İşçilerin birliği için…

SERDAR DERVENTLİ

Alman demiryollarında ciddi bir cepheleşme yaşanıyor. DGB’ye bağlı EVG, devlet tekeli DB AG ile ortak hareket ederek mücadeleci Makinistler Sendikası GDL’i işlevsiz hale getirmeye çalışıyor. Beş yıldır yürürlükte olan fakat bugüne kadar pratik olarak uygulanmayan TİS Birliği Yasası (TEG), DB AG ve EVG’ye olanak sunuyor. GDL bu mücadeleyi kazanırsa genel işçi sınıfı için de bir başarı elde etmiş olacak. Ancak GDL’in bu mücadeleyi yalnız kazanması mümkün değil, ülke genelinde politik destek şart.

Sendikal mücadelenin birincil görevi işçiler arası rekabete son vermek ve sermayenin karşında tek vücut olarak çıkmaktır. Bu nedenle işçi sınıfı ortaya çıkışından bugüne kadar sendikal rekabete karşı sürekli uyanık olmaya, işçilerin birliğini sağlamak için her türlü fedakârlığı yapmaya hazır olmuştur.

Sermaye ise karşı tarafta işçilerin birliğini bölmek için elinden geleni arkaya koymaz; Bazen işçi önderlerini satın alarak, bazen sendikaları siyasi olarak bozuşturarak (“sosyal partner çizgisi”) bazen de sarı sendikalar kurarak bu birliğe saldırır.

Dolayısıyla işçi hareketi bu tür bölme ve parçalama, sendikal rekabeti (dolayısıyla işçiler arası rekabeti) gündeme getirecek her türlü gelişmeye karşı çok duyarlıdır, olmalıdır da.

Fakat sözü edilen birlik lafta bir birlik değildir. İşçi ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirme, sosyal ve siyasal haklarını güçlendirme temelinde bir birliktir, sınıfın çok somut olan çıkar birliğidir.

DB AG VE EVG, GDL’E SALDIRIYOR

Hatırlanacağı gibi Demiryolu ve Ulaşım Sendikası EVG, eylül ayında DB AG tekeli ile bir sözleşme imzalamıştı. Buna göre demiryolu emekçileri 2021 yılında zam almayacaklardı, 2022 yılında ise enflasyon oranının gelişmesine bağlı olarak yüzde 0,5 ila 1,5 arası düzeyinde bir ücret artışı alacaklardı.

DB AG’nin aynı sözleşmeyi dayattığı GDL ise bunu kabul etmeyeceğini belirtmiş ve korona ikramiyesi olarak vergiden muaf tutulacak 1300 Euro, 12 aylık bir süre için ise ücretlerin yüzde 4,8 yükseltilmesi, çıraklara ise aylık 100 Euro zam yapılması gibi taleplerini müzakereye açmıştı. Görüşmelerin çıkmaza girdiğini ilan eden DB AG (ardından GDL de bu kararı aldı), daha önce varılan bir anlaşmaya göre zorunlu olana uzlaşma komisyonu kurulmasını talep etti.

Bu görüşmelerde Komisyon Başkanı olan Brandenburg Eyaleti eski Başbakanı Matthias Platzeck (SPD), demiryolu çalışanlarına pozisyonlarına göre 600 ila 800 Euro korona ikramiyesi verilmesini önerdiği gibi kamu alanında imzalanan sözleşmeye benzer bir uzlaşma önerdi.

DB AG bu önerileri geri çevirirken daha önce sözleşmesini imzalamış ve GDL’i “bencillik” yapmakla suçlayan EVG bu kez, “biz de korona ikramiyesi istiyoruz” diyerek 800 Euro talebini “ek talep” olarak ileri sürdü.

EVG’yi “sorumlu davranmaya ve imzalanan sözleşmeyi yeniden tartışmaya açmama” konusunda uyaran DB AG yönetimi, GDL’i ise açıktan “TİS Birliği Yasasını” (“Tarifeinheitsgesetz” = TEG) uygulamakla tehdit etti.

