Kadınların seçimlerde eşitlik isteği reddedildi

Federal Anayasa Mahkemesi, kadınların 2017 yılındaki federal seçimlerle ilgili şikayetlerini reddetti: Aday listelerinde erkek ve kadın sayısının eşit olması zorunlu değildir!

2017’deki son federal seçimde, oy kullanma hakkı bulunanların yarısından fazlası kadındı. Federal Meclis’te kadınların oranı ise sadece yüzde 30 civarında kaldı. Eyalet parlamentolarında da durum farklı değil. Eyalet listelerinde ve seçim bölgelerinde erkekler kadar kadınların da seçim listesinde yer almasını öngören, dengesizliği eşitlik yasalarıyla değiştirme planının Brandenburg ve Thüringen’deki anayasa mahkemeleri tarafından geçersiz ilan edilmesinin ardından şimdi bir kez daha reddedildi.

Karlsruhe’deki Federal Anayasa Mahkemesi, 2 Şubat’ta, daha önce 15 Aralık 2020’de 2. Senato’nun on kadından oluşan bir grubun seçim şikayetinin kabul edilemez olduğu gerekçesiyle reddettiği bir kararını yayınladı. Kadınlar partilerin aday listelerinde kadın ve erkeklerin eşit şekilde yer alması gerektiği gerekçesiyle mahkemeye başvurmuşlardı. Mahkeme, şikayetçilerin „federal yasama meclisinin siyasi partilerin aday listelerini eşitlik prensibine göre belirleme yükümlülüğü olduğu konusunda yeterli neden sunmadıklarını“ savundu.

Mayıs 2019’da Federal Meclis, on kadının federal meclis seçimlerinin geçerliliğine itirazını haksız olduğu gerekçesiyle reddetti. Kadınlar şikayetlerini listelerin eşitlik prensibine göre belirlenmemesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Karlsruhe’ye götürdüler.

Federal Anayasa Mahkemesi hakimleri; „Federal hükümetin yasaları çıkarma yetkisi vardır, ancak yükümlülüğü yoktur. Sadece „nadir istisnai durumlarda“ anayasa „belirli bir eylemi zorunlu kılan bir görev alabilir“ açıklamasını yaptı.

Bu da ancak kadınların şikayetinde olmayan özel bir gerekçe gerektirir. Mahkemeye göre, Anayasanın 38. maddesinden, her parti ve her seçim adayı „oylama yarışmasında eşit fırsatlara sahip olmalıdır“ sonucu çıkmaktadır. Adaylıkta kadın ve erkeklerin eşit sayıda olması zorunluluğu bu ilkeyle çelişmektedir.

Karar milletvekillerinin bir eyalete, seçim bölgesine, partiye, halk grubuna veya cinsiyete karşı sorumlulukları olmadığını vurguluyor. Milletvekilleri tüm halkın temsilcileridir görüşü savunuluyor. Bundan türetilen „genel temsil“ ilkesine göre, „parlamentonun kendisini seçmenlerin küçültülmüş bir maketi olarak sunması“ ve „Anayasa’nın ülkedeki kadın erkek sayısının parlamentoya da aynı şekilde yansımasını garanti etmesi gerektiği sonucu çıkarılamaz“ gerekmez görüşü savunuluyor. (YH)