Kapitol’a saldırıdan sonra: Ortak payda nefret

Foto: Rüştü Yıldırım

Anina Ritscher-Eva Hoffmann

Almanya’dan sağcı ideologlar Washington’daki olaylara coşku içinde tepki veriyor, daha da iyisini yapmak istiyorlar. Ağustos 2020, Berlin: Ellerinde Reich savaş bayraklarını taşıyan düzinelerce insan, korona inkarcıları tarafından düzenlenen bir miting sırasında engelleri aşıyor, Reichstag (Federal Parlamento) binasının merdivenlerinde güvenlik güçlerinin yanından geçiyor. Polis onları ancak zorlukla durdurabiliyor.

Ocak 2021, Washington, D.C .: Yüzlerce kişi ellerinde „Trump 2020“ bayraklarıyla Kapitol’a saldırıyor, binaya giriyor ve büroları harap ediyor. Joe Biden’in seçim zaferi resmi olarak ilan edilmesi gerekirken milletvekilleri güvenlik altına getiriliyor. Aşırı sağcılar iş başında, Berlin’de aşı karşıtları, korona inkarcıları, sağcılar ve QAnon mitinin destekçileri bir araya gelirken ABD’de demokrasinin yok edilmesinde bir adım daha ileri gidiliyor. Orada ve burada ortak bir noktaları var: Çoğu Trump’ı iyilik için ve „seçkinlerin“ gizli entrikalarına karşı savaşan bir kurtarıcı olarak görüyor. Almanya’daki ideolojik komplo ortamından gelen saldırılar hala internetteki nefret söylemi ve küçük isyanlarla sınırlı, destekçiler yanlış bilgiler ve X Günü hayali yayıyor. Telegram haber servisinin sohbetleri ve forumları ile öfke makinesi.

ABD’de olanlar coşkuyla yorumlanıyor. Uzmanlar, Kapitol’a saldırının bu grupları teşvik edebileceğinden endişeleniyor. „Özgürlük Sohbeti“ veya „Barış, Özgürlük, Gerçekler“ adlı Telegram gruplarında kışkırtıyor ve aralarında ağlar kuruyorlar. „Reichsbürger“ kanalı „Deutschlandtreff“ veya „Q-Anon Germany“ gibi gruplar korona önlemlerine karşı protestolardan bu yana çok sayıda üye kazandı. „Korona eleştirmenleri“ için mesele artık sadece pandemiyi kontrol altına alacak tedbirlerden ibaret değil. Bunun yerine sohbet ve gösterilerde anti-demokratik öfkeler ve aşırı sağ görüşler yer alıyor.

Paderborn’dan bir adam, yerel Telegram grubunda gerçek ismiyle yalan paylaşıyor: „Kapanma önlemleri 30 milyon kişinin ölümüne yol açtı. Bu durum bile Holokost’u gölgede bırakıyor.“ Faşizm dönemi ile karşılaştırmaların normalleşmesi, Holokost’un göreceleştirilmesi ve anayasaya aykırı semboller, hepsi serbest. Bazıları açısından, Demokratların ABD demokrasisinin merkezine vahşi bir saldırı olarak gördüğü şey yetersiz. Aşırı sağcı Compact dergisinin yayıncısı Jürgen Elsässer, perşembe sabahı ABD’deki ayaklanmalarla ilgili görüşünü yayınladı: „Devrim“ başarısız oldu, bunun nedeni protestocuların çok barışçıl ve çok kötü örgütlenmiş olmasıydı“. Elsasser ayrıca Berlin’deki ayaklanmaları hayal kırıklığına uğratan bir „saldırıcık“ olarak nitelendirdi.

Avusturya Kimlik Hareketi’nin başı Martin Sellner ise Telegram’da eylemi „taktiksel olarak kötü“ ve „çok kaotik“ buldu. Aslında nasıl yapılması gerektiğine dair talimatlar vermeye başladı. Sohbetlerde, kamu medyasına yönelik nefret de yaygın, bu da şimdilerde kendini Washington’daki gazetecilere uygulanan şiddetin sevinç yaratmasıyla gösteriyor. ABD’de Biden’ın seçilmesi ve Almanya’daki korona salgınıyla mücadele tedbirlerinin aslında birbiriyle hiçbir ilgisi yok. Yine de, ABD’de çalındığı iddia edilen seçimler ve Almanya’daki sokağa çıkma yasakları hakkında yanlış bilgiler paylaşıldığında Telegram sohbetlerinde birbirine bağlanıyorlar. „Yukarıda hükümette olanlar bizi burada, „halkı“ kandırıyorlar.“ duygusunu güçlendiriyorlar.

6 Ocak Çarşamba günü ABD başkentinin Kongre Binası’na girenler ve onları Querdenker gruplarında alkışlayanlar, küresel bir salgının ortasında solunum maskesi takmayı reddetmekten daha fazla ortak noktaya sahipler. Demokrasi karşıtlığı ve ırkçılık birbirine yakındır. Kapitol’den gelen resimlerde ırkçı güney bayrağı dalgalanırken, Almanya’da bir Nazi sembolü olarak kabul edilen Reich savaş bayrağı dalgalandırılıyor. Kapitol’ün resimlerindeki insanların çoğunluğu ile Telegram’daki yönlendirenlerin ortak noktaları: Beyaz, çoğunlukla erkek ve kendi ifadelerine göre, ülkelerinin refahından endişe duyuyor olmaları. Kapitol’den bir videoya yapılan bir yorumda şöyle yazılmıştı: „Bugün vatanseverler günü, kızıl faşistleri yakıp yok edin!“ “Siyah Hayat Önemlidir” hareketinin fotoğrafları geçen yaz tüm dünyayı dolaştığında, Querdenker Telegram gruplarında hiçbir sempati bulamadı, tam tersine göstericiler terörist olarak adlandırıldı. Kapitol’e yapılan saldırı başarısızlıkla sona erdiğinde Black Lives Matter aktivistleri de kalabalığı kışkırtmakla suçlandı.Telegram sohbetlerindeki yanlış bilgilendirme ve kıyamet senaryoları, uzun zamandır Almanya’da düşünülebilecek ve söylenebilecek şeylerin sınırlarının genişlediği bir atmosfer yarattı. Judith Rahner bunun tehlikeli olduğu uyarısında bulunuyor: “Forumlarda anlatılan kıyamet senaryoları şiddeti meşrulaştırıyor. Orada muazzam bir radikalleşme tehlikesi görüyorum. Bir iki kişinin çıldırması yeterli.“

Washington’daki gibi olaylar korona önlemlerinin reddedilmesi konusunda arkadaşları ve ailesi ile tartışanlar arasında yeni bir „biz“ duygusu yaratıyor. Ortak düşman imgeleri – Angela Merkel, „Derin Devlet“ veya Antifa – onları bir araya getiriyor. Süpermarketteki maskesiz çılgınlıktan Reichstag’daki „saldırı“ya kadar ortaklıklar daha önce birbirini tanımayan ve bu paylaşılan deneyimlerle yeniden ortak aidiyet duygusu kazanan insanları sokağa çıkarıyor.

Die Tageszeitung’dan çeviren Semra Çelik