‚Bilim her zaman eşit koşullarda desteklenmiyor’



Foto: Pixabay

Bütün dünyanın korona aşısına odaklandığı bugünlerde kamuoyunda en çok konuşulan isimlerden biri de BioNTech firmasının sahipleri Şahin-Türeciçifti. Ama adı pek öne çıkmasa da koronaya karşı yeni nesil mRNA aşısının mucidi Macar asıllı bilim kadını Katalin Kariko’nun yaşam öyüküsünü arkaşdaşımız Orhan Demirel derledi.

Pfizer/BioNtech tarafından geliştirilen koronavirüs aşısının temel aldığı mRNA teknolojisini geliştiren Macar asıllı bilim insanı Katalin Kariko, „İnsanların keşfimizi keşfetmeleri uzun zaman aldı. Aşıyı bir paket çikolata kaplı fıstıkla kutladım. Ama asıl kutlamayı yazın bu sıkıntılar sona erince; virüsü, aşıyı unuttuğumuz zaman yapacağım“ diyor. 

‘

‚BENİM İÇİN SÜPRİZ OLMADI‘ 


CNN Televizyonu’na konuk olan Dr. Özlem Türeci ve Prof. Uğur Şahin’in kurucusu olduğu BioNTech’te yedi yıldır kıdemli başkan yardımcısı 65 yaşındaki biyokimya uzmanı Kariko, tüm dünyanın büyük bir heyecanla beklediği korona aşısını mümkün kılan teknolojnin mucidi bu cümlelerle ifade ediyordu başarılarının sevincini. Pfizer/BioNTech’in aşısının onay almasına şaşırmadığını belirten Kariko, şunları: „Benim için sürpriz olmadı. Zaten yeterince deneme yapmıştık. İnsanlar başta bize inanmadılar, mRNA’nın (mesajcı ribonükleik asit) bir tedavi şekli olabileceğini düşünmediler. Pennsylvania Üniversitesi’ndeki meslektaşım Drew Weissman’la birlikte RNA’nın bir bileşenini değiştirdiğimiz, birçok tedavide kullanılabilecek bu metodu geliştirdik“ diyerek sürdürdü açıklamasını. Konuya ilişkin BBC’nin haberinde, Kariko ve Weissman’la 2005’te mRNA’nın sentetik formüllerini ürettiklerini bunların patentini aldıkları kaydediliyor.

 “

NOBEL’İ KARIKO VE WEISSMAN ALMALI“ 


ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden onay alma aşamasındaki aşılarında aynı teknolojiyi kullanan Moderna’nın kurucularından Derek Rossi, „Bana Nobel Tıp Ödülü’nü kim almalı diye sorsalar bu insanları (Kariko ve Weissman) en başa koyardım. Bu temel keşifleri dünyaya katkıda bulunan tıbbi buluşlar arasına girecek“ diyor bir başka söyleşisinde kendisine mikrofonu uzatanlara.

BÜYÜK SIKINTILARLA ABD’YE GİTTİLER 


Kim bu insanlığın yine en sıkıştığı bir zamanda bilimin ışığında edindiği mesleki birikimle umut olan Katalin Kariko? Maddi sıkıntılar yaşayan Kariko ve ailesi arabalarını satıp 1200 dolarla ABD’ye gelebilmişler. İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesine göre Kariko ve ailesi 1985’te Macaristan’dan ABD’ye göç etti.

Kariyerine 1970’li ye başlayan Kariko, Philadelphia’daki Temple Üniversitesi’nden aldığı, kocası ve kızıyla birlikte ABD’ye gidebilmek için arabalarını satmak zorunda kaldıklarını söylüyor. Kariko 1.200 dolara karşılık gelen bu parayı çalınmaması için kızının oyuncak ayısının içine sakladıklarını anlatıyor. G7 adlı Macar haber sitesine de „Yeni dairemize taşınmıştık. O zaman kızım iki yaşındaydı. Her şey iyiydi, mutluyduk. Ama gitmeliydik“ diyor.

