Avusturya Anti-Terör Paketini hazırladı

ZEYNEM ARSLAN / VİYANA

Geçtiğimiz yıl 16 Ekim’de önce Paris’te Samuel Paty adlı bir öğretmen İslamcı terör örgütü sempatizanı tarafından başı kesilerek katledilmişti. Ardından 2 Kasım 2020’de Viyana’da düzenlenen saldırıyla sokaklar kana bulanmıştı. Avusturya gündemi daha sonra ilgili yetkili kurumların ardı sıra ortaya çıkan ihmalleriyle sarsılmıştı.

Avrupa genelinde İslamcı ve yerel olmayan sağ-radikal gruplara karşı özel ilgi artmış durumda. Bu grupların Avrupalı yerli kurum, siyasi parti ve kuruluşların içinde entegrasyon ve çoğulculuk programları bünyesinde temsilci ve sözcü rollerinde yapılandıkları ve asıl amaçlarının farklı olduğu yönündeki tartışma ve spekülasyonlar medyanın gündeminde. Daha önce 1 Mayıs ve 24 Haziran 2020’de Viyana’nın Favoriten adlı onuncu bölgesinde kendilerini “ülkücü” ve “Recep Tayyip Erdoğan’ın askerleriyiz” diye tanıtan grupların yaptığı gibi, Viyana terör saldırısının gerçekleştiği günden sonraki günlerde de kilise ve sinagoglara tacizlerde bulunulmuştu.

Viyana ve Paris’te düzenlenen İslamcı terör saldırılarından sonra Avusturya’da işbaşında olan Hıristiyan Halk Partisi (ÖVP) ve Yeşiller (Die Grünen) Koalisyon Hükümeti, Anti-Terör Paketi’nin birinci bölümünü kamuoyuna açıkladı. 16 Aralık’ta açıklanan tasarının içeriği henüz muğlak olmakla beraber, anayasa hukukçularınca eleştiriler yöneltilmeye başlandı.

Muhalif kesimler şimdilik değerlendirme sürecinde olan ikinci ve son bölümünün de bu ay sonunda açıklanması beklenen Anti-Terör Paketini kaygıyla izliyorlar. Viyana’daki terör saldırısında tespit edilen kurumsal hataların herhangi bir yasal boşluktan değil de kurumların ihmal ve gayrı ciddi davranışlardan kaynaklandığını ifade ediyorlar. Bu paketin ise hükümet yetkililerinin ve terör olaylarının gerçekleşmesini engelleyebilecek asıl sorumluluklarını yerine getirmedikleri ve hedef şaşırtmak istediklerini düşünüyorlar.

RADİKAL GRUPLAR VE SİYASAL İSLAMCILAR MERCEK ALTINDA

Koronavirüs ile meşgul olan gündem konuya fazla yoğunlaşamamakla birlikte ÖVP-Yeşiller Koalisyon Hükümeti programında yer verdikleri, şüpheli şahısların mahkeme kararı olmadan güvenlik gerekçesiyle tutuklanması (Sicherungshaft) uygulamasını hayata geçirmeye hazırlandıkları ifade ediliyor.
Hükümet programında yer alan radikal çevre, yapılanma ve kurumlar mercek altına alınıyorlar.

DIŞARIDA GELECEK İMAM VE DİN GÖREVLİLERİ LİSTELENECEK

Entegrasyon ve kadınlardan sorumlu Devlet Bakan Susanne Raab (ÖVP) ise ilk etapta hedefin siyasal İslamcı yapıların olduğunu ifade etti. Bakan, yurtdışından gelen imam ve İslam din görevlilerini kayıt edecek dijital listenin Avrupa genelinde hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI KALKTI BOZKURT İŞARETİ YASAKLANDI

Öte yandan sağ-radikal milliyetçi Avusturya Özgürlükçü Parti (FPÖ) koalisyon ortaklığı döneminde (2017-2019) uygulamaya konan ‘ilkokul öğrencilerine başörtüsü yasağı’, ‘sadece bir grubu hedef aldığı ve siyasi olduğu’ tespitiyle, Avusturya Anayasa Mahkemesi tarafından 14 Aralık 2020’de iptal edildi.

Hükümet yetkilileri ‘uygulamaların özellikle İslam dinine mensup yurttaşların radikal ve dışarıdan gelen etkilere karşı korunması’ amacını taşıdığını ifade etse de PKK, DHKP-C ve ülkücülerin (bozkurt ve Rabia) yanı sıra aşırı sağ-radikallerinden Kimlikçilerin (İdentitäre) de sembolleri yasaklandı.

Öte yandan 12 Aralık’ta sağ-radikal grupların yasadışı eylem ve silah trafiği ortaya çıkarıldı. Avusturya İçişleri Bakanı Karl Nehammer, silahların Almanya’daki sağ-radikal gruplar için hazırlandığını açıkladı.


Terör saldırısında güvenlik ihmali

Hazırlanan yeni Anti-Terör Yasa tasarısında, terör saldırılarının engellenmesi gerekçe yapılırken, 2 Kasım’daki terör saldırısı asıl olarak güvenlik birimlerinin ihmali sonucu yaşandı. Saldırı adeta bağıra bağıra geldi.

Ortaya çıkan bilgilere göre terör saldırısını düzenleyen kişinin, Anayasayı Koruma Örgütü (Verfassungsschutz) IŞİD’e katılmak üzere Suriye’ye gitmeye çalışan 90 İslamcı terörist arasında olduğu biliniyordu. Saldırgan Ağustos 2018’de ise Afganistan’a gitmeye çalışmıştı. 1 Eylül 2018’de ise Türkiye’den Suriye’ye geçiş yapmaya çalışırken tekrar yakalanmış ve tutuklanmıştı. Yasadışı örgüt üyeliği suçundan 22 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Yaşı küçük olduğu için çocuk mahkemesi hukukundan faydalanmış, cezasının üçte ikisini yattıktan sonra serbest bırakılmıştı. 3 yıllık süre zarfında “Derad” derneğinin radikalleşmeye karşı önleyici program ve danışmanlığını uygulama şartını yerine getirmişti.

Saldırı günü polis tarafından etkisiz hale getirilen şahsın 2020 yılının yazında Slovakya’dan silah almaya çalıştığı, Avusturyalı yetkili kurumlara bildirildiği açıklandı. Saldırıdan sonraki süreçte ayrıca terör eylemcisinin Aralık 2019’da Almanya’daki yetkili kurumlar tarafından cihadist ve selefi kişilerle irtibat halinde olduğu da Avusturyalı kurumlara bildirildi. Bütün bunlardan istihbarat örgütünün bilgisi olmasına rağmen önleyici işlemlerin yapılmamış olduğu ortaya çıktı.

Bu gelişmeler sonucunda polis, Viyana terör eylemcisine yakın kişileri tespit etmek üzere “Avusturya’da Müslüman Kardeşler operasyonu” adıyla cezaevlerinde ve işyerlerine baskınlar düzenlendi. 60’dan fazla noktaya yapılan baskından sonra onlarca tutuklama gerçekleştirildi. Daha önce terör suçundan ve kadın cinayeti teşebbüslerinden sabıkalı şüphelilere terör örgütü bağlantısı, örgüt finansmanı ve kara para aklamadan soruşturma başlatıldı. 25 milyon Euro’nun da güvenlik birimleri tarafından ele geçirildiği açıklandı. Viyana’da “terör propagandası yapıyor” gerekçesiyle iki de cami kapatıldı. Bunlardan biri Avusturya İslam İnanç Topluluğu’na (İGGÖ) bağlı.