10 Temmuz 2015’den bu yana yürürlükte olan ve 11 Temmuz 2017’de Federal Anayasa Mahkemesi (BVG) tarafından “Anayasaya aykırı olmadığı” onaylanan¹ TEG, bir işyerinde çoğunlukta olan sendikanın imzaladığı sözleşmenin, özel meslek gruplarının çıkarlarını ciddi olarak zarar vermediği koşullarda, herkese uygulanabileceği yönünde karar almıştı.

GDL, ÇÖZÜMÜ ÖRGÜTLENMEDE GÖRÜYOR

Yasanın çıktığı dönem DB AG, GDL ile imzaladığı bir sözleşmede söz konusu yasayı 2020 yılı sonuna kadar uygulamama sözü vermişti. 2020 sona ererken DB AG’de örgütlü olan DGB’ye bağlı EVG, Ekim ayı içinde GDL’ye gönderdiği bir mektupta “kimin nerede kaç üyesi var, noter ile tespit edilsin” başvurusunda bulunmuştu. Kısacası EVG, “çoğunluk sendikası” olarak GDL’i saf dışı bırakmak istiyor.

Bu tutumu, “GDL’in elde ettiği başarıları yok etme girişimi” olarak değerlendiren GDL Yönetim Kurulu ve GDL Büyük TİS Komisyonu 17/18 Kasım 2020’de Dresden’de düzenledikleri ortak toplantıda sendikanın geleceğini olduğu gibi Almanya’daki sendikal hareketi de temelden sarsma potansiyelini içinde barından bir karar (kutuya bkz.) aldılar; GDL bundan böyle artık örgütlenme alanını makinistler ve tren personeli ile sınırlamayacağını, DB AG ve ona bağlı şirketlerde örgütleneceğini ilan etti ve bütün çalışanlara GDL’e üye olmaya çağırdı.

Yani GDL çözümü, tekel yönetimi ve işbirlikçisi EVG’nin saldırılarına karşı daha güçlü örgütlenme ile yanıt vermekte görüyor.

GDL’E DESTEK ŞART

Her ne kadar “demiryolları ile sınırlı bir mücadele” gibi görünse de bu bütün Almanya işçi sınıfını çok yakından ilgilendiren, önümüzdeki yıllardaki sınıf mücadelesinin gidişatını belirlemede önemli rol oynayacak aday bir çatışma olduğu da söylenebilir.

Demiryollarında, salt hangi sendikanın söz sahibi olacağı değil; işbirlikçi çizginin mi yoksa mücadeleci çizginin mi belirleyeceği olacağının çatışması yaşanıyor. GDL’in sınıf mücadelesinden yana kararlı bir sendika olmadığı biliniyor; Ne var ki gelinen aşamada, tekel yönetiminin “vahşi kapitalizm” diye anılan dönemin şartlarını anımsatan iş koşullarını gündeme getirmesi, EVG’nin ise tekel yönetimine teslim olması, GDL yönetimine örgütlülüğünü artırmaktan, mücadeleyi yükseltmekten başka bir yol bırakmamıştır. Tek bir yol daha var oda GDL’in teslim olması demektir!

Beş yıldır yürürlükte olan fakat bugüne kadar pratik olarak uygulanmayan TİS Birliği Yasası (TEG), DB AG ve EVG’ye sınıf işbirliğini güçlendirme, sınıfın çıkarlarını ayaklar altına almanın olanaklarını sunuyor. DB AG ve EVG bu mücadeleden zaferle çıkarlarsa, son yıllarda diğer işkollarında güçlenen işbirlikçi sendikal çizgi daha da güçlenecektir. GDL bu mücadeleyi kazanırsa genel işçi sınıfı için de bir başarı elde etmiş olacak. Ancak GDL’in bu mücadeleyi yalnız kazanması mümkün değil, ülke genelinde ve bütün işkollarından politik destek şart.
İşçi ve emekçiler bu desteği sağlayabilir. Çünkü çalışanlar, her geçen gün patronların doymak bilmeyen azami karları ve elde etmek için dayattıkları daha kötü çalışma ve yaşam koşullarına karşı seçeneksiz değildirler. Aksine çalışma koşullarını iyileştirme, sosyal ve siyasal haklarını güçlendirmek için tek gücü olan birliğini sağlayabilir dayanışmayı güçlendirebilir, bu, sınıfın çok somut olan çıkar birliğidir.

