Almanya’da ilk kadınlar günü

SEMRA ÇELİK

Almanya’da ilk Kadınlar Günü 19 Mart 1911’de kutlandı. Ülkenin her yanında yapılan sokak eylemleri ve salon toplantılarına bir milyona yakın kadın ve az sayıda da olsa erkek katılmıştı.

1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag şehrinde düzenlenen Sosyalist Kadın Enternasyonali’nde Clara Zetkin, 1857’de New York’ta başlayan kadın hakları mücadelesinin, her yıl „Uluslararası Kadın Günü“ olarak kutlanmasını önerdi ve bu öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Kopenhag’da belli bir gün belirlenmedi. Kadınlar Günü’nün 8 Mart’ta kutlanması 1921’de Moskova’da yapılan Kadın Enternasyonali’nde kararlaştırıldı.
Kopenhag kararının ardından ilk kez 19 Mart 1911’de Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de kadınlar eylemlerle „kadın günü“nü mücadele gününe çevirdiler.

SENDİKALARDAN ÇAĞRI

SPD’nin yayın organı 18 Mart 1911’de Almanya’da ilk kadınlar gününün19 Mart olarak seçilme nedenini, 1848 Kasım Devrimi’nde katledilenleri ve 1871’de Paris Komünü’nde kadınların çabalarını anmak olarak açıkladı. Hem Sosyal Demokrat Parti yönetimi hem de sendikalar, Kopenhag’ın Dünya Kadınlar Günü kararını kabul etmişti. SPD ile yakın işbirliği içinde çalışan sendikalar açıkça kendi saflarında örgütlenmiş işçilerden etkinliklere katılmalarını istedi. Gertrud Hanna’nın 30 Ocak 1911’de sendika basınında yayınlanan bir mektubunda: “Parti yönetimiyle ortak bir toplantıda, genel komisyon Kopenhag’daki uluslararası sosyalist kadın konferansının her yıl bir gün gösteri yapılması kararını onayladı, 19 Mart, bu yılın eylem günü olarak seçildi.“ diye yazdı.

Almanya’daki ilk kadınlar günü tüm sosyal demokrasinin ve sendikaların bir eylemi olacaktı. Hazırlıklar 1911 ocak ayında başladı. Gertrud Hanna, basına yönelik bir çağrıda sendikaların kadınlar gününü kadınlara seçim hakkının lehine kitlesel bir eyleme dönüştüreceğini, hiçbir kadın işçinin o günkü toplantılardan uzak duramayacağını yazdı. Şimdiki ver.di sendikasının öncülü olan ‚Belediye ve Devlet Çalışanları Derneği’nin organı „Sendika“, kadınlara karşı ayrımcılık ve baskı konusunda değişik örneklere yer verdi. Kadınların devletin ve yerel makamların siyasi bürolarından uzak tutulmasının yasal olarak haklı olmadığını ve ekonomik olarak „kamuya büyük zarar“ anlamına geldiğini açıkladı. „Haydi kadınlara seçim hakkına!“ başlığıyla 2,5 milyon bildiri basıldı ve dağıtıldı.

POLİS KADINLARDAN KORKTU

İlk Uluslararası Kadınlar Günü tam bir başarıydı. 19 Mart 1911’de ABD, Almanya, İsviçre, Danimarka ve Avusturya’daki milyonlarca kadın sokaklara çıkarak ya da toplantılara katılarak, “Kadınların Seçim Hakkı” sloganıyla tüm kadınlar için sosyal ve politik eşitlik talep ettiler.

Almanya’da sosyalist partiler ve sendikalar tarafından düzenlenen eylemlere yaklaşık bir milyon kadın (ve bazı erkekler) katıldı. Etkinliklerde birçok sendika veya partilerde örgütlenmemiş kadınlar da yer aldı. Berlin’deki toplantılardaki konuşmacıların listesi tanınmış parti temsilcilerinin yanı sıra sendika temsilcilerini de içeriyordu: Hugo Poetzsch, Paula Thiede, Emil Dittmer, Ida Altmann ve Martha Tietz merkezi talepleri temsil ettiler. Genel seçim hakkı, sekiz saatlik çalışma günü, yeterli anne ve çocuk korunması, asgari ücretlerin belirlenmesi ve eşit işe eşit ücret bu taleplerin arasındaydı.

