Kartallar yükseklerden uçar

ALİ ÇARMAN

Bir bütün olarak hayat tarzını sosyalist teori ve pratiğe göre düzenlemiş, devrimin kartalı ve kadın özgürlüğünün sembol isimlerinden Rosa Luxemburg’un 150. doğum gününde 5 Mart’ta Stuttgart Alman Sendikalar Birliği binasında fotoğraf sergisi açıldı.

Rosa Luxemburg vakfı tarafından hazırlanan serginin fikir ve konsepti Maxi Besold’un titiz çalışmasıyla gerçekleştirildi.

Sergi, 35 panodan oluşuyor. Tarihsel fotoğrafları, miting alanlarında ve konferanslarda yapmış olduğu konuşmaları, yazıları ve mektupları, enternasyonal işçi hareketine ilişkin bilgiler ve çocukluk dönemi panolara özlü biçimde yansıtılmış.

Kuşkusuz bütün dünyaca tanınmış, yaşamı derslerle dolu ve kadın hareketi denildiğinde sembolleşmiş Rosa Luxemburg için söyleneceklerin bir sergiye sığması mümkün değil. Ancak, izleyenlerin bir ön ve temel bilgiye sahip olmaları bakımından çok önemli, güzel bir çalışma denebilir.

Rosa, 5 Mart 1871’de Polonya’nın Zamoş kasabasında, orta halli Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi kendi halinde yaşam kavgası verirken Alman edebiyatına büyük ilgi duymaktaydı.

Rosa’nın çocukluk yıllarını yansıtan panoda, beş yaşındayken aniden kalçasından rahatsızlanıp bir yıl kadar yatakta kaldığı ve ömrü boyunca bu hastalığın izini topallayarak taşıdığı belirtilmekte.

Dünya değiştirilmeli

Gençlik çağına yeni adım atmış olduğu 1887’de, Rusya’daki sosyalist kesimlerle ilişkiler kurmuş olan işçi önderi Marcin Kasprzak’ın etrafında toplanan gruba katıldı. Alman sosyal demokrasisini ve kitlesel bir örgüt olmayı kendilerine rehber alan bu çalışma iki yıl sürdü.

Rosa, ajitatif çalışmalarından ötürü açığa çıktı ve her an tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Yoldaşlarının yardımıyla, 1889 yılı başlarında bir saman yığının altına saklanarak kaçmayı başardı.

Bir başka tabloda ise Zürich’te üniversite yıllarında, Georg Plechanow, Vera Sassuliç (Zasulic), Paul Axelrod ve Polonyalı devrimcilerle tanışması gösterilmekte. Aynı yıllarda arkadaşlarıyla birlikte çıkarmış olduğu ‘İşçilerin Meselesi’ gazetesini Münih üzerinden Polonya’da illegal dağıtıma gönderdiler.

Almanya yılları

Rosa, 1889 Mayıs’ında Münih’e geçer. Burada iki hafta kadar kaldıktan sonra hayat onu Berlin’e götürür. 24 Mayıs’ta SPD’nin Katzbach sokağındaki parti bürosuna başvurarak kendisini karşılayan Ignaz Auer aracılığıyla resmi olarak Alman sosyal demokrat partisine üye olur.

Gönüllü olarak işçiler arasında ajitasyon çalışmalarına başlar. Sergide, maden işçileriyle yapmış olduğu toplantıları yansıtan belgeler de yer alıyor. Rosa Luxemburg artık parti adına sürekli yollardadır. İşçilerin gittikleri lokallere girmekte ve ülkenin her tarafında düzenlenen seçim toplantılarında konuşmaktadır. Aynı zamanda dönemin önde gelen sosyalist gazetelerinde sürekli yazıları çıkmaktadır.

O, artık işçi sınıfı hareketi içinde tanınan bir isimdir. Gittiği her yere, katıldığı her tartışmaya beraberinde devrimin coşkusu ve ateşini taşır.

Paris Enternasyonal Sosyalistler Kongresi, 1905 Rus devrimi, August Bebel, Clara Zetkin ve dönemin öne çıkmış tüm isimleriyle tanışma, polemiklere girme, parti okulunda ders verme Rosa Luxemburg’un severek yaptığı işlerin başında gelir.

Günümüzde sosyalizm mücadelesine ilgi duyan hemen herkes tarafından bilinen ‚Sevgiliye Mektuplar‘ da bir panoda yer alıyor.

Emperyalist savaşa karşı barışı haykırma

Almanya‘nın hızla Birinci Dünya Savaşı’na doğru yol alması sosyal demokrasi içinde sert tartışmalara ve bölünmelere kadar gider.

Rosa Luxemburg, Clara Zetkin ve arkadaşları savaşa karşı ajitasyon başlatırlar. Enternasyonal adı altında çıkarılan dergi el altından beşbinden fazla dağıtılır. İşçiler bu dergiyi gözleri misali sahiplenirler. Savaşın korkunç sonuçları Alman halkının tavrının değişmesini beraberinde getirir.

1917 Ekim Devrimi, 1918 Almanya Kasım Devrimi, sermaye egemenliğinin yok edilmesi, sosyalist toplum düzeninin gerçekleştirilmesi: “İşte şu andaki devrimin tarihsel konusu bundan ibarettir” diye başlayan yazışmalar, başta Berlin olmak üzere bir çok şehirde devam eden sokak savaşları ve defalarca cezaevine girip çıkmalar, bunların hepsi ayrı ayrı panolarda ayrıntılar halinde gösterilmekte.

Karşı devrimin katliamları

Rosa, 1918 Kasım ayında arkadaşına yazdığı bir mektupta, “beni de muhtemelen öbür dünyaya göndereceklerdir – belki de her yerde pusu kurmuş olan karşı devrimin kurşunuyla…” sözleriyle aslında yaklaşmakta olan kara günü tahmin etmektedir.

Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve Wilhelm Pieck, 15 Ocak 1919, Berlin Wilmersdorf Mannheimer Sokağı 43 adresinde yakalanırlar. Tutuklanıp, Eden Oteli’ne götürülürler. Karl Liebknecht ağır işkenceden geçirilir ve cezaevine götürülürken kurşuna dizilir. Rosa Luxemburg ise otelden çıkartılır, ağır işkenceden geçirilir ve teğmen Souchon tarafından vurulduktan sonra Landwehr kanalına atılır.

Almanya’da karşı devrim açıktan bir sokak terörü estirir. 1919 ilkbaharı ve yazında korkunç bir iç savaş sürer. Sonucunda binlerce işçi öldürülür.

Fotoğraf sergisi sadece Rosa Luxemburg ve arkadaşlarını değil, aslında Almanya işçi sınıfı hareketini bütün yanlarıyla özetliyor.

Bugün Rosa Luxemburg’u bir kez daha saygıyla anarken “Proletaryanın enternasyonal dayanışmasının dışında bir sosyalizm yoktur. Sınıf mücadelesi dışında bir sosyalizm yoktur. Sosyalist proletaryanın barışta ve savaşta sınıf mücadelesinden ve enternasyonal dayanışmadan feraget etmesi intihardır” sözlerinin doğruluğunu bir kez daha yaşayarak öğreniyoruz.

Sosyalizm mücadelesine adanmış Rosa Luxemburg hakkındaki bu sergisinin bir başka özelliği ise, Murat Çakır tarafından Türkçeleştirilip Türkiye için düşünülmesine rağmen, ülkenin içinde bulunduğu karanlık tablodan dolayı bunun gerçekleşememiş oluşudur.

Umarız, bu güzel çalışma yakın zamanda ülkemizde de gösterime sunulur.

MANNHIM’DA BİR PARKA ROSA LUXEMBURG’UN ADI VERİLDİ

Mannheim’da Almenhof semti „Frauenwege“ girişimiyle bir parka Rosa Luxemburg adı verildi. Semt meclisince alınan karar uyarınca Karl Marx caddesi ile Grillenberg caddesi arasındaki küçük parka Rosa Luxemburg Parkı adı kondu.

Uzun yıllardır Mannheim’de cadde ve meydanlara daha çok erkek isimleri konmasına karşı bir tepki sözkonusuydu ve kadın inisiyatifleri bu konuda çalışmalar yürütmekteydi.

Rosa Luxemburg’un150. doğum gününe denk gelen açılış törenine 200 kişiye yakın bir kitle katıldı. Kültürel bölümde söz yazarı ve sanatçı Bernd Köhler gitar eşliğinde mücadele şarkıları söyledi. Nationaltheater sanatçısı Ragna Pitoll da, Rosa Luxemburg’un bilinmeyen yönlerini ve yaşam mücadelesini konu eden bir sunum yaptı. Betina Frank ise Rosa Luxemburg’un hapishaneden ve diğer çalışmalarından aldığı mektuplardan kesitler okudu.

„Frauenwege“ inisiyatifi konuyla ilglli açıklamasında, „Bu bir başlangıç. Sömürgeci ve gerici sokak isimlerin değiştirilmesi için mücadele ediyoruz. Rosa Luxemburg onurlandırıldı. Mannheim’da anma kültürü oluşturma mücadelesine devam edeceğiz“ denildi. (Yahya Durusoy/Mannheim)