CDU, Laschet ve 813

YÜCEL ÖZDEMİR

Koalisyon hükümetinin büyük ortağı Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanlığı’na Angela Merkel’in ardıdnan Armin Laschet seçildi. Koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle 16 Ocak günü dijital ortamda düzenlenen CDU’nun 33. Genel Kurulu’nda başkanlık için Kuzey-Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı Armin Laschet, eski Meclis Grubu Başkanı Friedrich Merz ve Federal Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı Norbert Röttgen yarıştı.

Seçimlerin ilk turunda Merz 992 geçerli oyun 385’ini alarak birinci olurken, Laschet’e 380, Röttgen’e de 224 oy verildi, 3 delege çekimser kaldı. Adayların hiçbirinin delegelerin yarısından fazlasının oyunu alamaması nedeniyle seçimlerde ikinci tura geçildi.

İlk turda en fazla oy alan iki adayın yarıştığı ikinci turda Laschet, 991 geçerli oyun 521’ini alarak CDU’nun yeni genel başkanı seçildi, Merz ise 466 oy aldı. 4 delege çekimser kaldı. Böylelikle Armin Laschet, CDU’nun 9. genel başkanı oldu. Dijital ortamda düzenlenen seçimin yasal olarak tescil edilmesi için delegeler aynı zamanda mektupla da oy kullandı. CDU tarafından 22 Ocak günü yapılan açıklamada, mektupla kullanılan 980 oyun 955’nin geçerli olduğu ifade edilerek, Lachet’in 796 oy aldığı belirtildi. Böylece Laschet, mektupla kullanılan oyların yüzde 83’ünü alarak resmen genel başkan oldu.

SPAHN EN DÜŞÜK OYU ALDI

Kongrede ayrıca partinin yeni yönetimi ve başkan yardımcılıkları için de seçimler yapıldı. Laschet’e karşı aday olan, ancak ikinci turda Laschet’e destek veren Röttgen, partinin yeni yönetim kuruluna seçildi. Merz ise aday olmadı. Genel başkan yardımcılığı için yapılan seçimlerde ise en düşük oyu koronavirüsle mücadelede etkisiz davranan Sağlık Bakanı Jens Spahn aldı. Toplam 965 oyun kullanıldığı seçimlerde Spahn 589 oy alabildi. En fazla oyu ise Hessen Başbakanı Volker Bouffier aldı. Diğer genel başkan yardımcıları ise Federal Parlamento Milletvekili Silvia Breher, Federal Tarım Bakanı Julia Klöckner ve Baden-Württemberg teşkilatı başkanı Thomas Strobl oldu. 

BAŞBAKAN ADAYI KİM OLACAK?

Laschet’in online parti kongresinde çok da büyük bir fark olmadan başkanlık yarışını kazanması, CDU içindeki tartışmaların önümüzdeki dönem de devam edeceğine işaret ediyor. Rakibi Friedrich Merz, 2020 yılında Annegret Kramp-Karrenbauer’e karşı aldığı oy kadar oy almayı başardı. Bu da CDU delegeleri arasında yüzde 45-46 oranında daha sağdan bir çizginin izlenmesi gerektiği düşüncesi olduğunu ortaya koyuyor. Bu durumun farkında olan Laschet, bu kesimleri parti içinde tutmaya devam etmek amacıyla Merz’e parti yönetiminde yer almayı teklif etti. Ancak, Merz’in buna yanıtı, kabinedeki bir değişiklikle Federal Ekonomi Bakanı olmak istediği şeklinde oldu. Bunun haberini alan Merkel, kongrenin sürdüğü saatlerde kabinde bir değişiklik düşünmediğini belirterek, hem Merz hem de Laschet’in pazarlık yapmasının önünü kapattı. Daha sonra Laschet de Merz’in teklifini reddetti.

Ancak, Merkel’in istifasından sonra Merz’i ısrarla partinin başına getirmek için kolları sıvayan muhafazakar, keskin neoliberal kanadın planları bitmiş değil. Nitekim bu kesimler, seçimlerden hemen sonra yayınlanan kamuoyu yoklamalarında Merz’i başbakan olarak görmek isteyenlerin oranının Laschet’i görmek isteyenlerden daha fazla olduğunu belirterek bu kez de başbakanlık adaylığını gündeme getirdiler. Dolayısıyla bir fırsatını bulduklarında CDU başkanı yapamadıkları Merz’i bu sefer başbakan adayı yapmaya çalışacak görünüyorlar. Bu kesimler ayrıca başbakanlık adaylığında Laschet’e karşı Bavyera Başbakanı ve kardeş parti CSU’nın başkanı Markus Söder’i başbakan olarak görmek istiyor. Bu nedenle önümüzdeki Mart ayı sonuna kadar Laschet ve Söder arasında başbakanlık adaylığı konusunda pazarlıklar yapılacak. Bu pazarlıktan galip çıkan siyasetçi büyük bir olasılıkla Merkel’den sonraki başbakan adayı olacak. Zira yapılan kamuoyu yoklamalarında CDU/CSU yüzde 35 gibi açık arayla birinci parti durumunda.

Laschet’in aday olmaması durumunda özellikle CDU tabanından Yeşiller ve SPD’ye kaymaların olabileceği de tahminler arasında bulunuyor. (YH)


Almanya’nın ilk uyum bakanı başbakan olur mu?

Armin Laschet’in CDU kongresinde yaptığı konuşmaya asıl olarak, bir maden işçisi olan babası Heinz Laschet’in kendisine verdiği “şans markası” damgasını vurdu. Laschet konuşmasında şöyle diyordu: “Bir madenci olan babam bize, madene indiğinde yanındaki işçi arkadaşının milliyeti ve dininin önemli olmadığını, önemli olanın ona güven duymak olduğunu anlatırdı. İşçiler yanlarında taşıdıkları ve üzerinde numara olan markayı ayrılan yere astıklarında bu, madenden sağ çıktıklarının işaretiydi” dedi.

Sonra da babasının verdiği 813 numaralı markayı cebinden çıkararak kameralara gösterdi. Basın doğal olarak kurgusu iyi hazırlanmış bu mesajı görmezden gelemezdi. Diğer adayların kuru, mekanik söylemlerinin yanında Laschet’in anlattığı hayatın içindendi. Delegelerin üzerinde çok fazla etkili olmasa da, kamuoyunda etkili oldu. Laschet bununla hem parti hem ülke içinde birlikte güven içinde yaşam mesajı vermek istedi.

Almanya’nın ilk uyum bakanı olan Laschet’in göçmenler konusunda ülke gerçekliğinden yola çıkarak konuştuğunu söylemek mümkün. Sürekli göçmenleri hedef haline getirmek aynı zamanda kalifiye işgücünün Almanya’dan uzaklaşması anlamına geliyor. Göçmenleri, diğer adaylara göre daha fazla tanıyan, önyargıları daha az olan bir siyasetçinin CDU’nun başına gelmesi dini-milli kutuplaşmanın yükselmemesi adına pozitif bir durum olarak görülebilir. Ancak bu göçmenlerin sorunlarının çözüleceği ya da azalacağı yanılgısına yol açmamalı. Nihayetinde, Laschet de kendisiyle aynı çizgide olan Merkel gibi bir sermaye partisinin politikalarını hayata geçirmeye devam edecektir. 

Unutmamak gerekiyor ki; Almanya’da bir dönem önce Federal Uyum Bakanlığı koltuğunda bir göçmen, Aydan Özoğuz oturuyordu ve sorunlar olduğu gibi sürmeye devam etti. Bu nedenle tek tek siyasetçilerin farklı yaklaşımlar içinde olması, genel yaklaşımın değişeceği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla Laschet’in Merkel’den sonra başbakanlık koltuğuna oturması da göçmenlerin sorunlarını çözmeyecektir.

Zira, Laschet’in 2017’den beri Kuzey Ren Vestfalya eyaleti başbakanı olarak yaptığı icraatlar da bu konuda önemli değişikliklerin olmayacağının bir diğer işareti. (YH)