Kariko, bir süredir yürüttüğü mRNA çalışmalarına Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde devam etti. Ama o dönem mRNA araştırmalarına duyulan ilgi azalmıştı. Kariko’nun bu teknolojinin hastalıklara karşı kullanılabileceği fikri fazla radikal ve finansal açıdan çok riskli bulunmuştu. Kaynak bulabilmek için yaptığı başvurular geri çevrildi. 1995’te „rütbe tenziline“ uğradı ve üniversitede daha düşük bir seviyedeki göreve atandı. Bu sırada Kariko’ya kanser teşhisi kondu. Katalin Kariko „Normalde insanlar ‚artık yeter‘ deyip her şeyi bırakır. Başka bir yere gitmeyi, başka bir şey yapmayı düşündüm. Hatta yeterince zeki olmadığımı düşündüm“ diyor. Her şeye rağmen yoluna devam ettiğini ve Weissman’la birlikte bu yöntemi geliştirdiklerini söylüyor.

mRNA BİRÇOK HASTALIĞIN TEDAVİSİNDE KİLİT ROL OYNAYACAK

Kariko yaptığı söyleşi ve kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıtlarda, yaşam ve başarı hikayesini özetleyerek anlatımını sürdürüyor. mRNA’nın, felçten sonra beyin dokusunu iyileştirme gibi birçok hastalıkların tedavisinde kilit bir rol oynayabileceğine inanıyor. 1990’larda mRNA üzerine yaptığı çalışmalar için finansman başvurusunda bulunuyor, ancak kaynak bulunmazken, bundan dolayı üniversitede hiçbir zaman terfi edilmiyor. Ancak Kariko’nun mRNA teknolojisinin tıpta gelecek vadeden bir yöntem olduğu kabul ettirmesi bir hayli zaman aldı. Akademik çevrede tanınmayan ve marjinalleştirilen Katalin Kariko, çalışmalarının Covid-19 aşısına öncülük etmesini „inanılmaz“ olarak niteliyor. 1985’te Macaristan’dan ABD’ye göç eden Kariko, uzun yıllar Amerikalı bilim insanı Drew Weismann ile RNA kaynaklı tedavi yöntemleri üzerine çalışmasına devam eder.“

mRNA’nın, felçten sonra beyin dokusunu iyileştirme gibi birçok hastalıkların tedavisinde kilit bir rol oynayabileceğine inanan Biyokimyacı Kariko, 1990’larda mRNA üzerine yaptığı çalışmalar için finansman başvurusunda bulunur, ancak kaynak bulunmazken, bundan dolayı üniversitede hiçbir zaman terfi edilmediğini de sözlerine ekliyor. 65 yaşındaki araştırmacı bu durumun, „Bilimin her zaman eşit düzeyde desteklenmediğini gösterdiğini“ ifade ediyor. ABD’de kalmaya devam edebilmek için Kariko, profesör statüsü alamasa da alt pozisyonlarda mRNA üzerine çalışmalarına devam eder. Covid-19 aşısının arkasındaki iki buluş Kariko’nun Weismann ile yayınladıkları iki araştırmanın, bugün geliştirilen aşılarda önemli bir rolleri oldu. 2005’de yayınladıkları çalışmada, bilim insanları, mRNA’nın yapısında yavaş yavaş küçük değişiklikler yaparak onu bağışıklık sistemi için daha kabul edilebilir hale getirmeyi başardılar. 2015’te de mRNA’larının çok hızlı parçalanmalarını önleyen ve hücrelere girişlerini kolaylaştıran bir kaplama olan „lipit nanopartiküllerine“ yerleştirmeyi başararak önemli bir adım attılar. Bugün dünyayı kurtarması beklenen iki aşı, koronavirüse benzer bir proteinin üretimini tetiklemek ve bir bağışıklık tepkisi ortaya çıkarmak için vücuda genetik talimatlar verme stratejisine dayanıyor.

“BİR GÖÇMEN KADIN TARAFINDAN BAŞARILAMAYACAĞINI DÜŞÜNDÜLER“

Kariko, ‚bu işlerin göçmen bir kadın tarafından yapılamayacağını düşündükleri‘ kanaatinde.
 Kariko artık Uğur Şahin’in CEO’su olduğu BioNTech’te önemli bir pozisyonda çalışıyor. Ancak, yabancı bir kadın olması nedeniyle bu süreçte birçok zorluklarla karşılaştığını ısrarla vurguluyor. Kadın olması nedeniyle bazen ciddiye alınmadığını belirten Kariko, „Bazı konferansların sonunda uzmanlar bana gelerek, ‚yetkili nerede?‘ diye soruyordu. İngilizceyi aksanlı konuşan bir kadının bu işleri başarmasını mümkün görmüyorlardı, hep arkasında ‚daha zeki biri olmalı‘ diye düşündüler“ ifadelerini kullandı. Şimdiyse uzmanlar Kariko’nun ciddi şekilde Nobel’e aday olabileceğini ifade ediyorlar.