‚NSU 2.0‘ üzerindeki sır perdesi

Foto: Yeni Hayat / Frankfurt

YÜCEL ÖZDEMİR / Köln

21 Mart ırkçılığa karşı mücadele günü yaklaşırken, Almanya’da ırkçı saldırılar, örgütlenmeler ve tehditler devam ediyor. Bunun en somut örneği ise “NSU 2.0” tehditleri konusunda yaşananlar. Yaklaşık 2,5 yıldır ırkçılar her fırsatta NSU kurbanı ailenin avukatı Seda Başay-Yıldız ve diğer antifaşist kesimleri tehdit etmeye devam ediyor. Güvenlik birimleri ise NSU cinayetleri sırasında olanlara benzer şekilde, “elde delil yok” diyerek seyretmeye devam ediyorlar.

Almanya’da ilk olarak 2 Ağustos 2018’de, ırkçı terör örgütü NSU’nun ilk kurbanı Enver Şimşek’in ailesinin avukatı olan Seda Başay Yıldız’a gönderilen ölüm tehdidi mektubuyla duyulan “NSU 2.0” imzalı mektuplar üzerindeki sır perdesi henüz aralanabilmiş değil. Bu mektubun Başay-Yıldız’ın yaşadığı Frankfurt’taki Zeil polis karakolundan, kamuoyuna açık bilgilere ulaşılarak hazırlandığının anlaşılması, doğal olarak, mektubu gönderenlerle sözkonusu karakolda görevli polisler arasında bir bağlantının olduğunu gösteriyor.

Ardından, Eyalet Kriminal Dairesi tarafından sürdürülen incelemelerde Başay-Yıldız’ın özel bilgilerine ulaşıldığı karakoldaki polislerin kendi aralarında ırkçı paylaşımlarda bulunduğu tespit edildi ve bunlar görevden el çekildi. Ancak buna rağmen, “NSU 2.0” adıyla tehditler hem Başay-Yıldız’a hem de kamuoyunda tanınmış antifaşistlere, göçmenlere yönelik tehditler sürmeye devam etti.

İKİ BUÇUK YILDIR İLERLEME YOK

Buna rağmen resmi kayıtlarda, “NSU 2.0” mektupları “belirsiz kişiler tarafından yapılan tehditler” olarak yer almaya devam ediyor. Zira, henüz arkasında kim ya da kimlerin olduğu somut olarak ortaya çıkarılabilmiş değil. Hem de üzerinden iki yılı aşkın bir süre geçtiği halde…

Bu konuda ilk tehdidin yapıldığı Frankfurt’taki polis karakolu, labirentin ilk giriş kapısına benziyor. Bu nedenle, bu karakolda kim ya da kimlerin Başay-Yıldız’in özel bilgilerine nasıl ulaşıldığı önemli. Bilgilerin ulaşıldığı bilgisayarı kullanan kadın polis, bugüne kadar yürütülen soruşturmalar çerçevesinde elle tutulabilir bir bilgi vermedi. Her defasında şifrenin bilgisayar üzerine yapıştırılmış bir kağıt üzerinde olduğunu, bu nedenle büroya giren herhangi bir kişi tarafından bilgilere ulaşılmış olabileceğini anlatıyor.

Eyalet Kriminal Dairesi (LKA) tarafından yürütülen soruşturmada, sözkonusu kadın polisin avukatın, kadın avukatın bilgilerine ulaşan kişi olduğuna kanaat getirilmiş durumda. Bu nedenle kendisi zanlı olmaktan çıkarılmış. Zira, böylesine yasadışı şekilde bilgi edinmeyi kendi bilgisayarından yapması durumunda açığa çıkacağını bilen birisi olarak görülüyor. Bu nedenle çevresinde ırkçı görüşlere sahip birilerinin şifresini kullanarak bilgilere ulaştığından hareket ediliyor.

En önemlisi de sözkonusu polis karakolundaki polisler görevden alınıp soruşturma açıldıktan sonra da Avukat Başay-Yıldız’ın özel bilgilerine ulaşılmaya ve tehdit mektupları gönderilmeye devam edilmiş olması.

RUS İNTERNET SİTESİ ÜZERİNDEN GELEN TEHDİT MAİLLERİ

İlki faks yoluyla gönderilen tehdit mektupları, sonradan sahte isimlerin kullanıldığı bir mail adresi üzerinden gönderilmeye başlandı. Mail adresleri de Rus internet şirketi yandex.com üzerinden açılmış durumda. Irkçı, faşist tehditlerin gönderildiği bu maillerin kimler tarafından açıldığı ise bugüne kadar federal ve eyalet kriminal daireleri tarafından açığa çıkarılabilmiş değil. Yandex.com üzerinden tehdit mailleri alan İdil Baydar ve avukat Mehmet Daimagüler, polisin bugüne kadar tehdit mektupları gönderenleri bulmaması karşısında şaşkınlık içinde olduklarını gizlemiyorlar. Zira, yürütülecek ciddi bir araştırmayla mektupları gönderenlerin ortaya çıkarılabileceğine inanıyorlar.

