Pandemi döneminde kırılgan gruplar

Psikolog Dr Aslı Aydın Özdemir, pandemi döneminde psikolojik açıdan kırılgan grupları konu ettiği yazı dizisine bu sayıda çocuklarla devam ediyor. 

Bu yazıda da okul çağındaki çocuklara yer vermek istedim. Bu dönemde zorlanan önemli bir grup olduklarını düşünüyorum; pandemi döneminin dolaylı etkilerini yoğun yaşıyor ve fakat yaşlarından dolayı tüm bu olup biteni anlamlandırmakta zorlanıyorlar çünkü. 

Öncelikle hiçbir şey alıştıkları gibi değil (günlük düzenleri, okul, okul arkadaşları, okul sonrasında yaptıkları etkinlikler vs.) ve herşey çok belirsiz ve biraz da korkutucu ve tüm bunlar gözle göremedikleri, elle tutamadıkları korona adı verilen bir virüs yüzünden oluyor. Tam da bu nedenle tüm bu olup bitenler onlar için çok soyutken, yaşadıkları çok etkileyici. Bu nedenle onlara, meseleyi onların anlayabileceği bir dillle, korkutmadan, kaygılandırmadan anlatabilmek çok önem kazanıyor. 

Peki ama nasıl? sorusunu soruyorsunuz; bu konuda uzmanların ebeveynler için hazırladıkları rehber kitapçıklardan yararlanabilirsiniz. En önemlisi bu konu hakkında çocuklarınızla sohbet edebilir; onların nasıl düşündüğünü, ne hissettiklerini, neleri özlediğini ve daha sonrası için hayallerini sorabilir ve durumu biraz daha normalleştirmelerini ve anlamlandırabilmelerini sağlayabilirsiniz. Onların soracağı sorulardan korkmayın, cevaplarını bilmiyor olabilirsiniz; mesele sorularını cevaplandırmak değil, onları meşgul eden soruları/konuları duymak ve anlamak. 

Okul çağındaki çocukları en fazla etkileyen diğer bir durumun ise okuldan uzak kalmaları olduğunu düşünüyorum; burada büyük sorunun akademik başarıdan daha çok (ne öğrendi, ne kadar öğrendi) yaşıtları (sınıf arkadaşları) ve öğretmenleri ile bir bağ, bir ilişki kuramıyor olmaları olarak görüyorum. Her çocuk bu durumdan farklı etkilenecek, farklı tepkiler verecek ve durumla başetme mekanizmaları geliştirecektir. Bu durumda biraz gözlemci olup, tepkilerini, davranışlarını izlemek ve kendimize “neden böyle davranıyor olabilir?”,  “neye ihtiyacı olabilir?“, “nede zorlanıyor?” gibi sorular yönelterek, onları ve tepkilerini (öfke patlamaları, ağlama krizleri, içe kapanma halleri) daha iyi anlayabilir ve onlara bu zorlayıcı süreçte daha iyi eşlik edebiliriz; durumu değiştiremeyebiliriz ama bu “anormal” durum karşısında “normal” tepkiler verdiklerini, yanlarında olduğumuzu ve onları anlamaya gayret ettiğimizi onlara gösterebiliriz. Unutmayın ki onları dayanıklı ve dirençli yapan, sorunlardan korumak/uzak tutmak değil, sorunlar karşısında başedebilme ve sorun çözebilme becerileri geliştirmelerine destek olmak.

Ҫocukları zorlayan bir başka konunun da, ebeveynlerinin değişen duygu (kaygı, korku, öfke gibi) durumları olduğunu düşünüyorum. Ҫünkü çocuklar meselenin ciddiyetini, ne kadar korkmaları ne kadar korkmamaları gerektiğini, zor durumlarla ve zor duygularla nasıl başedileceğini çoğunlukla anne ve babalarını izleyerek kavrarlar ve onları modeller yani taklit ederler. Bu durumda da yapacağımız en önemli şeyin, biraz kendimizi gözlemlemek (Ben nasıl davranıyorum?), biraz kendi duygularımıza kulak vermek (Beni zorlayan ne? Neden bu kadar gerginim? gibi), sınırlarımızı farketmek ve kendimize suçlayıcı ve yargılayıcı bir dil (‚Yetişemedim‘, ‚Beceremedim‘, ‚Keşke‘) yerine, daha anlayışlı ve şefkatli bir dil (‚Elimden geleni yapıyorum‘, ‚Kaotik bir durum ve olup biten yetersiz bir anne ve baba olduğum için değil‘) kullanmak olduğunu düşünüyorum. Ancak böyle bir tutum ve dillle kendimize ve birbirimize (özellikle de çocuklarımıza ) yardımcı olabiliriz ve böyle bir dönemde bundan daha fazlasını kendimizden ve birbirimizden beklemek büyük bir haksızlık olur. Biz de, çocuklar da ellerinden geleni yapıyor; daha önce hiç yaşamadığımız bir durumla karşı karşıyayız ve elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Hepimize kolay gelsin. (Foto: Pixabay)