Metal’de ilerleme yok!

SERDAR DERVENTLİ

Metal işkolunda devam eden TİS görüşmelerinde işverenler tarafı ilk kez teklif sundu. IG Metall’in önerilerini gerekçe göstererek haklılıklarını ortaya koymaya çalışan metal patronları işçilerin bütün kazanılmış haklarını gasp etmek istiyorlar. Ücretlerin pratik olarak 2023’e kadar dondurulmasını talep eden metal işverenleri, “olağanüstü dönemlerde olağanüstü çözümler” istiyorlar. Önümüzdeki günlerde eylemlere başlamayı planlayan IG Metall Sendikası 2 Mart’tan itibaren uyarı grevine çağrı yapabilecek.

Almanya genelinde 4 milyon işçiyi kapsayan TİS görüşmelerinin üçüncü turu devam ediyor. NRW ve Küste bölgelerinde yapılan görüşmelerde işverenler ilk kez teklif sundular. Her iki bölgede de aynı teklifi sunan işverenlerin önümüzdeki günlerde diğer bölgelerde yapılacak görüşmelerde de aynı kataloğu sunmaları bekleniyor.

TAŞ ÜSTÜNDE TAŞ KALMAYACAK”

Metal işverenlerinin sunduğu ‘teklif’ (kutuya bkz.), metal işçilerinin çeyrek asır öncesinde elde ettikleri hakların bile gaspını içeriyor. Sermayenin krizi fırsata çevirme tutumu yeni değil şüphesiz. Ne var ki ‘teklif’ diye sunulan talepler kataloğuna bakıldığında metal patronlarının “taş üstünde taş kalmayacak” mantığıyla hareket ettikleri görülüyor.

Yaşlı işçileri korumak üzere düzenlenmiş özel sözleşmeleri feshetmek veya en azından yumuşatmak isteyen metal patronları aynı zamanda çetin mücadeleler sonucu elde edilen birçok hakkı gasp etmek istiyorlar. Bunların arasında ücretli mola süreleri olduğu gibi vardiya ek zamları, izin ve Noel ikramiyeleri de bulunuyor. Bu hakların kısmi veya tümden gasp edilmesi işçiler için yıllık binlerce euro ücret kaybı anlamına geliyor.

Ücretler konusunda “kriz öncesi ekonomik düzeye gelinceye kadar” ücret artışına tümden karşı çıkan metal patronlarının planlarına göre 2021 ve 22 yılında ücretler dondurulacak, 2022 için cüzi bir kerelik ödeme (“Einmalzahlung”) olabilir, 2023 yılında ise ancak “cüzi bir ücret artışı öngörülebilir.” Bu ise reel ücretlerin pratik olarak düşmesi anlamına geliyor.

SÜREKLİ KRİZ – SÜREKLİ TASARRUF!

Metal patronlarının ileri sürdüğü gerekçeler içinde en büyük saldırıyı ise “tasarruf” adına talep edilen “olanaklar” içeriyor. İşgücü maliyetini sürekli düşük tutmanın önemli olduğunu belirten NRW Metal İşverenleri Birliği Başkanı Arndt G. Kirchhoff, “Geleceği birlikte düzenlemek istiyoruz. Bunun için en önemlisi şirketlere hesaplama güvenliği verilmesi. Bu verildiğinde uluslararası alanda çalkantılara, ülke içi ve dışı olağanüstü dönemlere hep hazırlıklı oluruz” dedi.

Kirchhoff’un “güvenlik” dediği ise bundan böyle imzalanacak sözleşmeler iki küçük ek madde eklenerek çözülebilecek. İlki, şirketlere Grup TİS’lerinden sapmaları için toplu sözleşmeye bağlı olarak bireysel seçenekler sunulacağı, ikincisi ise, önümüzdeki dönem krize giren işletmeleri sözleşmelerin getireceği ek yüklerden otomatik olarak muaf tutma.

Şimdiye kadar bu olanak “Pforzheimer Abkommen” adıyla anılan sözleşmede vardı. Buna göre krize giren işletmelerin IG Metall’e başvurmaları gerekiyor. Metal patronlarına bu da yetmiyor; artık neye uyacaklarına neye uymayacaklarına sadece kendileri karar vermek istiyor.

KAPIYI KİM AÇTI?

Tabi şimdi akla ilk gelen, “Metal patronları hangi cüretle bu kadar fütursuz davranabiliyorlar” sorusu olabilir. Öncesi bir yana sadece son 2020 TİS dönemine bakıldığında bile bu anlaşılır. “Teknolojik dönüşüm”, “Sanayi 4.0”, “İnovasyon” gibi tanımlamalarla 2020 TİS sürecine hazırlanan IG Metall yönetimi, Almanya genelinde “gelecek sözleşmeleri” imzalamayı hedefliyordu.

Bunun için IG Metall Genel Başkanı Jörg Hofmann, “Moratoryum” önermiş ve işverenlere karar veremeleri için şubat ayı ortasına kadar süre tanımıştı. Metal patronları bu teklife balıklama atlamışlar fakat araya korona salgını girdiği için bu da iptal edilmiş ve IG Metall NRW “Dayanışma Sözleşmesi” imzalamıştı.

Bugün ise IG Metall merkez yöneticileri geçen sene bıraktıkları yerden devam etmek istiyorlar. İşleri güvenceye almak ve işletmeleri geleceğe hazırlamak için daha fazla söz hakkı isteyen IG Metall, hangi alana yatırım yapılacağı, hangi ürünlerin geliştirilip pazara sunulacağı, hangi teknolojinin ülke genelinde devlet tarafından teşvik edilmesi vs. vb. konularda işverenlerle birlikte karar vermek istiyor. IG Metall buna gerekçe olarak ise dünya ekonomisindeki belirsizliklere, yeni teknolojilerin uygulamaya sokulmasındaki sıkıntılara ve rekabet gücünün korunmasına dikkat çekiyor.

Metal patronları da “teklif paketleriyle” IG Metall’in açtığı tam da bu yarığa vuruyorlar. Sermaye temsilcileri masaya oturduklarında, “Geleceğimiz tehlikede, uluslararası alanda belirsizlikler artıyor, işyerlerini güvenceye almak için geleneksel yolları bırakmamız, yeni yollara girmemiz gerekiyor” diyerek hiçbir sözleşmeye uymadan her an her istediğini yapmak istediklerini vurguluyorlar.

SON SÖZ SÖYLENMEDİ

Bu TİS dönemi için “henüz son söz söylenmedi” bu doğru. Ama bugüne kadarki gelişmelere ve işçi cephesinden gelen reaksiyonlara bakıldığında durumun pek iç açıcı olmadığını söylemek karamsarlık olmayacaktır. TİS süreci içinde olan metal işçileriyle konuşan, tartışan gazetemizin muhabirlerinin aktardıklarına bakıldığında işçilerin büyük bir kesimi bu süreci çok geriden takip ediyorlar ve kendilerine dayatılan “en önemlisi işyerlerinin korunması” propagandasına boyun eğiyorlar.

Birçok ilerici, mücadeleci olarak bilinen kesimlerin durumu çok farklı değil; olup bitenden haberleri olmamasının tek sorumlusu olarak sendika bürokrasisi görmekteler ve bunları eleştirmekle yetiniyorlar. Fakat gerektiğinde fabrikadaki veya gerektiğinde sendika şubesindeki sendikacının yakasına yapışmak ve görevlerini hatırlatmak da bizim işimiz olduğu gibi süreci takip etmekte, sorgulamakta ve harekete geçmekte bizim işimiz! Bunu bizden başkası yapmayacak, bu konuda emin olabiliriz.

Gesamtmetall’in teklifi ne içeriyor?

  • Yaşlılıkta işten çıkarılmadan koruyan (Alterskündigungsschutzes) ve ücretlerin düşmesini engelleyen (Altersverdienstsicherung) sözleşmelerinin yumuşatılması, ücretli molaların kaldırılması,
  • TİS standartlarının düşürülmesi: Öğlen ve gece vardiyalarında ikramiye sürelerinin işçilerin aleyhine değiştirilmesi. İzin ve Noel ikramiyeleri şirketteki taraflarca kısmi değişken ve kara endeksli (“variabilisiert und ertragsabhängig”) düzenlenmeli.
  • Ücretler: Kriz öncesi seviyeye tekrar ulaşılana kadar ücret artışı yok. 2022’de geçmiş dönem için bir kerelik ödeme ve geleceğe (2023) yönelik cüzi ücret zammı.
  • Tasarruf: İşgücü maliyetleri düşmeli ve şirketlere Grup TİS’lerinden sapmaları için toplu sözleşmeye bağlı olarak bireysel seçenekler sunulmalıdır.