Eyalet seçimleri değişim isteğini işaret ediyor

YÜCEL ÖZDEMİR / Köln

Pazar günü Almanya’nın Baden-Württemberg ve Rheinland-Pflaz eyaletlerinde yapılan parlamento seçimlerinden sonra ortaya çıkan tablo, eylül ayında yapılacak genel seçimlerde federal hükümetin değişebileceği şeklinde değerlendirmeleri beraberinde getirdi. Her iki eyalette özellikle Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin uğradığı oy kaybı dikkate değer. Pandemi nedeniyle her iki eyalette de seçimler katılım oranı beş yıl öncesine göre azalarak, yüzde 63-64 seviyesinde kaldı. Mektupla oy kullanların sayısı ise arttı. CDU milletvekillerinin maske satışından komisyon elde ettiğinin açığa çıktığı geçen haftaki gelişmelerse oyların çoğu mektupla kullanıldığı için sonuçlar üzerinde fazla etkili olmadı. Ancak seçmenler arasında maske skandalı nedeniyle CDU’ya tepkinin yüksek olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle seçimlerin normal koşullarda olması durumunda oy kaybının daha fazla olacağı tahmin ediliyor.

BADEN-WÜRTTEMBERG: YEŞİLLER AÇIK ARAYLA BİRİNCİ

İlk olarak 2011’deki seçimlerde birinci olan ve ilk kez bir eyalette başbakan çıkaran Yeşiller partisi, bu kez de en fazla oy alan parti oldu. Böylece üç dönem arka arkaya hükümeti kurmaya hak kazandı. Kesin olmayan seçim sonuçlarına göre, Yeşiller beş yıl öncesine göre oylarını yüzde 2,3 artırarak yüzde 32,6’ya çıkardı. Son beş yıldır Yeşiller’in koalisyon ortağı olan CDU’nun oyları ise yüzde 27’den yüzde 24’e düştü. Bu CDU’nun eyalette aldığı en düşük oy oranı. CDU’nun oylarını Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’ye (FDP) kaptırdığı tahmin ediliyor. FDP oylarını az da olsa artırarak yüzde 10,5’e çıkarırken, Sosyal Demokrat Parti (SPD) de oy kaybına uğradı ve ancak yüzde 11 oy alabildi.

Beş yıl önce eyalette yüzde 15,1 ile büyük bir çıkış yapan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) bu sefer ancak yüzde 9,7 oy alabildi. Sol Parti ise oylarını az da olsa artırırarak yüzde 3,6’ya çıkarırken, meclis dışında kaldı.

Bu sonuçlara göre, eyalette işbaşında olan Yeşiller-CDU koalisyon hükümeti bir dönem daha gerekli olan çoğunluğa sahip. Ancak, eyalet başbakanı Winfried Kretschmann’ın (Yeşiller) FDP ve SPD ile birlikte, rengini trafik ışıklarından alan “ampül” koalisyonu kurmaya yönelebileceği tahmin ediliyor. Zira, dünden beri Alman basınında yer alan değerlendirmelerde, böylesine bir adım eylül ayında yapılacak genel seçimerde ortaya çıkacak sonuçlar için bir model olabileceği ifade ediliyor. Daha önce Yeşiller ile ortaklığa pek sıcak bakmayan FDP yöneticileri de bu sefer kapıyı hemen kapatmamayı tercih ediyor.

RHEINLAD-PFALZ: SPD KALESİNİ KORUMAYA DEVAM EDİYOR

Baden-Württemberg’den daha küçük olan Rheinlad-Pfalz eyaletinde ise SPD açık arayla seçimlerin kazananı oldu. Ülke genelinde oy oranı yüzde 15 civarında seyreden SPD bu eyalette yüzde 35,7 oy aldı.

Bunda birkaç dönemdir eyalet başbakanlığı koltuğunda oturan Malu Dreyer’in rolü büyük. Ülke genelinde tanınan SPD’li kadın siyasetcinin en önemli rakibi CDU’lu siyasetçi ise tanımayan bir sima idi. Bu nedenle CDU bu eyalette beş yıl öncesinde göre yüzde 4,1 oy kaybederek ancak yüzde 27,7 oy alabildi. CDU bu eyalette de bugüne kadarki en düşük oyu aldı. Mektupla oy kullanma Rheinland-Pfalz’da Baden-Württemberg’den daha fazla oldu. Bu nedenle “maske skandalı”nın etkisi daha düşük oldu.

Kesin olmayan seçim sonuçlarına göre diğer partilerin aldığı oy oranları ise şöyle: Yeşiler yüzde 9,3, AfD yüzde 8,3, FDP yüzde 5,5, Hür Seçmenler (FW) yüzde 5,4. Sol Parti bu eyalette de yüzde 5 barajının aldında kaldı. AfD, bu eyalette de beş yıl öncesinde göre oy kaybına uğradı. Dolayısıyla genel seçimlerde daha az oy alacağı tahmin ediliyor.

Seçim sonuçlarına göre, eyalette SPD öncülüğünde ve Yeşiller ile FDP’nin katıldığı “ampül koalisyonu” beş yıl daha görev yapmaya devam edecek.

BAŞBAKAN ADAYI TARTIŞMASI

Pek çok seçimin yapılacağı, bu nedenle “süper seçim yılı” olarak adlandırılan 2021’de Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz ile açılan pardenin ülke siyaseti üzerinde nasıl etkiler yaratacağı ise ancak 26 Eylül’de yapılacak genel seçimlerde görülebilecek. Pandemiyle mücadelede ve aşı konusunda parlak bir karnesi olmayan Angela Merkel’in başbakanlığındaki hükümetin faturayı bir şekilde ödemesi bekleniyor.

Pademinin ilk dalgasında açıkladığı yardım paketleri sayesinde oyunu arttıran CDU’nun önümüzdeki aylarda oy kaybetmeye devam edeceği tahmin ediliyor. Merkel çizigisini takip eden yeni genel başkan Armin Laschet’in bu gidiişatı tersine çevirip çeviremeyeceği ise belirsiz. En önemlisi de CDU ve Bavyera’daki kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) adına kimin genel seçimlerde başbakan adayı olacağı. CSU başkanı ve Bavyera Başbakanı Markus Söder, her iki partinin başbakan adayı olmak istediğinin mesajını vermişti. Ancak, en büyük eyalet olan Kuzey Ren Vestfalya’nın da başbakanı olan Laschet, başbakanlık adaylığından geri kalmayacağını söylemişti. Yapılacak görüşmeler ve pazarlıkların ardından başbakan adayının Paskalya Bayramı’ndan sonra açıklanması bekleniyor. Ekonomik ve siyasi gelişmeler muhafazakarların işinin Merkel sonrası dönemde kolay olmayacağını gösteriyor.

Yükseliş içinde olan Yeşiller ise “hükümet değişikliği” talebini daha sık dile getirmeye başladı. SPD’nin başbakan adayı federal maliye bakanı Olaf Scholz da önceki akşam katıldığı bir televizyon programında CDU/CSU’suz bir koalisyon hükümetinden yana olduğunu açık olarak ifade etti. Dolayısıyla eylül ayında, sandıktan her iki eyalette olduğu gibi, Yeşiller-SPD-FDP seçeneğinin çıkması durumunda her üç partinin de buna kapıları kapatmayacağı anlaşılıyor. En azından pazar günü yapılan seçimlerden sonra verilen mesajlar bu yönde.