ŞÜPHELİ POLİSLER AKLANMIŞ GÖRÜNÜYOR

Süddeutsche Zeitung ve WDR’in kriminal dairesi kaynaklarına dayandırarak verdiği bir habere göre bu konuda şüpheleri üzerine çeken 32 yaşındaki polis Johannes S. adım adım polis tarafından takip ediliyor. Polis S., Başay-Yıldız’a yönelik tehdidin yapıldığı polis karakolunda görevliydi ve skandal ortaya çıktıktan sonra, aşırı sağcı paylaşımlarda bulunduğu için beş arkadaşıyla birlikte görevden alındı. Frankfurt ve Kuzey Hessen’deki Kirtrof kasabasında bulunan evlerine baskınlar düzenlendi, ancak bugüne kadar herhangi bir ize rastlanamadı.

Hessen Kriminal Dairesi, tam 20 polis hakkında aşırı sağcı paylaşımlarda bulundukları gerekçesiyle inceleme başlattı. “AG 211” olarak adlandırılan bu grup hakkında Frankfurt Savcılığı da NSU 2.0 ile bağlantılarının olup olmadığı konusunda soruşturma yürütüyor.

Bütün inceleme ve dinlemelerin ardından en çok şüphe edilen Johannes S.’nin de NSU 2.0 tehdit mektuplarının arkasındaki kişi olmadığına kanaat getirilmiş görünüyor. Bu durumda bütün soruşturmada adeta başa dönülmüş gibi. Tehdit mektuplarının da bir süre sonra kesilmesi LKA uzmanları tarafından artık fazla ilgi duyulmamasına ya da ‚gönderenin koronavirüse yakalanmış olabileceğine‘ bağlandı. Ancak, bu tahminler de pek doğru görünmüyor. Zira, ortada tek bir kişiden ziyade bir ağın olduğu daha önce değişik şekillerde dile getirilmişti. Bu nedenle mektupları bireysel bir sorun haline getirmek pek gerçekçi değil. Dahası, mektupların kimler tarafından gönderildiği tam olarak açığa çıkarılmadığı sürece, kökleri polis teşkilatı içinde olan NSU 2.0 tehdit mektuplarının üzerinin bu şekilde kapatılabileceğinden hareket ediliyor. Ancak konu basit bir şekilde kapatılabilecek gibi değil. Çünkü devletin güvenlik birimlerinden kişilerin özel bilgilerine ulaşılarak, bunları tehdit olarak kullanma gibi ciddi bir durum söz konusu.

TEHDİTLER DEVAM EDİYOR

Üstelik bu tehdit mektupları sadece göçmenlere gönderilmiyor. 29 Ocak 2021’de Hessen eyaletinde bulunan Wolfhagen’de adı Walter Lübcke Schule olarak değiştirilen okula yine Yandex üzerinden bir tehdit mektubu gönderildi. Hem de Walter Lübcke davasında kararın açıklandığı günün hemen ardından.

11 Şubat’ta ise yine Yandex üzerinden Itzehoe ve Neuruppin eyalet mahkemesilerine “NSU 2.0” adıyla bombalı tehdit mesajları gönderildi. Her iki mahkemede de nazi rejimi döneminde toplama kamplarında görev yapanlar yargılanıyor. 12 Şubat’ta ise aynı mailden bu kez Yahudilere yönelik yayın yapan “Jüdische Allgemeine” gazetesine tehdit mesajı gönderildi.

Süddeutsche Zeitung’da yer alan habere göre, tehdit mektupları üzerinde inceleme yapan dil uzmanları, mesajları gönderenlerin, çok yüksek seviyede zeki olmadığı, ancak kullandığı dilin “resmi daire dili” olduğuna kanaat getirdi. Bu da NSU 2.0 adına gönderilen mektupların polis içindeki ırkçı yapılanmalar tarafından yazıldığı savını güçlendiriyor.

Bütün tartışmalara ve araştırmalara rağmen NSU 2.0 tehdit etmeye devam ediyor. En son 20 Şubat’ta Seda Başay-Yıldız’da “Heil Hitler” diye biten “ Obersturmbannführer” (Yarbay) imzalı bir mektup gönderildi.

Kısacası 2 Ağustos 2018’den bu yana NSU 2.0 konusunda elle tutulur bir gelişme yok. Tıpkı NSU cinayetleri gibi. 2000’de başlayan cinayetler serisi 2007’ye kadar devam ederken, güvenlik birimleri göçmenleri, kurban yakınlarını suçlayarak at izini it izine karıştırıyordu. Ta ki, cinayetleri işleyenler bir karavanın içinde ölü bulunana kadar…