Pandemi kadınların yükünü daha da artırdı

8 Mart öncesi Almanya’da kadın manzaralarını pandemiyle belirgin hale gelen eşitsizlik, ayrımcılık ve zorluklar belirledi. Çalışma yaşamında olduğu gibi ev içi şiddette de zaten varolan sorunlar belirginleşti ve arttı. Geçen bir yıllık süre içinde yaşananlar doğal olarak kadınlar gününe yaklaştığımız bu dönem kadınların yaşam koşullarını da belirledi:

Hastanelerde pek bir şey değişmedi

“Koornavirüsle bir yılı aşkındır beraber yaşıyoruz. Başlangıçta bilinmeyen bir hastalıktı, hastaneler ona göre hazır değildi, zaten personel eksikliği yaşanırken bir de acil durum çıkınca ne yapacağını bilemez hale geldik”. Köln’deki bir hastanede çalışan ve Hamburg’da Romana’nın başına gelenlerden sonra işyerini kaybetme korkusuyla, adının açıklanmasını istemeyen bir hemşirenin söyledikleri bunlar. Şimdi nelerin değiştiğiyle ilgili olarak ise durumu şöyle özetliyor: “Virüsü tanıyoruz ama mutasyonlar bizi ürkütüyor. Yeterli maskemiz, yoğun bakım giysimiz var. Ancak istenildiği kadar ekipman olsun personel olmayınca bir işe yaramıyor. Sadece sağlık hizmeti değil psikolojik destek de sunuyoruz. Ağır hastaların bizden başkasıyla temasları yok. Ancak bizim de psikolojik desteğe ihtiyacımız var. Bu kadar acı, bu kadar ölüm bizi de kalıcı şekilde yaralıyor. Bir nevi sürekli izolasyonda yaşıyoruz. Çocuklarımızla ilişkilerimizde bile temkinliyiz. Maaşlarımızda bir değişiklik olmadı, kamuya ait hastanelerde ücret artışı elde edildi ama biz kamuya ait değiliz. Hem çalışma koşulları, hem de maaşlar kötü olunca hastanelerde çalışmaya ilginin az olmasına şaşırmamak gerekir”.

Satış elemanlarının durumu

Bir örnek Farina Kerekes: Farina Kerekes, korona döneminde korkusuzca ağzını açıp, sektörde çalışanların durumuna dikkat çeken bir satış elemanı. Onu ilk kez 2020yılının nisan ayında kamuoyuna yönelik bir imza kampanyasıyla tanıdık. Sistem açısından hayati önem taşıyan alanlardan biri olan süpermarketlerdeki duruma dikkat çekip, daha iyi koşullar ve sektörel TİS’le belirlenecek ücret talep etmişti. İmza kampanyasına 30 bine yakın kişi katıldı. Kerekes, geçen süre içinde değişen pek bir şeyin olmadığı düşüncesinde. Sabah erken saatlerde mağazaya gidip paletleri boşaltmak, raflara dizmek, fiyat etiketlerini yapıştırmakla başlayan işgünü, maske, alışveriş sepeti, mesafe kontrolü de dahil olmak üzere akşama kadar devam ediyor. Bu sektörde en iyi koşullarda ele geçen aylık 1500 euro. Çocuklarını tek başına yetiştiren anneler, sosyal yardım başvurusunda bulunmak zorunda. Homeoffice imkansız olduğundan, ev okulunda çocuklarına yardım edemiyorlar.

H&M genç annelere karşı

H&M mağaza zinciri, koronayı da bahanelerine katarak 800 çalışanın işine son verecek. Doğum iznindeki anneler, en fazla satış yapılan akşam saatleri ve haftasonları çalışamayacakları için ‚gönüllü‘ çıkışa yönlendiriliyor.

Dünyanın üçüncü büyük moda tekeli, çalışanlarına yönelik uygulamaları ve işyerlerine sendika ve işçi temsilciliği sokmama tavrıyla korona öncesi de gündem olmuştu. Şimdi ise Hennes & Mauritz, önümüzdeki aylarda Almanya’da 800 kişinin işten çıkarılacağını duyurdu. İşten çıkarılacaklar konusunda odaklanılan grup yeni doğum yapmış ve ebeveyn iznini kullanmakta olan annelerdi.

İşyerlerindeki gelişmeleri gözlemleyen „Business Insider“ tarafından yapılan araştırmaya göre, şirket çok az cirosu olan şubelerinde personelden tasarruf yapmak istiyor. Bu şubelerde en çok satış yapılan akşam saatleri ve cumartesi günleri çalışamayan çoğunlukla kadın personel topun ağzında. H&M, işyeri işçi temsilciliğine gönüllülük temelinde işçi çıkarılmasını esas alan bir program sundu bile. Business Insider tarafından ele geçirilen programa göre ebeveyn iznindeki anneler izinlerini kullandıkları sürece işten atmadan korunacaklar ama işe döndüklerinde sözde gönüllülük temelinde sözleşmeleri iptal edilecek.

Homeoffice ile annelere ek yükler

Büro işlerinde çalışan çoğu kadın homeoffice yapıyor şimdilerde. İster öğretmen ister başka işlerde çalışsınlar homeoffice demek, çalışırken ev işlerinin, çocuk bakımının hatta ev okulunun beraber yürütülmesi demek. Çoğu kadın bu nedenle haftalık çalışma süresini azalttı. Dönem bitince eski çalışma sürelerine dönebilir mi, orası belli değil. Tabi ki bunun acısı yıllar sonra, emeklilik maaşının çok düşük olmasıyla kendini gösterecek. Bir yandan çocuklarla ilgilenirken bir yandan para kazanılan işin yapılması oldukça zor. Bu nedenle de akşamları, çocuklar yattıktan sonra eksik işler tamamlanıyor. Korona, kadınları yüzyıl öncesine götürdü. Anaokulu ve okullar kapanınca ne yapılabilir ki? Akla gelen soru; bu durum değiştirilemez miydi, bu duruma hazırlıklı yakalanılamaz mıydı?

Göç kökenli kadınların durumu daha da kötü

Göç kökenli kadınlar homojen değil, aralarında üniversite profesörleri, sanatçılar, politikacılar, yüksek gelir getiren işlerde çalışanlar da var ama ana kitle düşük ücretli ve korunmasız işlerde çalışıyor. Aylık gelirin 450 euroyu geçmediği mini işlerde çalışanlar, kapanmayla tamamen mağdur oldular. Perakende ve sağlık alanında çalışanların işleri arttı, temizlik işlerinde çalışanlar hastalık kapacakları korkusu içinde çalıştılar. Kısa çalışmak zorunda kalanların aylıkları yetersiz, bu durum onların eşlerine bağımlılıklarını daha da arttırdı. Dil ve öğrenim yetersizliği nedeniyle ev okulu yapan çocuklarına yardımcı olamamak, aile içi şiddet ve izolasyon göç kökemli kadınlarda psikolojik rahatsızlıkların artmasına neden oldu.

Şiddet arttı, sığınma evleri yetersiz

Pandemi sırasında on binlerce kadın ve çocuk için evi, dört duvarı cehenneme döndü. Danışma merkezlerine erişimin zorlaşması şiddete boyun eğmelerini zorunlu kıldı. Bazıları ise bir şekilde kadın sığınma evlerinde güvenli bir yer aradılar. Ancak bu tesisler tıklım tıklım doluydu. Çoğu geri çevrildi veya birkaç kişilik yerin olduğu başka eyaletler ya da şehirlerdeki sığınma evlerine gönderildi.

Kriz sırasında uzun zamandır bilinenler acı verici bir şekilde ortaya çıktı: Almanya’da aile içi şiddet mağdurları için çok az sığınma yeri var. Ülke çapında yaklaşık 370 kadın sığınma evi ile Federal Almanya Cumhuriyeti’nin İstanbul Sözleşmesi aracılığıyla aile içi şiddete karşı taahhüt ettiği hedefler açıkça gözden kaçırılmış durumda. 2020’nin sonunda Almanya için oldukça büyük açık var. Ortalama 21 bin 400 yere ihtiyaç varken şimdi sadece 6 bin 800 yer var.

Bu çarpıcı bir durum. Çünkü özellikle sınırlı sosyal çevresi ve çok az maddi imkânı olan aile içi şiddet kurbanı kadınlar için bir kadın sığınma evine gitmek şiddet uygulayan bir partnerden kaçmanın tek güvenli yolu. (YH)