Karakolda şüpheli ölüme geniş tepki

AYHAN ZEYTİN

Delmenhorst’ta 5 Mart günü polis karakolunda yaşamını yitiren 19 yaşındaki Qosay Sadam Khalaf için anma töreni yapıldı. Etkinlikte yapılan konuşmalarda, biber gazı ile yaralanan gencin doğal nedenlerle değil polislerin kasıt ve ihmali yüzünden öldüğü yolunda suçlamalar dile getirildi.

Delmenhorst’ta darp edilerek ve biber gazı kullanılarak etkisiz hale getirilen ve polis karakoluna götürülen 19 yaşındaki gencin burada rahatsızlanrak hastaneye kaldırılması ve hayatını kaybetmesi kentte tartışma yaratmaya devam ediyor.

17 Mart günü „Qosay’ın anısı için birlik“ adıyla kurulan inisiyatif tarafından düzenlenen anma ve protesto eylemine yaklaşık 250 kişi katıldı. Olayın bir cinayet olduğunu ve ciddi bir şekilde soruşturulmasını talep edien pankart ve dövizlerin taşındığı eylemde yapılan konuşmalarda da, Qosay Sadam Khalaf ‚ın ölümünün doğal nedenlerle olmadığı konusunda ciddi şüphelerin bulunduğu belirtilerek, göçmen kökenlilere yönelik ayrımcılığın bir örneği olduğu üzerinde duruldu.

‚ADALET YOKSA BARIŞ DA YOK‘!

Yaşamını yitiren gencin polis tarafından gözaltına alındığı Wolle Park’ta yapılan eyleme katılanların çoğunluğunun gençler olması dikkat çekti. Saygı duruşuyla başlayan anma eyleminde dayanışma inisiyatifi adına Gundula Oerter, Nazanin Ghafouri ve Dilfiroz adlı genç bir kadın birer konuşma yaptılar.

Nazanin Ghafouri, „Eminim ki adı Qosay olmasa ve farklı görünseydi, bugün hala burada olurdu“ dedi. Kendi babasını da yıllar önce polis şiddeti sonucu yitirdiğini belirten Ghafouri, “Bu tür ölümlerin bir daha olmamasını dilemiştim. Yıllar sonra polis şiddeti sonucu başka bir kişinin ölmüş olması insanı kızdırıyor ve üzüyor“ dedi. Nazanin konuşmasında, karakolda hayatını kaybeden 19 yaşındaki gencin hayatını da anlattı. Qosay’ın Ezidi bir ailenin çocuğu olarak 2015 yılında Irak’taki IŞİD teröründen kaçıp bin bir zorlukla Almanya’ya geldiğini ve bir dönercide çalışan, sorumluluk alan bir genç olduğunu söyleyen Nazanin, „O ölümden kaçmıştı, ancak ölümün onu yabancı bir ülkede beklediğini bilmiyordu” diye konuştu.

Dilfiroz de konuşmasında, Almanya’daki kurumsal ırkçılığı eleştirip, göçmen kökenli olan kişilerin polis tarafından diğerlerinden çok daha sık kontrol edildiğini kendi tecrübelerinden bidiğini belirterek, Qosay’ın başına gelenlerin ciddi bir şekilde araştırılıp aydınlatılmasını talep etti ve „Qosay için adalet“ çağrısında bulundu.

„Qosay’ın anısı için birlik“ inisiyatinin sözcüsü Gundula Oerter de, yaşanan olayın aydınlatılması için mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi. Eyleme katılanlar sık sık yumruklarını veya çiçeklerini havaya kaldırarak, „No Justice, no Peace“ (Adalet yoksa, barış da yok) sloganı attılar.

Anma eylemine katılanlar öldürülen gencin fotoğrafının altına çiçekler ve mumlar yerleştirdiler ve anısına en sevdiği şarkılar çalındı. Eylemde ayrıca katılımcılara Qosay ile anılarını ve duygularını ifade etmeleri için fırsat verildi. Konuşanlar da 19 yaşındaki gencin polis şiddeti sonucu öldürüldüğü görüşünü vurguladılar. Burada konuşan bir kadın, o gün Qosay ile görüşmek için randevu yaptıklarını, fakat Qosay’ın görüşmeye gelmediğini belirterek, “gelemeyeceğini nereden bilebilirdim” dedikten sonra, eylem alanındaki polislere dönüp gözyaşları içinde „Onu siz öldürdünüz!“ diye bağırdı.

POLİS SUÇLAMALARI KABUL ETMİYOR

Delmenhorst polis yetkilileri ise konuyla ilgili basın açıklmasında, iki sivil polis tarafından darp edilerek gözaltına alınan gencin ölümünde bir ihmal veya kasıt olmadığını belirtti ve tarafsızlık gereği Oldenburg-Stadt/Ammerland polis müfettişliğinin soruşturma için görevlendirildiğini bildirdi. Ölüm nedenini açıklığa kavuşturmak için otopsisi yapıldı. Ancak soruşturma devam ettiği için ne polis ne de Oldenburg savcılığı şimdilik bilgi vermiyor.

NE OLMUŞTU?

Yerel basına yansıyan haberlere göre, 5 Mart günü 18.30’da Wolle Park’ta kontrol yapan polisler, uyuşturucu kullandıklarından şüphelendikleri iki genci kontrol etmek istemişler ve kaçmaya çalışan gençlerden biri olan Qosay’ı yakalamışlardı. Polisler, gencin gözlatına alınmamak için direndiğini ve kendilerine vurduğunu iddia etmişler, biber gazı ve zor kullanarak gencin gözaltına alındığı sırada rahatsızlanması üzerine ambulans çağrıldığını ancak Qosay’ın tedaviyi kabul etmediğini öne sürmüşlerdi. Bunun üzerine Delmenhorst polis karakoluna götürülen Qosay, saat 20.00 civarında hücresinde aniden rahatsızlanıp yere yığılmış, durumu kameralardan gören memurların müdahelesiyle Oldenburg hastanesine kaldırılarak yoğun bakıma alınmış, ancak tüm müdahalelere rağmen bir gün sonra burada yaşamını yitirmişti. Ancak olayın görgü tanıkları, Qosay K.’nın gözaltına alınırken gördüğü şiddet nedeniyle rahatsızlandıktan sonra, yardım ve su istediğini ancak yetkililerin ve acil servis ekibinin kasten tıbbi yardım sunmadığı ve su vermediğini söylemişlerdi. Delmenhorst polis yetkilileri, iddialar üzerine, kimseye ayrıcalık yapılmadığı yanıtını verirken itfaiye müdürü Klein-Dietz de bir açıklama yaparak, Qosay K.’ya kurtarma elemanları tarafından su verilmediği iddialarına yönelik olarak, „Kurtarma ekibi böyle bir talebi karşılayabilecek durumda değildi, ayrıca ekibin her zaman yanında içecek taşıma koşulu yoktur“ demişti.

Kentte geniş tepki ve yankı yaratan olay üzerine, objektif ve ciddi bir soruşturma yapılmasını talep eden bir inisiyatif kuruldu. İnisiyatif, polis yetkililerinin açıklamalarının yeterli olmadığı gibi, birçok soruyu ve şüpheyi barındırdığına dikkat çekerek şu soruların yanıt bulmasını istiyor: “Birinin tedaviye ihtiyacı olmasına rağmen tedaviyi reddetmesi normal midir?”; “Tamamen sağlıklı olan Qosay’ın aniden çöktüğü söyleniyor! Bu nasıl olabilir?”; “Neden Delmenhorst’ta daha yakında olan değil de, 30 km uzaktaki Oldenburg hastanesine götürülmüştür?”. İnisiyatif sözcüleri, olayın peşini bırakmayacaklarını ve gerçekler ortaya çıkana kadar eylemlere devam edeceklerini belirtiyorlar.