¹ www.bundesverfassungsgericht.de/SharedDocs/Pressemitteilungen/DE/2017/bvg17-057.html

Ayrıca mahkeme süreciyle ilgili bkz.: www.yenihayat.de/2017/02/04/grev-ve-oerguetlenme-hakki-yargi-oenuende/

TİS BİRLİĞİ YASASI NEDEN GÜNDEME GELDİ?

Yazının başında kısaca özetlenen sınıfın birlik çabalarına karşı sermaye her yerde olduğu gibi Almanya’da da sürekli saldırır. Sermaye yanlısı sarı sendikalara örnek olarak Hristiyan sendikalar gösterilebilir. 19. Yüzyılın sonlarında sermaye ve devlet tarafından sosyal demokrat sendikal yapılanmalara karşı kurulan ve teşvik edildiler, hala edilmekteler. 2001 yılında kurulan Birleşik Hizmet Sendikası Ver.di’nin kurucu üyesi olan Alman Müstahdemler Sendikası DAG’de örnek gösterilebilir; DAG, uzun yıllar tüm branşlarda DGB sendikalarının karşısında sermaye yanlısı bir çizgi izlemişti. Veya AUB adı altında (“Arbeitsgemeinschaft Unabhängiger Betriebsangehöriger”) 1970’li yıllarda Siemens Erlangen’de kurulan ve daha sonra değişik tekellerde örgütlenmesi maddi ve politik teşvik edilen sermaye yanlısı grupta sarı sendikal grup kategorisine dahil edilebilir. Bunların yanı sıra bazı meslek sendikaları da kısmen bu kategoriye dahil edilebilirler.

Sermaye, yukarıda adı geçen (ve yer darlığı nedeniyle adı geçmeyen) bu tür oluşumları işçilerin birliğini bölmek, sendikal rekabeti artırmak için sürekli çabaladı. DGB sendikalarının, “Bir fabrika, bir sendika, bir sözleşme” ilkesine, “demokraside çoğulculuk ilkesi” adına karşı çıkan sermaye ve devleti, bu tür sözde sendikaları sürekli destekledi ve bunlarla da özel sözleşmeler imzaladılar.

Almanya’da 1990’lı yıllardan itibaren artan neoliberal saldırılar, kamu sektöründe ve sosyal güvenlikteki özelleştirmeler döneminde DGB sendikalarını daha işbirlikçi bir pozisyona gelirken söz konusu sendikaların bazılarını (GDL, MB, UFO, Cockpit vd.) mücadeleci bir tutum geliştirdiler. Bu tutum da tabandan gelen baskıdan bağımsız bir tutum değildi elbet.

İlerleyen yıllarda DGB sendikalarında TİS dönemlerini birkaç uyarı grevi ile bağıtlamak gelenek haline gelirken MB, Cockpit ve daha sonraki yıllarda UFO ve GDL’de ise süresiz grev kararları daha sık gündeme gelmeye başladı.

Önceleri “demokraside çoğulculuk ilkesi” adına meslek sendikalarına ve sarı sendikalar destek veren sermaye bu kez, “TİS Birliğini” neredeyse kutsal bir hedef haline getirmeye çalıştı. Meslek sendikaları, DGB sendikaları ve sermaye örgütleri tarafından, “azınlığın çıkarı için çoğunluğu zapturapt altına alan oluşumlar”, “statükoyu korumak isteyen benciller” gibi aşağılandılar, asosyal bir konuma itilmeye çalışıldılar.

On yıllardır bazı meslek gruplarını (pilotlar, doktorlar, mühendisler ve makinistler gibi) imtiyazlı hale getirerek çoğunluk çıkarları için ortak mücadele etmelerini engelleyen sermaye şimdi bu grupların görece imtiyazlı olan pozisyonlarını değiştirmek için sadece bu yolu seçmedi. Aynı zamanda federal ve eyalet hükümetlerine yasal önlemler alması için, iş mahkemelerine buna dur demeleri için baskı yapmaya başladı.

Bu baskılar sonucu 2010 yılında Federal İş Mahkemesine bağlı iki alt birim, 4. (27 Ocak 2010) ve 10. (23 Haziran 2010) Senato arka arkaya, “bir işyerinde birden fazla sendika varsa birden fazla sözleşme de imzalanabilir. İş yasaları buna engel değil” kararları aldılar (Bkz. www.bag.de). Bu kararlar ilk etapta olumlu gibi görünse gerçekte Federal Hükümete “harekete geçin” çağrısı anlamını taşıyordu.