Clara Zetkin, bir kaç gün sonra ‚Gleichheit‘ (Eşitlik) dergisinde; „Bunu gururla yazabiliriz. Bu Kadınlar Günü, kadın mücadelesi tarihinde oy hakkı talebinin tezahür ettiği en güçlü, en öfkeli miting oldu.“ diye yazdı.

Aynı zamanda 21 Mart 1911’de sosyal-demokrat ‚Vorwaerts‘ (İleri) gazetesinde ilk Dünya Kadınlar Günü’nün başarısı ayrıntılı olarak açıklandı: “Kadınların genel seçim hakkı için alanlara çıktığı benzeri bir eylem daha önce yaşanmamıştı. Tüm salonlar tıklım tıklımdı.“

Toplantılar sona erip kitleler salonlardan dışarı çıktığında, sokaklar doğal olarak daha canlı hale geldi. Kadınların oy hakkı talebinin bu derece kitlesel biçimde haykırılması polisin keyfini bozmuştu. Eşitlik dergisinde çok sayıda polisin toplantılardan çıkan kadınların ‚şehri yıkmasından‘ koruduğu yazıldı. İmparatorluğun birçok yerinde kadınlara oy hakkı hakkındaki kararların kadınlar tarafından onaylandığı toplantılar yapıldı. Sadece Berlin’de 42 toplantı yapılmıştı.

BURJUVA KADIN HAREKETİNDEN DESTEK

21 Mart 1911’de SPD’nin ‚Vorwärts‘ gazetesi gururla Almanya’daki burjuva kadın hareketinin radikal kanadının önde gelen temsilcilerinin Berlin’deki etkinliklere katıldığını veya selamladığını bildirdi. Haberde „Bayan Lischnewska, Bayan Lüders ve Bayan Minna Cauer“ Demokratik Kadınlar Birliği ve Liberal Kadınlar Partisi’nden destek mesajı getirdiler. 1915’te Uluslararası Kadınlar Özgürlük ve Barış Birliği’ni (IFFF) kuracak olan Lida Gustava Heymann da bir tebrik mesajı gönderdi. Burjuva ve sosyalist kadınların kamusal alanda ortak mücadele ettiği ender anlardan biriydi yaşanan. Bunun nedeni burjuva kadın hareketinin sosyalist kadın hareketinin talepleri ardında yürümeyi kabul etmesiydi. Gerçekte burjuva kadın hareketi, kadınlık olgusunun sınıflar üstü olduğundan yola çıkarken, sosyalist kadınlar işçi, emekçi kadınların sorunlarının sadece kadınlık olgusuyla hareket eden burjuva kadınlarla aynı olamayacağı görüşünü savunuyorlardı. Sosyal demokratlar, kadın sorununu, toplumsal sorunun parçası olarak algılıyorlar, toplum içindeki eşitsizlik, sömürü, üretim tarzı vb. devam ettiği sürece kadın erkek eşitliğinin sağlanmasının mümkün olmayacağını esas alıyorlardı. En radikali de olsun burjuva kadın hareketine göre ise yasal düzenlemelerle kadın erkek eşitliğini sağlamak mümkündü, belirleyici olan yasa koyucuların bunu istemesiydi. Üretime katılan, işgücünü satan kadın, anne olarak, ev işlerini tümden üstlenerek sağlığını tehlikeye atan milyonlarca kadın ancak toplumsal değişimin aktif aktörler olduğunda sömürüden ve eşitsizlikten kurtulabilirlerdi. Almanya’da 19 Mart 1911’deki ilk Dünya Kadınlar Günü sosyalist ve sendikal kadın hareketinin çağrısını yaptığı ve başarıyla sonuçlandırdığı bir gün oldu. Egemenler açısından ise 19 Mart 1911 bir provokasyondu.

%d Bloggern gefällt das: