Pandeminin kahramanı kadınlar

DR ASLI AYDIN ÖZDEMİR

Pandemi kötü bir masal olsa, bu masalın baş kahramanı kadınlar olurdu bence. Bu masalda uyuyan güzel gibi kurtarılmayı bekleyen bir masal karakteri olarak da değil üstelik; tehlikeye daha yakın oldukları halde, başından sonuna tüm benlikleriyle, tüm çabalarıyla aileleri, sevdikleri ve diğer insanlar için pandemiyi daha katlanır, daha dayanılır kıldıkları için.

Bu yazıda daha önce bu konuda çıkmış çeşitli yazıları da derleyerek, kadınların neden hem risk grubu hem de kahraman olduklarını özetlemeye ve bu vesileyle de tüm kadınların Dünya Emekci Kadınlar Günü`nü kutlamak istiyorum.

Öncelikle sağlık çalışanlarının (hemşire, hastabakıcı gibi) büyük bir çoğunluğunun kadın olduğunu düşünecek olursak, sağlık alanında çalışan kadınlar hem risk grubundalar hem de kahramanlar.

Sağlık alanının dışında az ücretle temel diğer hizmetleri (temizlik ve kasiyerlik gibi) sağlayanların da çoğu kadınlar ve bu alanda çalıştıkları için de salgına daha yakınlar. Ayrıca, istihdamda olan kadınların daha kırılgan hale gelmeleri veya istihdam dışına itilmeleri, istihdamda yer alsınlar ya da almasınlar, kadınların Covid-19 salgını sebebiyle ücretsiz olarak daha çok çalışmaları, yani özetle “yoksullaşmaları” söz konusu (Salgında Kadın Olmak Araştırma Raporu).

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Kadın Birimi (UN Women) tarafından yapılan bir analize göre, 2021 itibariyle Covid-19 küresel salgını sebebiyle 435 milyon kadın ve kız çocuğu günde 1,90 dolar ile yaşamaya mahkum kalacak.

Prof. Dr. Deniz Kandiyoti`nin, Ezgi Başaran ile yaptığı röportajda dile getirdiği gibi hayatın normal akışı içinde aile destek faaliyetlerinin tamamının koordinatörü olan biz kadınlar pandemi döneminde bu işlerin icrasından da sorumlu olarak hane-içi üretim ve bakım emeğine yönelik talebe cevap veren temel kişiler olduk. Normalde okul, kreş gibi aile hayatımızı destekleyen kurumlar devre dışı kalınca, kadınlar, öğretmen, hasta bakıcı, aşçı (üstelik bu sefer en az üç öğünü hem de evdeki tüm bireyler için planlayan ve hazırlayan), temizlikçi gibi var olan bazı rollerimize yenilerini de ekliyerek tüm rollerimizi daha da ağırlaştırılmış şekilde yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz, üstelik bu sefer kendimize alan açamıyor, kendimize zaman ayıramıyoruz.

Öte yandan, eve kapanmalar, zayıflayan sosyal bağ ve hizmetler biz kadınları yalnızlaştırıp, dayanışmayı zayıflatıp tek başına, desteksiz aşmamız çok zor olan konular (aile içi şiddet gibi) karşısında daha da çaresiz bıraktı. Dünyanın her yerinde kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddet artış gösterdi.

Fiziksel, sosyal ve ruhsal olarak pandemiden en çok etkilenen grup olmamıza rağmen, bu sefer bize anlatılan masallardaki gibi kurtarılmayı beklemeyip, kendi hikayemizin kahramanı olup, karamsarlığa kapılmadan, umuduzu yitirmeden, dayanışmadan, mücadeleden ve isyandan vazgeçmeyerek, sesimizi çıkarmaya, haklarımıza sahip çıkmaya devam ettik.

Pandemi illeti sokaklarda olmamızı, bir araya gelmemizi engelledi belki ama sesimizi kısmayı başaramadı. Sesimizi çıkarmak için daha önce kullanmadığımız yeni yolları cesurca denedik. Belki şimdi değil ama çok yakında bu krizi hayatlarımızı, kimliklerimizi ve rollerimizi sorgulamak ve değiştirmek için birer fırsata da dönüştüreceğimize inanıyorum. Bir gün biraraya gelip, gözlerimizin içine bakarak, el ele tutuşarak en çoskulu, en kararlı ve en ateşli halimizle tüm yaşadıklarımızı tartışıp yeni bir yol çizeceğimize inanıyorum.