„BVG bile Ceta’yı adil bir ticaret anlaşması yapamaz!“

SEVİNÇ SÖNMEZ

Federal Anayasa Mahkemesi, Kanada ile AB arasındaki ticareti düzenleyecek olan kapsamlı ekonomik ve ticaret anlaşması CETA’ ya karşı Sol Parti tarafından açılan davayı reddetti. Karlsruhe’ de bulunan Federal Anayasa Mahkemesinin (BVG) davayı görüştüğü saatlerde Marktplatz’da Sol parti ve ‚Adil küresel ticaret ağı‘ bir protesto eylemi gerçekleştirdi.

Sol Parti federal parlamento grubu başkan yardımcısı ve Avrupa sözcüsü Andrej Hunko, „Federal Anayasa Mahkemesi’nin, demokratik meşruiyeti olmamasına rağmen CETA’nın geçici uygulamasını durdurmaması üzücüdür“ dedi.

CETA (Comprehensive Economic and Trade Agreement) anlaşması, AB’nin bir G7 ülkesi ile imzaladığı ilk kapsamlı ticaret anlaşması. CETA anlaşması da, Avrupa genelinde yüz binlerce emekçiyi sokağa döken TTIP gibi ABD ve çok uluslu tekeller için bir truva atı mahiyetinde.

AB parlamentosunun 15 Şubat’ta, protesto eylemleri eşliğinde geçici olarak onayladığı serbest ekonomi ve ticaret anlaşması Ceta‘nın yürürlüğe girmeden önce ulusal parlamentolarda onaylanması gerekiyor. 38 parlamentonun daha onaylanması gereken anlaşmanın yürülüğe girmesinin en az bir kaç yıl sürmesi bekleniyor. Anlaşma 2016 yılında CDU/CSU ve SPD nin oylarıyla önce federal parlamento da daha sonra da AB parlamentosunda, 254 parlamenterin ‚Hayır‘ oyuna karşılık, 408’i ‚Evet‘ oyu ile kabul edildi. 2017 yılında kısmi olarak, AB yargısının geçerli olduğu alanlarda uygulanmaya başlanan anlaşmaya karşı bir çok ülkede değişik kurum ve partiler yasal düzeyde mücadele ediyor. Ceta anlaşması da ABD ve AB arasında imzalanan TTIP kadar tehlikeli, hatta bu tarz anlaşmalarda öncü olarak görülüyor ve TTIP tarzı anlaşmaları içeriyor. Sol Parti nin, 2017 de alınan bu karardan dolayı Federal Hükümete karşı açtığı diğer bir davanın yanı sıra anlaşmaya karşı değişik sendikalar, Yeşiller, demokratik bir küselleşmeden yana olan attac vb STK ve şahıslar tarafından da açılmış değişik davalar devam etmekte. CETA anlaşmasına karşı anyasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Foodwatch, Mehr Demokratie ve Campact tarafından açılan diğer bir davanın ise 2021 in ilk yarısında görülmesi bekleniyor.

CETA ANLAŞMASINDA NELER VAR?

1 Mart’ tan itibaren geçici olarak yürürlüğe girecek olan CETA anlaşması AB yasaları çerçevesinde tekellerin serbest ekonomik ve ticari faaliyetlerini düzenliyor ancak devletlerin karar ve yaptırım haklarını sınırlıyor. Anlaşmaya göre AB Komisyonu ve Kanada‘ nın temsilcilerinden oluşan CETA’nın kurduğu komiteler, AB Parlamentosu veya ulusal parlamentoların söz hakkı olmadan kararlar verebiliyor.

Anlaşma öncelikle AB yasaları çerçevesinde uygulanacağı ve şeffaf olmayacağı için ülke parlamentoları tarafından müdahale dolayısıyla yaptırım olanağı neredeyse olmayacak. Mesela CETA’nın müzakere süreci de gizli yürütülmüş ve ancak imzalandıktan sonra kamuya sunulmuştu. Uluslararası şirketler, örneğin çevre, iklim veya çalışma yasası düzenlemeleri nedeniyle zarara uğradıklarında devletlere karşı dava açabilecekler. Ancak yatırımcıların karşılaşmış oldukları hukuksal sorunların çözümlenmesi oluşturulacak olan Tahkim kurulu aracılığı ile sağlanacak. Kısacası tahkim aracılığı ile devletlerin yargılama sistemleri de devre dışı bırakılarak, hukuki sorunlar tahkim aracılığı çözümlenecek.

Yasalaşma süreci ve uygulanma biçimi zaten antidemokratik bir anlaşma olan CETA’ da uluslararası ticaret önündeki tüm engelleri kaldırmayı hedefleyen diğer anlaşmalar gibi, işçi hakları, sosyal haklar, çevre ve hatta halk sağlığı gibi, çoğu da mücadelelerle kazanılmış hakları ortadan kaldıracak.

Tüketici hakları ve kamu bütçeleri için de ciddi riskler barındıran CETA aracılığı ile düzenlenen diğer hususlar ise, gümrük vergisinin kaldırılması, taraflar arasında ticaretin önündeki engellerin kaldırılması, sağlık ve gıda alanlarında koordinasyon, hizmet sektörünün liberalize edilmesi, doğrudan ve dolaylı yatırımların teşvik edilmesi, fikri sınai hakların korunmasıdır. 1500 sayfalık anlaşmada sadece gıda ve çevre standartları tehlikede değil elbette, ekonomik çöküş yaşanmasını engellemek üzere büyük bankaların denetlenmesi için olası girişimler ve bazı sektörleri tekrar kamulaştırma konusunda büyük engeller de yaratıyor CETA. ABD’de Tufts Üniversitesi’nin 2016 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, CETA anlaşması Avrupa’da en az 200 bin, Fransa’da ise 40 bin kişinin işten atılmasına yol açacak. Avrupa’nın Amerika veya Kanada ile karşı karşıya gelmesi demek değil, tüm ticari sözleşmeler de olduğu gibi özünde büyük tekellerin işçi ve emekçilerle karşı karşıya gelmesi demek.

%d Bloggern gefällt das: