Daha neyi bekliyorsunuz?

Geçtiğimiz hafta Herkulesstraße mülteci yurdunda önce çalışan personel arasında ardından ise yurtta yaşayan 108 kişinin 41’inin korona virüsü pozitif test edilmesinden sonra Köln Belediyesi bütün yurdu karantina altına aldı. Polis ve asayiş dairesi, yurda giriş-çıkışları tamamen kapadı.

O günden bu yana yurtta yaşayanların dışarı çıkması yasak olduğu gibi içeri girmekte yasak. Bu, mültecilerin tüm destek sistemleri ile bağlarının kesildiği ve fiilen hapsedilmiş oldukları anlamına geliyor. Köln Belediye Meclisi barınma koşulları nedeniyle daha önce de tartışma ve protestolara neden olan mülteci yurdunu kapatmaya karar verdi. Ancak yurdun tasviye edilme, mültecilerin konutlara yerleştirilmesi işlemleri henüz başlamadı.

Pandeminin başlangıcından bu yana, birçok farklı girişim, yapısal eşitsizlikleri artırmak yerine gidermeyi merkezine alan bir politika çağrısında bulundu. NRW çapında 60 bin mülteci yurtlarda kalıyor.  Herkulesstraße örneği, salgın hastalıkla mücadele etmekle ilgili tedbirlerin alınmasından çok uzak olunduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Testi negatif çıkanlar dahil olmak üzere tüm sakinler için zorla sokağa çıkma yasağı uygulaması, sadece korona ve sığınma politikasıyla çelişmekle kalmıyor, aynı zamanda yasal açıdan da oldukça tartışmalı bir tabloyu ortaya çıkarıyor. Nitekim bu durum değişik örgütler tarafından yapılan açıklamalarla da eleştiriliyor.

TEMEL HAKLAR KISITLANDI

Herkulesstraße mülteci yurdunda yaşananlar, sadece pandemi nedeniyle temel hakların nasıl kısıtlandığını, hatta göz ardı edildiğini değil, aynı zamanda koronavirüse karşı etkili mücadelenin kısıtlayıcı ve caydırıcı bir sığınma ve göç politikası için nasıl feda edildiğini de gösteriyor. Geçtiğimiz Mayıs ayında, birkaç yüz kişinin birlikte yaşadığı bu yurtta yine salgın yaşandı – ve o zaman da, sadece şehir idaresinin salgın karşısındaki tutumu değil aynı zamanda toplu barınma sisteminin kendisi de eleştirildi. Pandeminin ilk döneminde Herküles mülteci yurdundaki kötü koşullara dikkat çeken bir dizi eylem yapıldı ancak yetkililer şikayetleri ve ileri sürülen talepleri dikkate almadı. Eleştiriler karşısında Yunanistan’daki Moria mülteci yurduyla kıyaslamalar yapılarak Herküles’te durumun çok iyi olduğu iddia edilmişti.

Yurttaki mülteci kadınlara danışma ve yardım hizmetinde bulunan Agisra kuruluşundan Soraya Geara, korona öncesi de insanlıkdışı olan barınma koşullarının pandemi nedeniyle daha tehlikeli hale geldiğini, yurtta mahremiyet, huzur ve kendi kaderini tayin hakkı olmadığı, duşlar, mutfak ortak, çok sayıda yeni doğum yapmış veya küçük çocuklu kadın olduğunu dile getirerek „Bu nedenle şimdiki sonuç kaçınılmaz, yurtları boşaltın. Mültecilere insani yaşama koşulları sağlayın“ açıklaması yaptı.

ASGARİ STANDARTLAR GÖRMEZDEN GELİNİYOR

Seebrücke Köln ise „Şu anda, özellikle virüsün daha bulaşıcı mutasyonları söz konusu olduğu için, özellikle dikkatli olmak ve mümkün olan her yerde enfeksiyon zincirlerini kırmak önemli. Bununla birlikte, şehir yönetiminin yaklaşımını çeşitli nedenlerle kabul edilebilir bulmuyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Henriette Reker, ve Sosyal Daire Müdürü Sayın Rau, zihniyetinizi değiştirmek için daha nelerin olması gerekiyor? Köln’de mültecilerin barınma ve bakımı için asgari standartları neden görmezden geliyorsunuz” açıklamasını yaparak şu talepleri ileri sürdü:

  • Herkulesstraße’deki mülteci barınağının şiddet kullanarak abluka altına alınmasına son verin!Akut vakalarda, daha fazla enfeksiyonun nasıl önlenebileceği ve aynı zamanda tahammül edilebilir yaşam koşullarının nasıl sürdürülebileceği konusunda yurt sakinleriyle katılımcı ve sosyo-psikolojik bir şekilde tartışılmalıdır.
  • Test sonuçları negatif olan kişilerin yurttan ayrılmalarının engellenmemesini sağlayın ve alternatif konaklama olanakları sunun!
  • Acil durum sığınma evlerinde yaşayan tüm insanların dışarıdan destek alma haklarını kullanmalarını mümkün kılın – özellikle avukatlardan.
  • Şimdi harekete geçin! Boş sözler yerine güvenli limanlar olmalı! #LeaveNoOneBehind

ÇALIŞMA KOŞULLARI DA BERBAT

Kamuoyuna yansımadı ama çalışanların verdiği bilgilere göre şu an 16 çalışan da Covid 19’a yakalandı. Yeterli önlemlerin alınmadığını, çalışma saatlerinin uzadığını bunun da daha fazla ilişki, daha fazla riziko anlamına geldiğini dile getiren adının açıklanmasını istemeyen Herkulesstr mülteci yurdu çalışanı „hijyen kurallarına bile yeterince dikkat edilmedi. Maske ve eldivenler de bile tasarruf adı altında kısıtlamalara gidildi. Salgının yeniden yurtta görülmesinden önce bize beşer adet bez maske dağıtıldı ve yıkayıp yıkayıp kullanmamız istendi. Ocak ayı sonunda 7 adet FFp2 maskesi vererek dönüşümlü kullanmamızı istediler. Banyo ve mutfaklar ortak kullanılıyor. Çalışanların arasında da hastalığın ortaya çıkmasının ardından toplu alanların hijyeninde de aksamalar yaşandı. Yurtta kalanların çoğu çok çocuklu aileler. Odalara kapanıp kaldılar bunun nasıl sorunlara yol açabileceğini hepimiz biliyoruz. Çalışma koşullarımız ve hijyenle ilgili sorunlar karşısında bir çok çalışan işimi kaybederim korkusuyla sesini çıkarmadı. Zira çalışanlar üzerinde de `dışarda bir sürü işsiz var, sizler şanslısınız` sözleriyle baskı oluşturuyorlardı. Mültecilerin yasaklara karşı isyan etmesine, olayların basına yansıması ve bir iki çalışanın sendikayla ilişkiye geçerek sendikanın müdahale etmesine kadar gerek çalışma koşulları gerekse hijyen ile ilgili sorunlar devam etti„ diye konuştu. Yurdun kapatılmasına ilişkin kararının ardından çalışanların durumu belirsizliğini koruyor.

OTELLER AÇILSIN

Kölner Flüchtlingsrat e.V. tarafından yapılan açıklamada ise, “Köln Belediye Meclisi, 4 Şubat 2021’de büyük bir çoğunlukla, mülteciler için kurulan ve ortak mutfak, ortak sıhhi tesisatları içeren merkezi toplu barınma yurtlarının dağıtılmasını, bunun yerine müstakil konut uygulamasına geçilmesini karar altına aldı. Kölner Flüchtlingsrat e.V. bu kararı selamlıyor” denildi.

Açıklamayı yapan Kölner Flüchtlingsrat e.V. başkanı Claus-Ulrich Prölß, “Tüm toplu barınma yurtlarını dağıtma niyeti bir paradigma değişimidir” diye yorumlarken, “Ama bu karar şu an toplu barınma yurtlarında kalanlar için bir anlam ifade etmiyor, Herkulesstr.’de olan yurtta kalanlar için de” dedi. Prölß, Belediye Meclisinin, enfeksiyondan daha iyi bir korunmayı güvenceye almak için adımlar atmamasından, boş olan otelleri barınma olanağı olarak kullanılmasına karşı çıkmasından esef duyduklarını söyledi.

Otellerin açılması talebi salt mülteciler için değil, şu an dondurucu soğuklar karşısında ölüme terkedilen evsizler için de geçerli. Zira soğuktan koruma amaçlı otobüsler evsizlerin ölümlerini durdurmaya yetmiyor. (Köln/YH)

%d Bloggern gefällt das: