Daimler-Untertürkheim: Gelecek paktı mı şeytan paktı mı?

DIETHARD MÖLLER

Daimler Untertürkheim işyeri işçi temsilciliği (BR) 5 Mart’ta işyeri gazetesi Scheibenwischer’in özel bir sayısında gururla işyerinin geleceğine ilişkin pazarlık sonuçlarını işçilere sundu. Scheibenwischer’in orijinalinden herkes BR’nin bakış açısını öğrenebilir ancak bu belge uzlaşmacı politika ve sadece işyerinin korunması (Standort) mantığını yansıtıyor.

Daha birinci sayfada BR, “Sonuç, kendi işyerimize yönelik açık tavır aldığımızı gösteriyor.” diyor. Diğer bölgelerdeki işyerlerinde veya yedek parça üreten firmalarda çalışan işçilerin durumu ne olacak? Yazıda ek olarak bu sonuca, uyumdan ne anlaşıldığı belirtilmeden, var olan anlaşmalara uyum temelinde erişildiği belirtiliyor.

Birinci sayfada gururla Untertürkheim, Mettingen ve Hedelfingen’deki işletmelerde şimdiden itibaren nelerin üretileceğinin listesi sunuluyor. BR’nin Daimler’in birşeyler üretip satmasını elde edilen başarı olarak gördüğü intibası uyanıyor. Aslında bu, zaten Daimler ve hissedarlarının temel çıkarı. Çünkü üretim ve satış olmaksızın kar edilmesi imkânsız.

KARINI MI İŞÇİYİ Mİ DÜŞÜNÜYOR?

BR’nin motorlar için araştırma merkezi „Mercedes-Benz Drive Systems Campus“un Untertürkheim’de kurulmasını sağlaması tabi ki bir başarı. Ancak bu başarının şimdiye kadar üretimde çalışan işçilerin işine yarayıp yaramayacağı sorusu ortada. Yeni 120 işyeri açılacağı belirtiliyor ama bu işyerleri hangi vasfa sahip olanlar için? Mühendis, bilim insanları ve gelişimciler için mi yoksa üretimdeki işçiler için mi?

Daimler’in, elektrikli motor hatlarının (eATS) üretim kapasitesini iki katına çıkarma nedeni işçileri düşünmesi değil, artan talep nedeniyle acilen daha yüksek üretim kapasitelerine ihtiyaç duyması.

Şeytan, bu “gelecek paktının” ayrıntılarında gizli. BR sayfa 2’de ana mil modülleri 5 ve 6’nın Untertürkheim’da olmayacağını duyuruyor. Ayrıca: „5 ve 6 ana mili hatlarını telafi etmek için, karterin bir katman hacmi 2021’den itibaren Jawor’dan Untertürkheim’a taşınacak …“

Jawor, Polonya’da motor üretimi için 2019 yılında inşa edilen bir Daimler fabrikası. Ağustos 2020’de yeniden kapatılması gerektiğine dair raporlar vardı (https://blog.mercedes-benz-passion.com/2020/08/medienbericht-sechs-standorte-vor-moleichen-aus/). Bu nedenle Daimler, bölgesel rekabette işçileri kasıtlı olarak birbirlerine düşürmeyi esas alıyor. Bir yere verilen şey diğerinden alınır. Ve elbette Daimler her zaman en ucuz yeri seçer. Tabi ki şu sorular ortaya çıkıyor, neden Untertürkheim daha ucuza üretecek ve böylece Jawor’da bir vardiya yok edilecek? Ve Jawor’daki işçilerin durumu ne olacak? İşçiler işlerini birbirlerinden alıp ucuz rekabeti daha da aşağıya çekmeli mi?

Bu ruh devam ediyor: eATS muhafazaları için önemli döküm parçaları tedarikçilere verilmeyecek, Untertürkheim’a taşınacak (sayfa 3, Scheibenwischer). “Farklı yerde bulunan işlemler yeniden işletmeye entegre edildi. Bu amaçla, VAG 164 için tekerlek takımları Kassel’den geri getiriliyor.“

STANDORT MANTIĞI

Standort mantığı, başka yerlerdeki veya tedarikçilerdeki çalışanların rakip olarak görülmesi anlamına gelir. Daimler, baskıyı ve sömürüyü artırmak için bunu mükemmel bir şekilde kullanacak. Sadece daha ucuz olmalısın, o zaman siparişler sana gelir.

BR, Untertürkheim’daki üretimin diğer bölgelerdeki işletmelerden veya tedarikçilerden daha ucuz olması konusunda kararlaştırılanlar konusunda sessiz kalıyor. Ama Jawor, Kassel veya tedarikçilerin daha ucuz bir teklif sunarak pazarlık yapmayacağını kim garanti edebilir?

Ayrıca birçok vaat var. 3. sayfada açıkça ilan ediliyor: „Yani üretim alanını veya üretim siparişlerini kaybetmiyoruz.“ Ancak önceki cümle, bunun sadece 2024’e veya sonrasına kadar gündeme getirilmeyeceğini söylüyor. Bazı yerlerde hala “görüşmelerin” olacağı ve/veya önlemlerin “ardından” alınacağı belirtiliyor.

4. sayfada- hoş sözlerin arkasına gizlenmiş- büyük fatura geliyor. MOVE işten atma programı devam ediyor. Ne BR ne de Daimler çıkarılacak işçilerle ilgili sayı belirtiyor. Bu şüpheli görünüyor! Elbette her şey „gönüllü“ olmak zorunda. Peki, şef işten çıkmayı önerdiğinde bir işçi ne yapar? „Gönüllülük“ baskısı acılı olabilir.

Her zaman olduğu gibi, diğer yerlere “gönüllü” geçici transferler ve değişiklikler yapılacak. Daimler’in işçilerin sırtından maliyetleri düşürmesine ve karını artırmasına olanak tanıyan daha fazla esneklik için tüm önlemler alınacak kısacası.

KİRALIK İŞÇİLER İKİYE KATLANACAK

Bununla birlikte BR’nin en büyük tavizi Daimler’in kiralık işçilerini neredeyse ikiye katlayarak yüzde 8’den yüzde 15’e çıkaracağını kabul etmesi. İşyerlerini büyük ölçüde azaltmak isteyen bir şirket, aynı zamanda kiralık işçi oranını önemli ölçüde artırmak mı istiyor? Bu nasıl birbirine uyabilir ki? Daimler’in daha fazla insan gücüne ihtiyacı varsa, işten çıkarmalardan kaçınmalıdır! Ama bu anlaşma işten çıkarmalara ve üretimin en yoğun olduğu dönemlerde ortaya çıkan boşlukların kiralık işçilerle doldurulmasına izin veriyor. Bu, sömürü ve karın artırılması demektir.

Buna ek olarak bu sayede Daimler, diğer tesislerdeki müzakereleri için bir örneğe de sahip oluyor. Untertürkheim’daki işçileri işten atıp paralel olarak geçici işçi oranını artırabileceği konusundaki anlaşmayla oralardaki işçilerin burunlarını sürtüyor. Ucuz rekabet körükleniyor!

Daimler, yaklaşık 20 bini Almanya’da olmak üzere dünya çapında yaklaşık 30 bin işçiyi işten atacağını duyurdu. Aynı zamanda Daimler, 2020’de işletme karını yüzde 50 artırabildi- bkz. Https://www.arbeit-zukunft.de/2021/02/23/daimler-66-millionen-euro-gewinn-sofortige- ruecknahme-aller-lohnkuerzungen /.

Daimler, işçilerin daha da fazlasını kaybetme korkusunu istismar ediyor. Ancak otomobil sektöründe konjunktür yeniden yükseliyor. Bu, işçilerin mücadele pozisyonunu daha iyi bir konuma getiriyor. Bundan yararlanılmalıdır. Aynı zamanda işçiler arasındaki dayanışmanın da güçlendirilmesi gerekiyor. Birbirimize düşürülmemize izin verirsek, sermayenin işini kolaylaştırırız. Bu nedenle: Standort düşüncesi, karşılıklı rekabet ve işverenle uzlaşmacılığa son!

(Çeviren: Semra Çelik)

%d Bloggern gefällt das: