Pandemi döneminde kırılgan gruplar

PSİKOLOG DR. ASLI AYDIN ÖZDEMİR

Pandeminin başlangıcında, yani bundan neredeyse bir yıl önce, ilk görüşler pandeminin herkesi eşit etkilediği ya da etkileyiciliği şeklindeydi. Fakat yaşadıklarımız bize gösterdi ki pandeminin de kırılgan grupları var. İlk akla gelen kırılgan gruplar, virüse olan dirençleri ve kırılganlıkları açısından değerlendirilse de indirekt etkiler ve/veya psikososyal etkileri de değerlendirmeye aldığımızda kırılgan grupların çoğaldığını görmekteyiz. Ben de bu köşede bu kırılgan grupları tek tek ele almak istiyorum. Bu yazının kırılgan grubu: Ergenler.

Pandemi zaten zor bir gelişim dönemi olan ergenliği birçok yönden daha da zorlaştırdı. Nedir bu zorluklar? Bunların birkaç tanesini ve bu zorluklar karşısında yapabileceklerimizi ele almaya çalışacağım. Ergenlerin tepkilerini olağanüstü duruma verilen olağan (“normal”) tepkiler olarak değerlendirmemizin, tepkilerinin -özellikle de yoğun duygularının- arkasında yatan ihtiyaçları anlamamızın süreci kolaylaştıracağına inanıyorum. 

Ergenlerin pandemi döneminde yaşadıkları zorlukları gelişim özellikleri ile birlikte ele almak tepkilerini anlamak için bize oldukça yardımcı olacak. Biliyoruz ki ergenlerin en önemli ihtiyacı bağımsızlık ve özerklik, yani kendilerine ait özel bir dünya oluşturma, bu alanda mümkünse yalnız kalmak ve kendi kararlarını kendileri almak istiyorlar. Fakat pandemiden dolayı daralan fiziksel çevre, yalnız kalamamak, istemedikleri halde diğer aile bireyleri ile yakınlaşmak ve kendi tercihlerine göre davranamamak gençleri en çok zorlayan şeylerin başında geliyor. Bu döneme özgü en temel ihtiyaçları karşılanamayan gençler daha tahammülsüz ve daha öfkeli davranabilir.

Gençleri diğer zorlayan durum ise sosyal izolasyon, çünkü gençler için en önemli şey akranları ile birarada olabilmek ve akranları ile paylaşmak. Akranları ile görüşmelerine engel olan her uyarı mesajı, her kural onlar için çok daha can sıkıcı olabiliyor. Bu konu ile ilgili her türlü mesaja ters tepki (daha kızgın ve daha canı sıkılmış gibi) verebilirler. Bu mesajları, biz yetişkinler gibi bir önlem olarak değil özel yaşamlarına ve özgürlüklerine müdahale gibi anlayabilirler. Bu ihtiyaçlarını karşılamak için riskli davranışlar (sosyal mesafe ile ilgili kurallara dikkat etmemek, ciddiye almamak, ya da önlemlerin abartıldığını düşünmek gibi) gösterebilir ya da farklı yollar (ekran ve akıllı telefon kullanımını arttırmak gibi) deneyebilirler. 

Tüm bu tepkiler karşısında ebeveynlerin ergenlerin ihtiyaçlarına ve duygularına duyarlı olması, mümkün olduğunca anlayışlı ve sabırlı davranabilmesi önem kazanıyor. Ebeveylerin  takip eden (monitoring) yani müdahale etmeyen -izleyici rolü ile ergenlik dönemindeki çocuğunun zamanını nasıl ve kimlerle geçirdiğini bilmesi, deneyim ve duygularını anlatmaları için sorgulayıcı ve hesap soran değil, yüreklendirici, samimi, meraklı ve ilgili olmaları, duygu patlamalarına alan tanımaları, duygularını düzenlemelerine kendileri örnek olarak (daha sakin tepkiler vererek) yardımcı olmaya çalışmaları, özerklik ihtiyaçlarına ve sınırlarına saygı duyarak, ergenlerin belirlediği çerçeve (ne zaman ve ne kadar?) içinde beraber nitelikli zaman geçirmeyi sağlamaları, bu zor dönemi her iki taraf içinde daha dayanılır, daha öğretici ve daha geliştirici bir deneyime dönüştürebilir. Hepimize, hepinize kolay gele… Zorlandığımız ve çaresiz hissettiğimizde kendimize de anlayışlı davranmayı, mola vermeyi ve yardım istemeyi unutmadan… (Foto: Pixabay)

%d Bloggern gefällt das: