrar kasaya dönüyoruz. Gün boyu aynı şey birkaç kez devam ediyor. Ben normalde günde altı saat çalışıyorum ama çoğu zaman bir saat fazla çalışıyorum. Bazen saat 14.00’de başlıyor, kapanmaya kadar devam ediyorum. O zaman ortalığın toplanması ve temizlik de bizim işimiz. Kalıcı sözleşmem yok, bir seneliğine aldılar, aralık ayında bitecek ama uzatırlar sanırım.“

‘NE İSTEDİLERSE YAPTIM’

Uzatılması için elinden geleni yapmış zaten. Ne zaman istedilerse gelmiş, ne zaman istedilerse gitmiş. Sırasında rafları doldurmuş, ortalığı toplamış, temizlik yapmış, “Ne istedilerse yaptım” diyor. “Bana en fazla koyan bu kadar hızlı çalışmaya rağmen, zaman zaman laf işitmem. Bir keresinde müşterinin biri margarinlerin nerede olduğunu sordu, söyledim. Yanımda bölüm şefi duruyormuş, ‘okuma yazman yok mu senin, neyin nereye konduğunu bilmiyor musun?’ diye müşterinin yanında beni aşağılayarak müşteriyi doğru yere gönderdi. O zamandır hep tetikteyim, yanlış yapmamaya çalışıyorum ama çalıştıkça elim ayağıma karışıyor.”

İşten sonrası? Koşarak eve gitmek, yemek hazırlamak, evi toplamak, oturursam kalkamam diye yapılması gereken herşeyi yapmak ve kendini yatağa atmak. “Yorgun argın eve geldikten sonra çocuklarla ilgilenecek halim bile kalmıyor. Zorunlu ihtiyaçlarını karşılıyorum, ne oyun oynayabiliyorum, ne dersleriyle ilgilenebiliyorum. Hep içimde huzursuzluk, hep iyi bir anne olamadığımı düşünüyorum ama annelik ne ki? Eve para gelmezse, onların ihtiyaçlarını karşılayamazsam iyi annelik yapabilecek miyim? Sevgi ile, ilgi ile karın doyuyor mu, okul ihtiyaçları karşılanıyor mu?”

‘PARA YETMİYOR AMA’

Para yetiyor mu? Nasıl yetsin, en fazla 1100 euro geçiyor eline. Çocuk parası da ekleniyor ama yetmesi imkansız. Kira için yardım almak zorunda. “İki yakayı bir araya getirmem imkansız ama yine de bir işim var. Çocuklarım aç açık değil. Onlar da alıştılar böyle yaşamaya. Kendi kendilerine yeter oldular. Yorgunluk falan dert değil. Tek derdim sözleşmemin uzatılmaması halinde ne yapacağım…”

YÜZDE 70 KADIN EMEKÇİ ÇALIŞIYOR

Perakendede işin yüzde 70’inden fazlası kadınlar tarafından yapılıyor ve yarı zamanlı çalışma payı çok yüksek. Giderek daha az sayıda şirket TİS’lere tabi, bu nedenle birçok çalışan hayatta kalmaya yetmeyen düşük bir ücret alıyor. Bu durum nedeniyle özellikle kadınlar yaşlılıkta yoksulluk riski altında.

(Foto: Pixabay)