Pandemiyi demokratik bir şekilde yenmek mümkün

‚ZeroCovid‘ girişimcilerinden Gizem Fesli kampanya hakkında gazetemizin sorularını yanıtladı.

YÜCEL ÖZDEMİR

Öncelikle ‚ZeroCovid‘ kampanyasının nasıl ortaya çıktığı ve kimler tarafından desteklendiği hakkında bilgi verebilir misiniz?

Çok değişik çevrelerden gelen, belli partilerde örgütlü olmayan insanların başlattığı bir kampanya oldu ‚ZeroCovid‘ (SıfırKovid). Daha çok bireyler var, partiler ve örgütler yok. İlk imzacılar arasında daha önce belli partilerde siyaset yapan politikacılar, yazarlar, sendikacılar, hasta ve yaşlı bakıcılar yer aldı.

Yayınlanan çağrıda beş talep sıralanıyor ve bunlar arasında zorunlu olmayan sektörlerde fabrikaların, büroların, işyerlerinin kapatılması talebi dikkat çekiyor. Bu talep sizin ve kampanyanın diğer çağrıcıları için neden bu kadar önemli?

Çünkü hedef virüsün yayılmasını sıfıra indirmek. Zorunlu ihtiyaçların karşılanmadığı alanlar kapatılmadığı sürece virüsün yayılmasının durdurulamayacağına inanıyorum. Şu anda bir çok alan kapatıldığı halde virüs yayılmaya devam ediyor. Bu nedenle bir kaç haftaya yayılan dayanışmacı bir molaya ya da kapanmaya (Shutdown) ihtiyacımız var. Fiziksel mesafe sadece özel alanlarda, bireysel ilişkilerde değil, işyerlerinden de minimuma düşürülmesi gerekiyor. Sadece insanların bireysel serbest zamanında ilişkileri sınırlandırmasıyla virüsün yayılması durdurulmadığı gibi otoriterleşmeye de yol açıyor.

“Dayanışma molası”nın süresi belirtilmiyor. Bu konuda eleştiriler var.

İyi bir noktaya değindiniz. İlk dalgada tam kapanma 6-8 hafta sürmüştü. Şimdi de benzer bir kararın alınmasını talep ediyoruz. Ancak sürekli ekonominin korunması gerektiğini söyleyenler bu talebe ısrarla karşı çıkıyorlar. Halbuki, halkın ihtiyaçlarını karşılayan sektörler ve hizmetler devam ettikten sonra, büyük bir tehlikenin oluşacağını düşünmüyoruz. Bu süre içinde evde kalanların maaşlarının da ödenmeye devam etmesi gerekiyor. Bunun için çok fazla kazanan tekellerin “korona dayanışma vergisi” vermesi gerekiyor. Arjantin bunu kısmen yaptı. Kısa süreli bir kapanma ekonominin de işine yarar. 

Almanya’da yeteri kadar zenginlik var. Sadece bunu doğru bir şekilde dağıtmak gerekiyor. Bu sürecin elbette otoriterleşmeye yol açmaması gerekiyor. Şu anda Merkel ve etrafındaki kabine her şeye karar veriyor. Ancak pandemiyi demokratik bir şekilde yenmek mümkündür. Herkesin sözünü söylemesi gerekiyor. Kampanyanın başlıca taleplerinden birisi de bu.

Taleplerin Avrupa çapında gerçekleşmesini talep etmenin gerçekçi olmadığı yönünde de eleştiriler var. AB çapında hayata geçirmenin mümkün olmadığı ifade ediliyor. Bu konuda ne diyorsunuz?

Dediğiniz önemli. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, başından itibaren 200 milyon aşının güvence altına alınacağını söyledi. Bu AB çapında bir çözümün olabileceğini gösteriyor. Ayrıca sürekli AB ülkeleri hükümetlerinin bunları yapmaya yanaşıp yanaşmadıkları da soruluyor. 2020’de olanlar bazı şeylerin AB çapında hayata geçirilebileceğini gösterdi. Keza hiç bir ülkenin geride kalmaması da gerekiyor. Bütün ülkelerin AB çapında destek görmesi gerekiyor. Örneğin, Yunanistan’daki sığınma kamplarında kalanlar da bu süreçte desteklenmeli.

Bu çağrı sizce Almanya’da politik iklimi değiştirebilir mi? Bu güne kadar daha çok korona karşıtlarını konuştuk. Ne düşünüyorsunuz? Çağrıya Almanya genelinde tepki nasıl oldu?

‚ZeroCovid‘ kampanyasına kısa sürede çok fazla ilgi olduğunu gördük. Sosyal medyada özellikle ilgi fazla. Bu bizi memnun etti. Bu da taleplerin doğru olduğunu gösteriyor. Sözünü ettiğiniz ‚korona karşıtı‘ sağcı gruplar etkisini kaybediyor. Bu iyi bir durum. Nihayet pandemiyi dayanışmayla yenebileceğimiz konuşulmaya başlandı. Ekonomi, arka planında kapitalist çıkarların olduğu bir şekilde insanların hayatına rağmen sürmemesi gerekiyor. 

Çağrı bundan sonra nasıl devam edecek. Sadece internette yayınlanan doğru taleplerden ibaret mi kalacak, yoksa başka biçimlerde de devam edecek mi?

Şu anda yerel grupları kurmaya ve sokağa çıkmaya çalışıyoruz. Sendikalarla bu konuda birlikte çalışmak istiyoruz. Bir çok sendikacı da açıklamayı imzaladı. İşçi ve emekçilere yakın olmaya çalışacağız. 

Somut olarak şu anda acil olarak yapılması gereken ise herkesin aşıya ulaşmasının olanaklı hale getirilmesi. Avrupa çapında nasıl dağıtılacağı tartışılıyor. Ancak 40 kadar Afrika ülkesine aşının 2022’den sonra gideceğinden söz ediliyor. Bu kabul edilemez.

Sadece Almanya’da değil bütün her yerde insanların aşılanması gerekiyor. Ancak bu şekilde virüsün yayılması engellenebilir.

Göçmenler bu kampanyayı nasıl destekleyebilir? Sizce pandemi göçmenleri özel olarak nasıl etkiledi?

Her şeyden önce söylememiz gerekiyor ki, göç geçmişi olan insanların çoğu düşük ve güvencesiz işlerde çalışıyor. Sendikalar tarafından yapılan araştırmalarda, en fazla göçmen geçmişi olanların bu süreçte işini kaybettiği, dolayısıyla maddi sıkıntılar çektiğini gösteriyor. Bu nedenle düşük ücretli işlerde çalışanlara da kısa çalışma parası verilmeli. Unutmamamız gerekiyor ki, Almanya’da da bu süreçte çok kazananlar oldu ve bunlar şimdi maddi olarak bu kesimlere maddi destek vermeli.