Hanau Katliamı’nın 1. yıl dönümü | Aileler sorumluların peşini bırakmıyor

Foto: Ali Çarman

Yücel ÖZDEMİR / Köln

Almanya’nın Hanau kentinde bundan bir yıl önce, 19 Şubat’ta aşırı sağcı Tobias R.’in gece bir nargile bar ve bir markete girerek 4’ü Türkiyeli olmak üzere 9 göçmen genci katletmesinin üzerinden bir yıl geçti. Katliamın birinci yılında başta Hanau olmak üzere ülkenin dört bir yanında anma törenleri düzenlenecek.

Katliamın başından itibaren yanıtsız soruların peşine düşen kurban aileleri ise, katliamın birinci yılında katilin 73 yaşındaki babası Hans-Gerd R. hakkında suç duyurusunda bulundular. Çünkü soru işaretleri ve tanık ifadeleri Tobias R.’nin babasının bilgisi olmadan böyle bir katliamı yapmasının zor olduğu yönünde.

Tobias R. göçmen gençleri katlettikten sonra eve dönmüş, annesini de öldürdükten sonra intihar etmişti. Olay, ciddi bir soruşturma başlatılmadan kapatılmıştı. Ancak aileler hem olay sırasında evde uyuduğunu söyleyen katilin babası Hans-Gerd R. hem de katliam sırasında ihmalkar davranan güvenlik birimlerinin üzerine girmeye devam ediyorlar.

BABA HAKKINDA SUÇ DUYURUSU YAPILDI

Bu temelde ilk önemli adım, Tobias R.’nin babası hakkında suç duyurusunda bulunmak oldu. Göçmenlerin yaşadığı semtte yaşamaya devam eden Hand-Gerd R., bugüne kadar köpeğiyle sokakta gezerken birçok kişiyi rahatsız etmeye devam etti. Hand-Gerd R’nin siyah bir çocuğun Alman bakıcı ailesine küfür ettiği; oğlunun katil olmadığını, katliamın istihbarat tarafından yapıldığını savunduğu ve ayrıca, kurbanları “suçlu” olarak göstermeye çalıştığı biliniyor.

Psikolojik tedavi gören babanın katliamdan ne kadar haberdar olduğu ise bugüne kadar kesin olarak ortaya çıkmış değil. Katliamdan sonra ifadesini alan polis babayı serbest bırakmıştı. Ancak katliamın birinci yılı arifesinde ortaya çıkan yeni bilgiler babanın oğlundan ve yaptıktan haberdar olduğu yönünde.

„İFADESİ GERÇEK DEĞİL“ İDDİASI

Süddeutsche Zeitung’da dün yer alan haberde, kurban aileleri tarafından savcılığa yapılan 16 sayfalık suç duyurusunda Baba Hans-Gerd R.’nin oğu üzerinde etkili olduğu özellikle belirtiliyor. Baba ve oğlun gittiği işsizlik dairesi görevlisi “Babanın dediği oğlu için yasaydı” diyor.

Ayrıca babanın daha önce polise verdiği ifadelerde gerçekleri ifade etmediği dile getiriliyor.

Örneğin baba polise verdiği ifadede “Saat 04.00’te işte olmam gerektiği için erken uyudum. Polisin kapıyı vurmasıyla uyandım” demişti. Ayrıca oğlunun eve geldiğini ve annesini öldürdüğü sırada silah sesi duymadığını söylemişti.

Ailenin bir komşusu, baba R.’nin gece saat 22.30’da arabasına gittiğini, başka bir komşusu ise olaydan sonra eve gelen oğlunun arabasına gittiğini ve el feneriyle ön tarafa baktığını gördüklerini söylüyor. Daha sonra arabanın ön tarafındaki ayak bölümünde katliam sırasında kullanılan silah ve mermiler bulunmuştu.

Suç duyurusunda ayrıca baba R.’nin gece birçok kez oğlu tarafından açılan ve yazdığı “manifesto”nun yayınlandığı internet sitesine girip baktığı da yapılan suç duyurusunda yer alıyor. Daha önce verdiği ifadede oğlunun manifestosundan ve yayınladığı videodan haberdar olmadığını söylemişti.

AVUKATLARIN İDDİASI: EŞİNİ OĞLUYLA BİRLİKTE ÖLDÜRDÜ

Bütün bunlara rağmen Federal Savcılık tarafından baba R. hakkında soruşturma açılmamasını eleştiren kurban aileleri, babanın suç ortağı olduğunu savunarak yargılanmasını talep ediyor.

Aileler adına suç duyurusunu hazırlayan avukatlar baba R.’nin oğluyla birlikte eşini öldürdüğünü ileri sürüyor. Cinayette kullanılan silahı da gece yeniden arabaya götürdüğünü belirtiyor ve bunu da elbisesinde silahtan çıkan duman izinin tespit edilmesine bağlıyorlar. Ayrıca evleri çok küçük olduğu için cinayeti duymamasının mümkün olmadığı, bu nedenle Federal Başsavcılığın baba hakkında dava açması gerektiğini vurguluyorlar.

DİĞER İHMALLER

Aileler ayrıca olay gecesi görgü tanıklarının birçok kez polisi aradığını ancak acil servisin neden yanıt vermediğini sorguluyor. Hanau Emniyeti, “yanıt vermeme” sorununu telefonun Frankfurt’taki bölge emniyet müdürlüğüne yönlendirilmesine bağlıyorlar. Savcılık ise güvenlik birimlerinin bu ihmali konusunda da bir soruşturma açmış değil.

Ayrıca ilk saldırının gerçekleştirildiği Arena Bar’da, acil çıkış kapısının neden kilitli olduğu da sorgulanıyor. Polisin kapının kilitli olduğundan önceden haberdar olduğu ve sahibini uyarmadığı ifade ediliyor. Kapının açılması durumunda saldırı sırasında bu yöne kaçan gençlerin kurtulabileceği ifade ediliyor.

HER YERDE ANMA VAR

Öte yandan katliamın birinci yılında pandemiye rağmen Almanya’nın her yerinde kurbanlar anılacak. Çok sayıda antifaşist örgüt ve kurum tarafından çağrısı yapılan eylemlere pandemi koşullarına bağlı olarak katılım gerçekleşecek. Hanau’da ise hem belediye hem de antifaşist güçler tarafından anma etkinlikleri düzenlenecek.

Kurbanların aileleri, bir yıl önce yapılan protesto gösterilerinin ardından 19 Şubat İnisiyatifi (Initiative 19.Februar) adında bir inisiyatif kurmuş ve bir yer kiralayarak burada bir araya gelmeye başlamıştı.

HANAU’DA NE OLMUŞTU?

19 Şubat 2020’de gece saatler 22.55’i gösterdiğinde ırkçı Tobias R., Hanau’da bir nargile bar olan Arena Bar’a girerek ateş açmaya başladı. Daha sonra başka bir semte giderek burada önüne çıkan göçmen gençlere ateş açtı. Bu ırkçı saldırıda Ferhat Unvar, Gökhan Gültekin, Sedat Gürbüz, Mercedes Kierpacz, Villi-Viorel Paun, Fatih Saracoğlu, Kaloyen Velkow, Said Hashemi ve Hamza Kurtovic hayatını kaybetti.