Banu sınırdışı edilmesin!

Alev Bahadır / Nürnberg

Korona salgını ve soğuğa rağmen her çarşamba Nürnberg’deki sendika binası önünde yüze yakın kişi toplanıyor. Ellerinde, üzerinde bir kadın resmi olan ve insan haklarının korunmasını talep eden afişleri havaya kaldırıyorlar. Afişlerin üzerindeki kadın Dr. Banu Büyükavcı.

Banu Büyükavcı Türkiye’ye sınır dışı edilmekle tehdit ediliyor. Uzun yıllardır Nürnberg Kliniği’nde çalışan psikoterapist, 2015 yılında dokuz kişiyle birlikte tutuklandı.

Suçlama Banu ve arkadaşlarının TKP / ML’nin (Türkiye Komünist Partisi / Marksist-Leninist) yurtdışı komitesi üyesi olduklarıydı. Bu organizasyon Türkiye’de yasak ama Almanya’da değil. Münih’teki davanın başlaması için bir yıldan fazla beklemek zorunda kalan on sanık, Alman Ceza Kanunu’nun 129b maddesi uyarınca “yurtdışında suç ve terör örgütü” üyesi olmakla suçlandı.

Nisan 2015’te, Federal Adalet Bakanlığı, kovuşturma için bir vekaletname çıkardı, böylece Federal Savcılığın, bazıları siyasi faaliyetleri nedeniyle Türkiye’den kaçmak zorunda kalan ve Almanya’ya sığınma hakkı verilen bu kişileri yargılaması mümkün kılındı.

Yaklaşık üç yıllık duruşma öncesi tutukluluğun ardından, Dr. Büyükavcı Şubat 2018’de serbest bırakıldı, ancak birkaç hafta sonra hakkında tekrar tutuklama kararı çıkarıldı. Dört yıllık davanın ardından, duruşma Temmuz 2020’de sona erdi. Sanıkların tamamı hapis cezasına çarptırıldı, Dr. Büyükavcı, üç buçuk yıl hapis cezası aldı. Uzun süredir tutuklu kaldığı için artık hapiste değil ve Nürnberg Kliniğinde çalışmaya devam ediyor.

Avukatları temyiz başvurusunda bulunmuş ve karar henüz kesinleşmiş olmasa da, Nürnberg Yabancılar Dairesi „Federal Almanya Cumhuriyeti için bir tehlike“ olduğu için Aralık 2020’de Banu’nun sınırdışı edilmesi sürecini başlattı.

Nürnberg Yabancılar Dairesi zorlu kararları ve göçmenlik ve iltica yasalarına ilişkin kısıtlayıcı uygulamalarıyla tanınır. Geçmişte bu tavır çeşitli partiler, yardım kurumları ve insan hakları örgütleri tarafından defalarca eleştirildi. Aralık ayından bu yana, değişik kesimler Banu Büyükavcı ile defalarca dayanışma eylemleri düzenledi. Türkiye kökenli gruplar gibi ver.di sendikası da çeşitli kampanyalar düzenledi.

Ver.di Mittel Franken yönetimi #BanuMussBleiben hashtagıyla, „Meslektaşımız Dr. Banu Büyükavcı, 2005 yılından beri Bavyera’da yaşamakta ve Nürnberg Kliniği’nde psikoterapist olarak çalışmaktadır. Göç komisyonunda başkan yardımcımız ve aynı zamanda ver.di eyalet göç komisyonu üyemizdir. Nürnberg şehrinin üyemiz Banu Büyükavcı’yı Federal Cumhuriyet topraklarından çıkarmayı düşünmesi bizi şaşırttı. Erdoğan rejimine muhalif bir siyasi aktivistin Türkiye’ye sınır dışı edilmesinin sonuçlarını hayal etmek bile istemiyoruz” şeklinde açıklama yaptı.

Aralık ayından bu yana sendika binasına büyük bir pankart asılarak Büyükavcı ile dayanışma ilan edildi ve Nürnberg şehrinin “insan hakları kenti” adına uygun davranması talep edildi.

Banu Büyükavcı’nın sınırdışı edilme tehdidi, Münih’teki davada da defalarca söz konusu edilen bir gerçeği ortaya koyuyor: Almanya ile Türkiye arasındaki politik ilişkileri güçlendirerek sürdürmek! Federal hükümet, çıkarlarını korumak söz konusu olduğunda, insan haklarının veya insana yakışır bir yaşamın oldukça önemsiz olduğunu defalarca gösterdi. Bunun en bilinen örneklerinden biri, Türkiye’nin çeşitli güvenceler karşılığında mültecileri sınırda tutup Avrupa’ya girmelerini zorlaştırdığı mülteci anlaşması. Türkiye’de insan hakları ihlallerinin olduğu herkes tarafından biliniyor. Banu Büyükavcı’da da bu bilinmesine rağmen durum farklı değil. Türkiye’ye sınır dışı edilirse politik kovuşturmaya uğrayacağı kesin. İnsan hakları örgütleri, Türkiye hapishanelerindeki insanlık dışı koşulları ve işkenceyi defalarca belgeledi. Tayyip Erdoğan yönetimindeki AKP hükümeti, farklı görüşler ve muhalefete tahammül edemediği gibi muhalifleri baskı altında tutuyor. 2016’da Almanya’ya kaçmak zorunda kalan ve 22 Aralık 2020’de casusluk nedeniyle 18 yıl hapis cezasına çarptırılan Can Dündar bunun bir örneği. Bir başka örnek de eylül ayında10 yıl hapis cezasına çarptırılan Evrensel muhabiri Yusuf Karataş. Bu liste daha da uzatılabilir ama kesin olan bir şey var: AKP rejimine karşı çıkarsanız, zulüm ve hapisle karşılaşıyorsunuz. Almanya’da siyasi olarak zulüm gören kişilerin mahkeme önüne çıkarılması, mahkum edilmesi ve hatta zulüm gördükleri ülkeye iade edilmesi, federal hükümetin ve yargı sisteminin kimin çıkarına hareket ettiğini bir kez daha gösteriyor: Kesinlikle insan hakları veya adalet çıkarına değil. Dr. Banu Büyükavcı, duruşma öncesi gözaltında tutulduğu sırada Beate Zschäpe ile aynı cezaevindeydi. Büyükavcı hücre hapsindeyken on cinayet, üç bombalı saldırı ve 15 soygundan sorumlu Zschäpe, hücre hapsinde tutulmadı hatta resim terapisine katılmasına izin verilmediğinden şikayetçi oldu.

Ver.di sendikasının yerel siyasetçileri, Bavyera’daki Yabancılar, Göçmenler ve Uyum Komisyonları (AGABY) ve Banu Büyükavcı’nın Nürnberg Güney Kliniği’nden meslektaşları tarafından desteklenen eylemleri ve Nürnberg çevresinden çok sayıda kişinin düzenli eylemlere katılımı, insan haklarına, zulüm görmeden yaşama hakkına sahip çıkıp federal hükümetin, Türkiye’de AKP hükümetinin ve Yabancılar Dairesi’nin rezil politikalarına karşı duran çok sayıda insan olduğunu ortaya koyuyor.