Dünden bugüne Ramazan Avcı cinayeti

Araba tamircisi Ramazan Avcı 20 Aralık 1959’da Balıkesir’in Gönen ilçesinde dünyaya geldi. 21 Aralık 1985’de Hamburg’da Neonaziler tarafından saldırıya uğradı. 24 Aralık 1985’te öldü. Almanya’da haberi ülke içi ve dışında yankı uyandıran älk ırkçı terör olaylarından sayılıyor.

SİNAN ÖZBOLAT

Resmi kayıtlarda Almanya’da ırkçılar tarafından katledilen ilk Türkiye kökenlilerden olan Ramazan Avcı’nın öldürülmesinin üzerinden 35 yıl geçti. Bu elbette ilk saldırı değildi. Irkçı saldırılar son 35 yılda devam etti. Ramazan Avcı bir işçi ailesinin ferdi olarak Almanya’ya gelmişti. Saldırının Federal Almanya Cumhuriyeti’nde aşırı sağcı şiddetin arttığı bir dönemde yaşanması tesadüf değildi. Bu saldırıdan birkaç ay önce, 24 Temmuz’da, Hamburg-Langenhorn’da aşırı sağcılar tarafından 29 yaşındaki Mehmet Kaymakçı’nın öldürülmesi, bir dizi benzer saldırının başlangıcı oldu.

Ramazan Avcı, o dönem henüz 26 yaşındaydı. 21 Aralık’ta ağabeyi ve bir arkadaşıyla birlikte Landwehr tren istasyonu önünde otobüs durağında beklerken Neonazilerin buluşma yeri olarak bilinen birahaneden çıkan ırkçıların saldırısına uğradılar. Ağabeyi ve arkadaşı son anda bir otobüse kendilerini atarak Neonazilerden kurtulmayı başardılar. Ramazan Avcı ise kaçmak için caddeye fırladığında, gelmekte olan otomobil kendisine çarptı. Çarpmanın etkisiyle yaralı olarak yerde kalan Avcı’nın başına üşüşen Neonaziler, beysbol sopaları, tekmeler ve balta sapıyla vurmaya başladılar. Saldırıda komaya giren Ramazan Avcı kaldırıldığı hastanede 24 Aralık 1985’de hayatını kaybetti. Ölümünden birkaç gün sonra dünyaya gelen oğluna kendisinin adı verildi.

1980’Lİ YILLARDA HAMBURG’DAKİ İLK IRKÇI SALDIRILAR

1980 yılında, 21 Ağustos’u 22 Ağustos’a bağlayan gece, bir ırkçı terör örgütü Hamburg’da Halskestrasse’de bulunan bir mülteci yurdunu kundakladı. Vietnamlı Ngoc Nguyên ve Anh Lân Dô feci şekilde yanarak can verdiler. Ramazan Avcı’nın katledilişinden beş ay önce, 24 Temmuz 1985’de yine Hamburg’da Mehmet Kaymakçı aşırı sağcılar tarafından saldırıyla uğrayıp, öldürüldü. Neonaziler bir beton blokla Kaymakcı’nın kafasını parçaladılar. Bu cinayet neredeyse hiç duyulmadı. Halen Hamburg’da bu cinayeti hatırlatan hiçbir şey yok. Tepkiler ve çağrılar üzerine ilk kez Temmuz 2020’de CDU, Yeşiller, SPD, Sol Parti ve FDP’nin onayıyla Nord Belediye Meclisi’nde 5 bin Euro bütçeyle Hohe Liedt Caddesi’ne bir anıtın yapılmasına karar verildi. (1)

TEPKİ YOĞUN OLDU

Avcı’nın katledilmesi günlerce kamuoyunda işlendi. Büyük bir tepki oluştu. Başta Alman antifaşist ilerici güçleri olmak üzere birçok göçmen örgütünün de desteğiyle onbinlerin katıldığı kitlesel gösteriler yapıldı. Avcı’nın cenazesinin Hamburg havalimanına kadar uzun bir araç konvoyu oluşturularak Türkiye’ye gönderildiği günün ertesinde basında yeni ırkçı saldırılarının yaşandığı haberleri yer aldı. Avcı cinayetine tepki olarak Almanya’da Türkiyeliler kendini koruma amaçlı gruplarda bir araya geldi. Yine o dönemin iki ülkenin hükümetleri ve politikacıları yaptıkları açıklamalarla adeta olayın üstünü örtmeye çalışsalar da Nazi dönemini yaşamış Alman antifaşist güçleri ve ilerici kamuoyu katillerin yargılanması için büyük çaba harcadı.

ADALET YERİNİ BULMADI, SANIKLAR DÜŞÜK CEZA ALDI

Avcı’ya saldıranlar Mayıs 1986’da yargılanmaya başlandı. 18 ile 24 yaşları arasında beş kişinin yargılandığı davada sanıklar, verdikleri ifadede saldırıyı gerçekleştirdikleri gün Hamburg-Bergedorf’ta ilk defa tanıştıklarını ve birlikte bira içtiklerini sonra da dazlakların buluşma yeri olarak bilinen „Landwehr“e gittiklerini ve içmeye devam ettiklerini anlattılar. Kapıdaki gürültüyü duyduklarında dışarı çıkmışlardı ve sözde hemen gözlerine gaz sıkılmıştı. Saldırganlardan biri, bu nedenle intikam almak için „Avcı’yı biraz dövmek“ istediklerini söyledi. Konunun yabancı düşmanlığıyla hiçbir ilgisi yoktu! Hem de dazlak olduklarını itiraf ettikleri halde…

İkinci Dünya Savaşı’na atıfta bulunarak, zaten „bombardıman uçakları“ tarafından saldırıya uğradıklarını, bu yüzden her zaman yanlarında silah taşıdıklarını da duruşmalar sırasında itiraf ettiler.

Mahkeme 1 Temmuz 1986 yılında Avcı davasını karara bağladı. Dört saldırgana 3 ila 10 yıl arasında değişen cezalar verildi. Özellikle saldırı sırasında yaşı küçük olanlar “gençlik cezası” ile cezalandırıldı. Saldırganlardan birisi ise olaydan hemen sonra polis tarafından dinlendikten sonra serbest bırakılmıştı.

Mahkemeyi izleyenler verilen cezaları yetersiz bularak mahkeme salonunda tepki gösterdiler, “Adalet ve polis faşistleri koruyor” gibi sloganlar atarak mahkemenin tutumunu protesto ettiler. Mahkemenin yabancılara yönelik nefret gerekçesini yeterince dikkate almadığı vurgulandı. Bu, yargılama esnasında sadece birkaç gerekçeden biri olarak kabul edildi. İkincil olarak savcılığın olması gerektiği gibi mahkeme sırasında sanıkların geçmişini yeterince incelemediği belirtilerek saldırganlara gereken cezanın verilmediği için mahkeme kararı kamuoyunda çok tartışıldı.

POLİSİN BİLGİSİ VAR MIYDI?

O dönem mahkeme sürecinde mahkemeyi izleyenlerin gözlemlerine göre kıdemli bir polis memurunun oğlunun da dazlaklar arasında yer aldığı ve polis memurunun oğlunun sanıklardan biriyle arkadaş olduğu tartışılmıştı. Hatta polis memurunun genç saldırganın olaydan hemen sonrasında kaçmasına imkan sunduğu da iddia edilmişti. Memur hakkında açılan dava ve yargılamalar daha sonra düşürüldü. Ancak çeşitli iddialar devam etti. Örneğin polisin Avcı’ya saldırının akşamı „Landwehr“de toplanıldığından haberdar olduğu, ancak müdahale etmediği bunlardan birisiydi. Polis dosyaları geçici olarak kayboldu. Karardan sonra „Zeit“ gazetesi, „Arka plan belirsizliğini koruyor“ diye haber yaptı.

KAFASI KARIŞIK GENÇLER DENİLDİ

Ramazan Avcı’nın katilleri Neonazi partisi FAP’nin çevresinden olmalarına rağmen, bu cinayette de siyasi bir neden görülmedi. Bu tip cinayetlerin, siyasi sorumlular, basın ve adalet birimleri tarafından adi suç gibi görülmesi katilleri güçlendirip, yeni saldırılar düzenlemelerini teşvik etti. O zamanki açıklamalar, bugün ırkçı saldırılar ve kundaklamalar sonrası yapılan “suçu işleyenler kafası karışık, kendilerine yön çizemeyen, apolitik, alkol bağımlısı veya işyerlerini kaybetme korkusu içinde olan veya mülteciler ve kurbanlarını tarafından provoke edilen birkaç kendisini bilmez gençlerdir” mahiyetindeki açıklamaların aynısıydı.

Aradan 35 yıl geçmesine rağmen Avcı cinayetinin mahkeme sürecinde yaşananların benzeri daha sonraki Neonazi katliamlarıyla ilgili mahkeme süreçlerinde de yaşandığını görüyoruz. Hükümetler saldırı ve katliamlar sonrası yaptıkları açıklamalarla olayların üstünü örtmeye ve hatta karatmaya çalışırken, izledikleri politikalarla çıkardıkları yasalarla Neonazileri cesaretlendiriyor.

Neredeyse unutulmaya başlayan Ramazan Avcı cinayeti, NSU cinayetlerinin ortaya çıkmasının ardından yeniden gündeme geldi. Ailesi başta olmak üzere, Mölln katliamı mağdurları ve bir çok kişinin bir araya gelmesi ile birlikte “Ramazan Avcı İnisiyatifi”ni kuruldu. Her yıl aralık ayında Ramazan Avcı’nın saldırıya uğradığı yerde Landwehr S-Bahn istasyonunun ön avlusundaki Ramazan Avcı Meydanı’nda anılıyor. Anmalara çok sayıda kurum kuruluş ve politikacı katılıyor.

Hamburg’da 35 yıldır Alman antifaşistleri ve ilerici demokrat göçmen kurumları, sendikalar ırkçılığa ayrımcılığa karşı birlikte mücadele etmeye devam ediyor. Bunun karşısında başta Türk devletinin uzantısı milliyetçi çevreler ise Türkiye kökenli emekçilerin milli duygularını istismar ederek ayrımcılığı ve milliyetçiliği körükleyerek halkların kaynaşmasını ve temel sorunlarının ortak olduğu gerçeğini görmelerini engellemeye çalışıyor. Irkçılık tüm insanlığın düşmanıdır, sadece göçmenler olumsuz etkilenmiyor.

(1) https://www.mopo.de/hamburg/historisch/rassistische-tat-der-tag–an-dem-mehmet-kaymak%C3%A7i-in-hamburg-brutal-ermordet-wurde-37037646

 

%d Bloggern gefällt das: