2021: Süper seçim yılı

2020’de pandemiyle bağlantılı gelişmelerin politik açıdan en çok koalisyon ortağı CDU’nun işine yaradığı söylenebilir. Pandeminin yeni başladığı aylarda oy oranı yüzde 25’e kadar düşen, Thüringen’de AfD’nin desteğiyle FDP’li Thomas Kemmerich’i birkaç günlüğüne başbakan seçen CDU’da genel başkan Annegret Krapm-Karrenbauer istifa etmek zorunda kalmıştı. Ancak Merkel’in özellikle ilk dalgayı kontrollü bir şekilde yönetmesi, CDU’nun oylarını yüzde 35-37 bandına kadar yükseltti. Halen de bu destek devam ediyor.

Sürecin koalisyon ortağı SPD üzerinde ise bir etkisi olmadı. Oy oranı halen yüzde 15-17 bandında seyrediyor. Korona yardımları konusunda öne çıkan Federal Maliye Bakanı Olaf Scholz’un erkenden başbakan adayı ilan edilmesi de sonucu değiştirmedi. Pandemiden önce oyu yükselişe geçen Yeşiller halen bu konumunu sürdürüyor. Hükümetin koronavirüs konusunda aldığı kararları eleştirme yerine çoğunlukla destekleyen Yeşiller’in oy oranı halen yüzde 19-20 civarında. Yükselişte çevre eylemlerinin etkisi fazla olmuştu.

Mecliste anamuhalefet partisi durumunda olan AfD’de ise oy kaybı devam ediyor. Genel olarak korona karşıtı bir çizgi izleyen, bu nedenle de belirlenen kurallara gösterişli bir şekilde yansıtan AfD’nin oyu yüzde 9-10 civarında. Parti içi çekişmeler, neoliberal, ırkçı ve yabancı düşmanı yüzünün her geçen gün biraz daha açığa çıkması bu partinin oy kaybetmesinin başlıca nedenleri. Korona karşıtlarının eylemleri de oylarının artmasına pek yaramadı. Son haftalarda özellikle AfD’nin yüksek oy aldığı bölgelerde vaka ve ölüm sayısının fazla olması da bu partiye güveni sarsacak gibi görünüyor. Keza kendilerini “Querdenker” olarak adlandıran hareketin temsilcileri de eylemlere ara vermek zorunda olduklarını açıkladılar.

THÜRİNGEN SKANDALI UNUTULMAMALI

FDP, Thüringen’de AfD ile işbirliği yapmanın faturasını hızlı bir şekilde oy kaybetmekle ödemeye devam ediyor. Bu nedenle oy oranı yüzde 5-6 arasında. Sol Parti de geride bıraktığımız yıl içinde ciddi bir muhalefet yürütmedi. Sahra Wagenknecht’in bütün görevlerinden ayrılması, bir umut olarak sunulan “Aufstehen” hareketinin tarihe karışmasıyla parti içindeki çelişkiler azalmış görünse de, hükümetin korona politikasını destekleme egemen bir çizgi haline geldi. Hal böyle olunca hükümetin koronavirüs konusundaki çelişkili kararlarına ve uygulamalarına tepki gösterenler için bir adres olamadı. Bu nedenle oyu yüzde 7-8 arasında seyretmeye devam ediyor.

Bütün bu gelişmeler elbette “süper seçim yılı” olan 2021’de etkisini hissettirecek. 26 Eylül’de yapılacak genel seçimlerde partilerin koronavirüs konusunda izledikleri politikaların da etkili olacağı bugünden görülüyor.

2021’DE YAPILACAK SEÇİMLER

2021 aynı zamanda Almanya’da “süper seçim yılı” olacak. 14 Mart’ta Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde parlamento seçimleri, Hessen eyaletinde ise yerel seçimler yapılacak. 25 Nisan’da da Thüringen’de erken seçimler düzenlenecek. Sol Parti öncülüğünde kurulan azınlık koalisyon hükümetinde SPD ve Yeşiller bulunuyor. Thüringen’de önceki yıl yapılan seçimlerden sonra 6 Şubat 2020’de AfD ve CDU’nun FDP’nin adayı Kemmerich’e oy vermesiyle büyük bir skandal yaşanmıştı.

Kemmerich’in istifa etmek zorunda kalmasından sonra üzerine Sol Partili Bodo Ramelow azınlık koalisyonun oylarıyla başbakan seçilmiş ve erken seçimlerin bu yıl içinde yapılacağını ilan etmişti. Bu yıl ayrıca Saksonya Anhalt (6 Haziran), Berlin (26 Eylül) ve Mecklenburg-Vorpommern (26 Eylül) eyaletlerinde parlamento seçimleri yapılacak. 12 Eylül’de ise Aşağı Saksonya’da yerel seçimler yapılacak. (YH)