Hollanda’da genel seçim için sandık başına gidiliyor

NURİ KARABULUT (Hollanda DİDF Başkanı)

Hollanda’da halk İkinci Meclis’in yeni üyelerini belirlemek üzere sandık başına gidecek. Normalde 17 Mart’ta yapılması öngörülen seçimler, koronavirüs salgını nedeniyle üç güne yayılarak 15,16 ve 17 Mart tarihlerinde yapılacak. 70 yaşın üzerindekiler ise mektupla oy kullanmaya başladılar.

Genel seçimler, yerli ve göçmen emekçiler için koronavirüs salgını nedeniyle özel koşullarda yapılıyor. Başta sağlık, eğitim, barınma ve çalışma koşulları olmak üzere pek çok alanda emekçilerin sorunları büyümeye devam etti. Koronavirüs salgını birçok alanda yaşanan sorunların daha net görülmesini beraberinde getirdi.

Sağlık alanı özelleştirildi. Kazanç sağlamayan hastaneler kapatıldı. Sağlık sektöründe çalışan insanlara kötü çalışma koşulları dayatıldı. Koronavirüs salgını herkesin kolayca ulaşabileceği, ücretsiz sağlık hizmetlerinin ne kadar önemli olduğunu yeterince ortaya koydu. Sağlık personelinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, hastane sayısı ve teknik donanımın hayat kurtardığı göz önünde bulundurulduğunda, bu alanda partilerin hangi vaatlerde bulunduğu, neler yapmak istedikleri büyük önem taşıyor.

Eğitimde fırsat eşitliği

Pandemi döneminde okullar uzun dönem kapalı kaldı. Orta ve yüksek öğretimde henüz normal eğitime geçilmiş değil. Koronavirüs salgını eğitim alanında yaşanan sorunların ve emekçi ve göçmen ailelerin çocukları için eğitimdeki şans eşitsizliğini de gözler önüne serdi. Bu eşitsizlik bir yıllık pandemi döneminde daha da derinleşti. Göçmenlerin yoğunlukta yaşadığı okulların durumu ise içler acısı. Azımsanmayacak sayıda çocuk yardımcı ders araç ve gereçlerinden yoksun. Öğretmenlerin daha iyi çalışma koşulları için talepleri çözülmemiş bir şekilde duruyor. Bütün vaatlere rağmen iktidara gelen partilerin eğitim konusunda ciddi değişikler yapmayacağı anlaşılıyor. Bu nedenle eğitimde şans eşitliğini ve eğitime daha fazla bütçe ayrılmasını savunmak ve bunun kavgasını vermek daha da önem kazanıyor. Yüksek öğrenime giden her öğrenciye karşılıksız burs verilmesi de bu alandaki önemli bir diğer talep.

Daha fazla sosyal konut

Hollanda’da son 15-20 yılda bütün hükümetler sosyal konut politikasından uzaklaşan politikalar izlediler. Sosyal konutların sayısı bu süreç boyunca giderek azaldı. Yüksek konut kiraları aldı başını gidiyor. Daha önce kiracıların söz sahibi olduğu konut birlikleri, kar yapmayı asıl amaç haline getiren birer şirkete dönüştü. Konut sahibi olmak da orta ve dar gelirliler için neredeyse imkansız hale geldi, çünkü bu evler için de astronomik rakamlar isteniyor

Çalışma yaşamı

Hollanda’da hükümet pandemi sürecinde birkaç kere on milyarlarca euroyu bulan ekonomik paket açıkladı. Bu paraların aslan payı büyük tekellere gitti. Emekçilere ve esnaflara ise kırıntılar kaldı. Buna rağmen büyük şirketler geçtiğimiz dönemde pandemiyi fırsat bilerek onbinlerce insanı kapı önüne koydu. Kapı önüne konulanlar ağırlıkla ve şimdilik kadrolu olmayan, güvencesiz işlerde çalışan insanlardan oluşuyor. Önümüzdeki süreçte, pandeminin gerilemesiyle birlikte daha yaygın çıkışların gündeme geleceğini söylemek için kahin olmak gerekmiyor.

Yanı sıra hükümetin açtığı ve aslan payını büyük şirketlerin aldığı ekonomik paketlerin bir de faturası olacaktır. Yeni kurulacak hükümet bu ekonomik paketlerin faturasını halka yüklemeye çalışacaktır. Yerli ve göçmen emekçiler olarak birliğimizi sağlayarak, krizin faturasının sırtımıza yüklenmesine karşı mücadeleye hazırlıklı olmalıyız.

Güvencesiz işlerin sürekli arttığı Hollanda’da güvenceli iş talebinde bulunmak aciliyet kazanmıştır. Yasal düzenlemelerle işverenlerin insanları kolayca kapı önüne koymasının önüne geçilmelidir. Krizin yükü emekçilere fatura edileceğine şirketlerden alınan ve sürekli düşürülen kar vergisi yükseltilmeli ve zenginlerden servet vergisi alınmalıdır. Asgari ücret 14 euroya çıkartılmalıdır.

Irkçılık ve ırkçılığa karşı mücadele

Dünyanın birçok ülkesinde ırkçı-faşist hareketlerin güç kazandığı bir süreçten geçiyoruz. Bu hareketlerin güç kazanması, hükümetlerin uyguladığı politikaların emekçilerin yaşamlarında meydana getirdiği alt-üst oluşlardan bağımsız değil elbette.

Hollanda’da da ırkçılık güçleniyor. Genel seçimlere çok sayıda ırkçı partinin katılıyor olması bunun belki de en somut örneği. Hollanda’da ırkçılığın kurumsal bir hal aldığının en son örneğini çocuk bakım parası skanladında gördük. Binlerce ailenin mağduriyetine sebep olan bu yasayı zamanında parlemontonun çoğunluğu onayladı ve devamında işbaşına gelen hükümetler uyguladı. Bunun gibi hayatın birçok alanında emekçiler kökenlerinden dolayı ırkçı ve ayrımcı uygulamalara maruz kalıyor.

Irkçılık kurumsal olmakla birlikte, Hollanda toplumunda bu duruma tepki duyan, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı sürekli mücadele halinde olan çok sayıda Hollandalı örgüt, kişi, aydın ve çevrenin olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Hollanda DİDF, 2021 genel seçilerinde Hollanda’da yaşayan Türkiye kökenli seçmenleri işsizliğe, yoksulluğa, sosyal kısıtlamalara, ırkçılığa, ayrımcılığa karşı çıkan; kaynakları sermayenin çıkarlarına göre değil halkın ihtiyaç ve taleplerine göre harcayacağını ifade eden adaylara ve partilere destek vermeye çağırıyor.