CDU/CSU ve SPD’den oluşan Koalisyon Hükümeti, BDA ve DGB’nin katkılarıyla hazırlanan yasa taslağını 28 Ekim 2014’de kamuoyuna tanıttılar. 22 Mayıs 2015’de mecliste onaylanan yasa 10 Temmuz 2015’de yürürlüğe girdi.

GDL KARARI

GDL tarafından 17/18 Kasım 2020’de alınan kararı özetleyerek okuyucularımıza sunuyoruz. Metnin orijinali www.gdl.de/Aktuell-2020/Pressemitteilung-1605789109 web adresinden edinilebilir.

“Almanya’daki tüm demiryolu sistemi ve sistem için önemli meslek grupları için sorumluluk üstleniyoruz.

GDL, TİS Birliği Yasası dahil olmak üzere sürekli gelen tehditlere rağmen GDL, son yirmi yılda demiryolu sistemi ve özellikle de tren mürettebatı için sürekli sorumluluğunu üstlenmiştir. Bunu yaparken hem tren personeli hem de demiryolu sistemi için güçlü bir sendika olduğunu kanıtladı. Sadece işverenlerin istediği aşağı doğru gidişatı (hakların gaspını ç.n.) durdurmakla kalmadı, aynı zamanda tüm toplu pazarlık ve mesleki vasıf düzeyini önemli ölçüde iyileştirdi ve böylece onurlu meslekleri yeniden daha çekici hale getirdi.

Bu nedenle DB’nin gözünde bir diken haline geldik. TİS özerkliğimize yönelik sayısız saldırıyı her zaman başarıyla savuşturmayı başardık. DB’nin yeni bir savaş ilanı gündemde. İşveren, TİS’lerinde çoğulculuğu uygulamasından bilinçli bir şekilde uzaklaşarak, sadece çetin mücadelelerle kazandığımız başarılarımızı yok etmekle kalmayıp, aynı zamanda GDL’yi demiryolu sektöründe yaratıcı bir güç olarak nihai olarak ortadan kaldırma amacını da güder. (…)

İşverenin her zaman uyumlu üzengi tutucusu olan EVG’nin bizim yerimize getirilmek isteniyor. Bu ev sendikası (“Hausgewerkschaft”), DB için kirli işleri, her zaman olduğu gibi itaatkâr bir şekilde, sadakatle yerine getireceği görevi olarak görmektedir.

GDL, bağımsızlığına yönelik bu saldırıyı sessizce kabul etmeyecek. Çetin mücadelelerle elde ettiği toplu pazarlık ve sosyal politik kazanımlarını bir ceketi vestiyerlere teslim eder gibi; üyelerini DB’nin ve “Ücretleri Düşürme Birliği”nin (EVG) insafına teslim etmeye hiçbir şekilde hazır değildir.

(…)

Bu nedenle, GDL Yönetim Kurulu ve Büyük TİS Komisyonu, 17/18 Kasım 2020’de Dresden’de aldıkları bir kararla, sadece tren personelini örgütlemeye yönelik kendine koyduğu kısıtlamayı kaldırmaya ve tüm demiryolu sistemi ve orada temsil edilen bütün meslek grupları için sorumluluk almaya karar verdi.

Bundan böyle iş, atölye çalışanları, vagon ustaları, sevkiyat memurları, sinyalizasyon teknisyenleri, amirleri ve demiryolu şirketlerinde (EVU) ve demiryolu altyapı şirketlerinde (EIU) diğer çalışanlarının, tren personeli ile birlikte harekete ederek güçlü bir sendika ve profesyonel temsilcilik kurmasında kalmıştır

(…).

GDL, son 15 yılda, meslekler üstü ve dayanışma içinde sorumlu bir şekilde hareket ettiğini defalarca kanıtladı. 2020 yılında, DB ile EVG’nin işbirliğinde kasıtlı olarak yaratılan çatışma ortamında, Almanya’daki demiryolu sisteminin genel sorumluluğunu üstlenmeye hazırız!”

(Foto: Pixabay)

%d Bloggern gefällt das: