Hükümetten kadın eşitliği aldatmacası

SEMRA ÇELİK

Federal hükümet, büyük firmaların yönetim kurullarında kadın kotası uygulanmasının yasalarla düzenlenmesi konusunda anlaşmaya vardı. Sendikalar da dahil değişik parti ve kadın kuruluşları tarafından kadın erkek eşitliği konusunda atılan büyük bir adım olarak nitelenen anlaşma, geniş kadın kitleleri açısından hiçbir anlam ifade etmiyor.

Üzerinde anlaşılan yasa tasarısına göre, borsaya kayıtlı ve en az üç kişilik yönetim kurulu olan şirketlerde bir yönetim kurulu üyesi kadın olacak. Devlet katılımlı şirketlerde ise en az iki yönetim kurulu üyesinin kadın olması esas alınıyor.

Eskiden bu konu, şirketlerin gönüllülüğüne bırakılmıştı, şimdiden sonra ise zorunlu hale gelecek ve yapmayanlar yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. Kotaya tabi olan kadınlar hiç de öyle çalışan kadınlar değil, sistem için hayati işlerde çalışan, düşük ücretlere, sigortasız, sözleşmesiz çalışmaya zorunlu tutulan kadınlar değil, kapitalist sistemde ayrıcalıklı olan zengin sınıfların kadınları. Bu kadınlar, tüm emekçileri, bunların arasında kadınları da acımasızca sömüren şirketlerin erkek egemen yönetim kurullarının güvenini kazanmış seçkin kadınlar.

Bakım ve ev işlerini kamulaştırmak yerine, ayrıcalıklı kadınlar, birçok kadının ücretli emeğe bağımlılığından ve istikrarsız ücret uygulama fırsatından yararlanıyor. Orada kalabilmeleri ve gelirlerinin artması emekçilerin daha fazla sömürülmesine bağlı.

Kadınların tekellerin yönetim mekanizmalarına getirilmesi ile daha iyi, insani kararların alınacağı, sömürünün olmayacağı iddiaları ise tamamen manipüle edici. Kapitalist şirketlerde kadınlar, kadın oldukları için değil, en yüksek karı sağlayacaklarına inanıldığı, bu konuda kendilerine güven duyulduğu için yönetici seçiliyorlar.

KİMİN İÇİN EŞİTLİK

Kadınların ezici çoğunluğu ise başka koşullarda yaşıyor ve çalışıyor: Düşük ücretli işlerde çalışanların yüzde 61’i kadın. Çalışan kadınların yüzde 28’i düşük ücretlere mahkum. Aynı vasıflara sahip olup aynı işi yapmasına rağmen kadın ile erkek arasındaki ücret farkı ise en iyimser veriyle yüzde 19.

Çok sayıda kadın çocuk bakımıyla ücretli çalışmayı beraber götüremediği için çalışamıyor, sosyal yardımla yaşamaya mahkum ediliyor. Almanya’da her üç kadın yaşamı boyunca şiddetle karşı karşıya kalıyor. Ekonomik bağımlılığı, tek başına yaşamını sürdürecek ekonomik güce sahip olmadığı ya da göç kökenli ve evlenerek Almanya’ya geldiği için şiddete boyun eğmek zorunda kalıyor.

Büyük şirketlerin yönetim kuruluna girebilecek kadınların oranı ise yüzde 10 bile değil. Bu nedenle hükümetin aldığı karar sadece göz boyama ve seçkin kadınlara arka çıkma anlamına geliyor. Kadın-erkek eşitliğini sağlayacağını iddia edenlerin varlıklı tabakaların seçkin kadınlarından başlamak yerine çalışan, sömürülen, düşük ücrete, kötü çalışmaya, işte çalıştıktan sonra ev işlerini, çocuk, yaşlı bakımına mecbur edilen kadınlardan başlaması gerekirdi.

Elbette kapitalizm koşullarında bakım işleri kamusallaştırılsa dahi, kadınların eşit koşullarda ve eşit alanlarda istihdamına, eğitimine yasal düzenlemelerle öncelik verilse gerçek emek sömürüsü devam ettiği için eşitlik sağlanmasa da eşitlik konusunda samimi olunduğundan söz edilebilir. Yoksa şimdiki gibi bir avuç kadına kota hakkının tanınmasını kadın erkek eşitliği olarak gösterme aldatmaca, emekçi kadınları aptal yerine koyma, bilinç çarpıtmadan başka bir şey değildir. Yoksul kadınlar zengin evlerdeki şatafatlı yaşama bakarak mutlu olunmayacağının farkında. Ve işçi kadınlar ‚beni sömüren bari kendi cinsimden olsun‘ diye sevinç duymuyorlar.

TEPKİLER

Yeşiller partisi politikacıları Ulle Schauws ve Claudia Müller’e göre, hükümet taslağı zayıf ve yalnızca asgari bir fikir birliği. Sol Parti parlamento grubundan Doris Achelwilm için de atılan adım yeterli değil: Tekel yönetim kurullarında kadın sayısı olabildiğince artmalı.

Alman Sendikalar Birliği (DGB) başkan yardımcısı Elke Hannack, yasa tasarısını „cam tavanı“ çatlatma yolunda önemli bir adım olarak nitelendirdi ve kadınların büyük şirketlerde daha güçlü temsil edilmesini talep etti.

Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü’ne (DIW) göre, yasanın etkisi sınırlı olacak. DIW uzmanı Katharina Wrohlich, „En iyi ihtimalle, bu, özellikle cinsiyet klişelerini kırarak, bir bütün olarak toplumdaki eşitlik politikasına ivme kazandıracak“ dedi.

Yapılan bir araştırmaya göre, yönetim kurulu üyelerine gelecekte kadın kontenjanı uygulanacak borsaya kayıtlı şirketlerin neredeyse yarısının (yüzde 44) yönetim kurulunda şu an kadın yönetici bulunmuyor. Fidar örgütünün (denetleme kurullarındaki kadınlar) değerlendirmesine göre yeni düzenlemeden 73 kurum etkilenecek, bunların 32’sinin üst katta kadın yöneticisi yok. Denetim kurulları için halihazırda bir kadın kotası var: Belirli bir büyüklükte -genellikle 2000’den fazla çalışanı olan şirketlerde- denetim kurulu pozisyonlarının yüzde 30’u kadınlar tarafından oluşturulmak zorunda.